srebrenitsa’yı unutma unutturma!

 

 

Batı’nın çirkef yüzünü 1995’te de görmüştük

Ne çok kanımız aktı bizim. Ne de çok kırdılar bizi…

Ne çok gözyaşımız aktı bizim. Ne de çok ağlattılar bizi…

Ne çok kırıldık, ne çok ağladık, ne çok…

Tarihin hangi sayfasına baksak zaman bize yapılan zulümleri, katliamları yazmış. O ulu kâtip bizim gözyaşlarımızla, kanımızla yazmış defter ü divânı. Ne çok vurulmuşuz biz… Geçmişten şimdiye, şimdiden geleceğe… Modern zamanlarda, demokrasi mitinin herkesi büyülediği bir dönemde, barış naralarının göğü kapladığı anlarda, 1995 yılının 11 Temmuz’unda Bosna’nın Srebrenitsa şehrinde bir katliama, bir soykırıma, bir Müslüman kıyımına şahit oldu dünya. Haçlı zihniyetinin günümüzde hortlatıldığı bir vahşet… Bütün insanlığın gözü önünde, televizyonlardan naklen yayınlanan bir büyük utanç…

1992’de Yugoslavya’nın dağılmasıyla birlikte Sırplar Batı kamuoyunu da arkalarına alarak Bosna Hersek’te Müslüman kıyımına başladılar. Emperyalizmin ırkçılık zehriyle zehirlenmiş Sırp kasapları Bosna Hersek’i darmadağın etmek için harekete geçtiler. Maksat hem Müslümanların varlığından kurtulmak hem de buralardaki değerli maden yataklarına el koymaktı. Aynı zamanda buraları küresel sermaye ve vahşet koalisyonunun arka bahçesine, oyun alanına çevirmekti. Böyle bir ortamda Sırpların zulmü bütün hızıyla artıyordu. Sürgünler, tecavüzler, baskınlar, yıkımlar… Birleşmiş Milletler zorunlu olarak buraya müdahale etti. Aslında buna Sırpların işini kolaylaştırmak için çekilen bir numara da diyebiliriz. Zaten ilerleyen zamanlarda BM’nin asıl niyeti açıkça ortaya çıktı da. BM fiili durum karşısında buralarda altı tane güvenli bölge oluşturdu. Bu bölgelerin içinde Srebrenitsa da vardı. Bu karardan sonra Srebrenitsa adeta bir toplama kampına dönüştü. Şehrin nüfusu üç dört kat arttı.

Bu vahşet dünya utanç tarihinin en karanlık sayfalarında yerini aldı

Açlık, susuzluk, hastalık… Buradaki Müslümanların silahlarına da Birleşmiş Milletler tarafından el konuldu. Sırplar Birleşmiş Milletlerin gözetimindeki bu güvenli bölgeye saldırılarını arttırmaya başladılar. Hollanda komutasındaki BM askerleri olan biteni sadece seyretmenin, Sırpları cesaretlendirmenin ve işkencelere seyirci kalmanın dışında daha büyük bir zulme ortak oldular. Bir gece askerler şehri boşaltarak yirmi beş bin civarındaki mülteciyi ve Srebrenitsa şehrini Sırp katillerine teslim ettiler. 1995 yılının Temmuz ayında korkunç bir etnik temizlik başlatıldı. Çocuk çocuk, yaşlı genç, kadın erkek demeden beş gün içinde binlerce insan hunharca katledildi. Bu vahşet dünya utanç tarihinin en karanlık sayfalarında yerini aldı. Bu katliamın baş sorumluları Srebrenitsa’yı güvenli bölge ilan edip buradaki insanların canlarını korumayan hatta Müslümanların silahlarını toplayan BM barış gücü, Sırp komutan Radko Mladic ve o zamanki Sırpların devlet başkanı Radovan Karadziç’tir. Bunların yanında katliama sessiz kalan ve göz göre göre dindaşları, tarihi birliktelikleri olan insanlar öldürülürken aktif olarak çalışmayan, Bosna Hersek’e gereğince destek olmayan o dönemin Türkiye Cumhuriyeti hükümeti de sorumluluk ve vebal sahibidir.

Srebrenitsa Katliamı… Çağdaş dünyanın gözü önünde, Avrupa’nın göbeğinde işlenen bir büyük cinayet. Namusu ve vicdanı olanları derin bir kedere gark eden çok büyük bir acı. Cennet çiçeği kokulu çocukların, deniz gözlü kızların kapkara ağıdı… Srebrenitsa soykırımı… Adalet şampiyonluğunu kimseye bırakmayan, insan hakları rekortmeni (!) Avrupa’nın, ABD’nin, BM’nin ve dahi NATO’nun ne menem bir vahşet organizasyonu olduğunu hepimize bir kez daha gösterdi. Konu Müslümanlar olunca sus pus olan, türlü tevillere sığınan bu modern canavarların yüzü bir kez daha teşhir edildi. Srebrenitsa bize gösterdi ki bu zulüm şebekelerinden bir halt olmuyormuş. Bunların bütün tarihleri yalandan müteşekkilmiş… Yüreklerimizi acıdan bir kora dönüştüren, 1992-1995 arasında devam eden Bosna Hersek’in bu ölüm kalım kavgası bize Aliya İzzetbegoviç gibi bir zirveyi daha yakından tanıttı. İşin bu boyutu birazcık olsun yüreğimize su serpiyor. Düşünce ve eylemin anıtlaştığı Aliya… Düşüncenin engin vadilerinde at koşturan bir adam, yurdu tehlikeye girince en büyük savaş kumandanı olabiliyormuş. Bize bunu öğretti…

 

Selam olsun Aliya’ya ve Srebrenitsa şehitlerine!..

 

 

Muaz Ergü

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat