Okuma Notları

‘Avrupa ve Amerika’da öyle çocuklar var ki, gittikleri marketin rafında duran paketlenmiş etin, bir zamanlar canlı hayvanların eti kemiği olduğunu veya satın aldıkları sebzelerin büyük emek verilerek tarlalarda yetiştirildiğini bilmezler. Bir çiftçinin ürününü yetiştirirken gösterdiği sabır, gittikçe daha da sabırsızlaşan bir neslin kavrayamayacağı cinsten bir şey. Bu gençlerin ihtiyaçları, saatin yelkovanının hareketlerine göre karşılanmaktadır, mevsimlere veya hava şartlarının gerektirdiği disipline göre değil. Onlar ‘dokunulmazdır,’ ki bu söz büyük öneme sahiptir; zira bir nevi uzaklığı, ayrı oluşu ve yabancılaşmayı temsil etmektedir. Sokak lambalarının yıldızların parlaklığını örttüğü şehir ve kasabalarda, yıldızların ışıklarıyla gelen mesajların da üzeri örtülmüştür. Burada yitirilmiş olan şey sadece tefekkür değil, iştiraktir de. Kur’an’da, ‘O, kara ve denizin karanlıklarında kendileri ile yol bulasınız diye, sizin için yıldızları yaratandır,’ (6:97) buyurulmaktadır; fakat ihtiyacımız yoktur artık onlara. Bu tür işler, ışık yılı gibi terimlerden bahseden ve gönüllerimizi ve beyinlerimizi kaplayan karanlıkta yolumuzu bulmamıza yardımcı olacak hiçbir şey önermek zorunda olmayan uzmanlara bırakılmıştır.’
(Tanrı’yı Hatırlamak-İslam Üzerine Düşünceler/Gai Eaton)

‘Derler ki: Ebu Müslim Mervezi zamanında, hırsızlıkla itham ederek bir günahsız dervişi yakalamışlar ve Merv hapishanesinde hapsetmişlerdi. Gece olup karanlık basınca, rüyasında gördüğü Resulullah (s.a.) Ebu Müslim’e: ‘Ey Ebu Müslim! Sana şunu söylemem için Allah beni sana gönderdi: Dostlarımdan bir dost suçsuz olarak senin zindanında bulunmaktadır. Kalk ve onu çıkar’. Ebu Müslim, sıçrayarak uykusundan kalktı. Baş açık ve yalın ayak zindanın kapısına koştu. Emir verdi, kapı açıldı. Bu dervişi dışarı çıkardı, kendisinden özür diledi ve: ‘Dile benden ne dilersen’ dedi. Derviş dedi ki: Ey vali! Bir kimse ki, gecenin yarısında Vali Ebu Müslim’i yumuşak yatağından kaldıran, belalardan çıkarmak ve kurtarmak için başı açık ve yalın ayak olarak ona gönderen bir sahibi ve Rabb’ı vardır, o kimsenin O’ndan başkasından bir şey dilemesi ve ihtiyacının görülmesini istemesi hiç caiz olur mu? Bu söz üzerine Emir Ebu Müslim ağladı, derviş de oradan ayrılıp gitti.’
(Hakikat Bilgisi/Hücviri)

‘Meşairu’l-Uşşak sahibi Yahya İbni Muaz San’ani’den şöyle nakledilir:

Bir tarihte Mekke’den San’a’ya yolculuk yaptım. San’a’ya beş menzillik yer kaldığında yol arkadaşlarımızdan bazıları Ceben nahiyesine çıktılar. Bana da:

‘Elbette bizimle beraber sen de gelirsen, varalım Urve ile Ufran’ın kabirlerini ziyaret edelim.’ Dediler.

Ben de onlarla beraber çıktım. Vadi tarafına vardık. Gördük ki bu iki aşığın kabirleri birbirinin yanına düşmüş. Bu iki kabrin her birinde birer ağaç peyda olup, her biri bir adam boyundan yüksek olduğundan bu iki ağaç birbirine o derece sarılmışlar ki, sanki iki hasret birbirini kucaklamış.’
(Süheyli’den Duyulmadık Hikayeler/Süheyli Ahmed İbni Hemdem/)

  Gökhan ÖZCAN

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat