Nuhun Gemisine Sığınmak

“Her türlü tuğyan, şirk, günah, isyan ve ahlâksızlıktan Allah’a ve O’nun dini İslam’a sığınarak, dünya ve ahiret kurtuluşunu yakalayıp İlahi rızaya, huzur ve güvene ermektir Nuh’un gemisine sığınmak.”

Hz. Nuh (A.S.), kâfirlere karşı büyük bir sabırla tebliğ çalışmalarını yapmış ve her türlü tehdit ve karşı koymalara, tahkir ve alaylara rağmen insanları hakka çağırmaya devam etmiştir.

“Andolsun ki biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. Sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi” (Ankebut 14)

Hz. Nuh (A.S.) bir peygamberdi ve ağır imtihanlardan geçmekteydi. Kavmi onun çağrılarını alaya alıyor, tehdit ediyor ve küçük düşürücü tavırlar sergiliyordu. Ama o kavminin kurtuluşu için her şeye göğüs geriyor ve Allah’ın emirlerini bir bir yerine getiriyordu.

Allah (C.C.), kavmini uyarmasını emrediyordu. Hz. Nuh (A.S.) da bu doğrultuda kavminin kurtuluşu için çalışıyor ve onları hakka çağırıyordu. Ama kavmi o konuştuğunda kulaklarını tıkıyor ve kendisini alaya alıyorlardı.

Rivayete göre tam 950 sene gece gündüz, açık gizli demeden süren tebliğ döneminde hep sorumluluğunun gereğini yapmış ailesi tarafından dahi pek fazla iltifat görmemişti.

Fitneler, iftira ve alaylar artmış, gece ve gündüz devam eden sıkıntılar ve aşağılamalar başlamıştı. Derken bir gün kavmi Hz. Nuh’u (A.S.) ölümle tehdit edince durum değişmişti. Bütün çarelerin tükendiğini görünce Hz. Nuh (A.S.) Allah’a acziyetini ve kavmi hakkındaki umutsuz duygu ve düşüncelerini şikâyette bulundu. Fakat bu şikâyet onu bir başka imtihanın ve alayın konusu haline getirdi.

Bunun üzerine Allah (C.C.) O’na bir gemi yapmasını ve inananlar ile birlikte bu gemiye geçmelerini emretti. Hz. Nuh (A.S.) insanların aşırı bir şekilde zem ve alaylarına maruz kalmıştı fakat diğer taraftan, karada gemi yapan bir peygamber, bir insan olarak tarihe geçmişti.

Hz. Nuh (A.S.) gemiyi yaptığında inananlar ile birlikte binmişti. Nihayet Allah’ın (C.C.) o çetin ve amansız azabı gelmiş ve gemidekiler o azgın suların üzerinde hayata tutunurken, inanmayanlar sığınacak dağ tepe aramakla meşgul oldukları halde tufan gelip her şeyi yutuvermişti. Kendilerini Hakk’a çağıran bir Peygamberi yalanlayıp, alay eden ve inkâra şartlanan o toplum helak olup gitmişti. Bu dünya hapishanesinde mahpus ve mazbut kalan bizler, katledilen insanlığın külleri üzerinden çıkıp, Nuh’un gemisine sığınmak ve kurtulmak istiyoruz. Bizi alaya alanlar, gülüp geçenler küçümseyici bir yüz ifadesi ile bakanlar ile aramıza set çekip bir gemi ile yol almak ve üzerimize çöken karanlıktan uzaklaşmak istiyoruz. Her gecenin bir sabahı vardır ama bizler uzun gecelerden geçmekteyiz. Bu uzun gecelerde bulunduğumuz ortamdan uzaklaşmak ve Nuh’un gemisine koşmak istiyoruz. Sağanak sağanak yağıyor karanlık:

Bir yanda öldürülen, zulme uğrayanlar;

Bir yanda yalan, gıybet, fitne ve fesat ile insanlar arasında huzursuzluk ve güvensizlik çıkartanlar;

Şehvet ve israf ile hayatı pespayeleştirenler;

Sarhoş olduğu halde trafikte canavara dönüşenler;

Bir yanda paraları ile insanlar üzerinde sulta kurmaya çalışanlar;

Ezilenler ve ezenler, ayaktakiler ve ayaklar altındakiler;

Allah’ın dinini beş kuruşluk para karşılığında satanlar.

Kötülüğün müşteri bulduğunu görünce, evinizi bir gemi gibi görüp buraya sığınmak istiyorsunuz. Çünkü üzerinize bulaşan her kötülük bir huzursuzluk ve mutsuzluğa yol açıyor. Çünkü bilinen bir gerçektir; yaşanan her cürümün içinde bir haram ve her haramda bir huzursuzluk ve mutsuzluk vardır. Böyle bir ortamda hepimiz geleceğimizi, yani ahiretimizi zarara uğratma, boşa çıkartma korkusuna kapılıyor ve bizi kendine çekmeye çalışan fitne ve kötülüklerden kaçarak, Nuh’un gemisine, Yusuf’un zindanına, Muhammed Mustafa’nın (S.A.V.) konakladığı o mağaraya sığınmak istiyoruz. Çünkü başımızı hangi tarafa çevirsek karanlığın kanatlarına değiyor ve irkiliyoruz. Hayatın kirlerinden, öğüten tasallutundan kurtulmaya mecburuz. Bunun için kötülükten iyiliğe koşmalı ve buraya tutunmalıyız.

İyileri taşıyan bir gemi, saklayan bir zindan, sığınılan bir mağara her zaman bulunur. Yeter ki başınıza gelenler Allah için olsun. Payınıza da hayat denen bu imtihan yerinde düşen bir küçük “ah!..”, yüksek bir “af!..” ya da çığlık olsun. “Nuh’un Gemisi” peygamberimizin getirdiği dinin hikmet pınarından çağlayan bir hükümler manzumesi olduğu gibi, hayatı ile suladığı verimli ve huzurlu bir vahadır da aynı zamanda. Çünkü gemidekiler, yalan, gıybet, şirk, haksızlık, nefret, intikam, küfür, isyan ve benzeri bütün kötülükleri kıyıda bırakıp, Allah’a teslim olmuş ve müjdeli bir sona doğru yol almışlardır.

Yeryüzünde zulüm edenlere bir korku salar bu gemi. Onların küçümseyici ve alaycı bakışlarının arkasında geçmiş bir hikâyeden gelen çağrıyı duyar, çığlıklardan sağır olurlar sanki. Bu çehrelerin karardığı o günde yavaş yavaş ilerler gemi. Bizler gemilerimizi karada yapmaz isek, o tufanın müjdeli haberi ulaşmaz ise kıyılara ve kötüler kötülüklerini bırakmazlarsa, bu gemi de birlik (tevhit) içinde olmazsa selamete çıkamayız.

Bir gemi inşa etmiyor ve bu gemide yer almıyorsak sorumluyuz.

 

 

Fatma Tuncer

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat