Kaybolduğumuz Kendimizde Kaybettiğimizi Bulmak…

Yeteneksiz bir çağın yeteneksiz çocuklarıyız! Yarını olmayan bugünün dünsüz, günsüz ve bütünsüz çocuklarıyız! Yeteneğin kalmakla, kalıcı olmakla sınandığı tüm çağların yeteneksiz ve yarınsız çocuklarıyız! Kalmasını bilmeyenin gitmesini bilemeyeceği paradoksu bizi ansız ve kutsalsız bıraktı! Anı olmayanın kutsalı da olmadığı için yarını da yoktu! Çünkü an, içinden dün çıkarılıp yarının inşa edildiği kutsal zamandır! İçinde bulunduğumuz, arkası ve önü olmayan bu çağın çocukları, anda çakılarak kalmayı tercih ederek, yarınlar inşa etmek yerine yarınların çocuklarına seslenmeyi tercih ettiler! Çünkü kendilerini bu tercihin içine doğar buldular! İçine doğulan ama sorgulanmayan ve yakalanamayan çağ, ne dününü bildi ne yarınına koştu! Dününü biçemeyen yarınını da ölçemeyen biz yeteneksiz çocuklar, miras olarak geleceğin inşası çocuklarımıza hızla ilerleyerek gerileyen bir medeni paçavra bırakmak üzereyiz! Paçavralar yok olmanın diğer adı olduklarına göre, bu medeni olmayan medeniyet, bir türlü ol-amayan, ol-amadığı içinde ölemeyen bir hiçliğe dönüşüp yok olmakla karşı karşıya kanımca! Yok olan, yarına ne bırakabilir? Koca bir hiç!

Yaşadığımız çağın nihilist bir çağ olduğunu ve zamanın göstergelerinin post modernizmi gösterdiğini düşünürsek bu sonuç kaçınılmazdır! Ve kaçınılmaz olandan kaçamazsınız! Şayet bir imanınız yoksa! Ama eğer imanınız varsa her zaman bir ümidiniz, bir seçeneğiniz var demektir! Çünkü iman, seçenekler doğuran bir kaynaktır! Bütün seçeneklerin yok olduğu ya da sonuçsuz bırakan bütün ihtimallerin denendiği bir zamanda ortaya çıkan mucizedir iman! Her şeyden ümidin kesildiği anda ve insanların karanlıklara boğulduğu bir zamanda aydınlık bir fener gibi etrafı aydınlatan ve sahibi olduğu her kişiyi bu nurun etrafında kenetleyerek bir nefere dönüştüren ve nedameti olmayan bir nimettir iman! Tam da bu noktada bütün kaçınılmazları kaçınılır kılan yegane dayanak ve sığınaktır iman! Yani, içinde bulunduğumuz nihilist çağın ve her şeyi göreceliğe kurban vererek kimseye ve hiçbir şeye hakikat hakkı tanımayan ve insanları başta kendilerine daha sonra yaratılmış her şeye yabancılaştıran post modernizmin tehlikelerinden koruyacak ve kurtaracak yegane liman imandır! İmanı olmayanın kaybolduğu ve tüm zamanlarda kaybettiği bir çağın çocukları olarak neye tutunacağımızı bilmek boynumuza değil bel kemiğimize kadar denge ve adaletin bütün nass’larına karşı borcumuzdur! Ve borcunu ödemeyenin insan olmadığı muhakkaktır! İşte biz tam da bunu kaybettik bugün! Biz, insan olma yeteneğini kaybetmiş ve insanı canavarlaştıran bir uygarlığın çocuklarıyız! Tarihte, “insan insanın kurdudur” sözünü bu kadar haklı çıkaran bir çağ hiç olmamıştı! İnsan olma yeteneklerini insanlık hiç bu kadar kaybetmemişti! Hiç bu kadar yönsüz, yolsuz ve rehbersiz olmamıştı insanlık!

Zamanın en büyük paradoksu ise, insanın kendini dev aynasında seyrederek cüceliğini kaçırmasıdır! İçinde bulunduğu zamanı tarihin en iyi zamanı ve zamanın insanını en yüksek insan olarak gören uygarlık, ne kadar alçak olduğunu ve durmadan alçaklık ürettiğini göremeyecek kadar acizdir! Ve bu acziyetten icazet yani mucizeler çıkmıyor maalesef! Çünkü mucize insanı aciz bırakandır ve mucizeleri ancak Allah karşısında acziyetini kabul ederek bütün hayatıyla buna şahitlik edenler görebilir! Allah ve O’nun yarattığı her şey karşısında kendini yeter ve üstün gören bir uygarlık mucizeler değil ancak ve ancak acziyetler üretebilir! Acziyetten mucizelere terfi ise ancak ve ancak imanla mümkün olabilir! Çünkü iman, insana kendini hatırlatandır! İman, insana hakkını veren ve haddini tebliğ edendir! İman, insan olma yeteneğinin bütün nass’larını insana kazandıran ve mucizelerin dilini insanlarda, ellerini ise arzla semanın kesiştiği bütün noktalarda inşa edendir! Ve bu inşa süreciyle beraber her yerde mucizeler kendini, insanlara ifşaya ve gözler, mucizenin renkleriyle boyanmaya başlar! Hayat, mucizenin bütün büyüsü ve gerçekliğiyle dolmaya başlar böylece ve insanlar anın hakkını vererek geleceğin inşasına start vermenin ve dünyayı adaletin rengine büründürmenin huzurunu duymaya başlarlar! Çünkü iman, hem dün hem bugün hem de yarın demektir! Dünü olmayanın bugünü yoksa ve bugünü olmayanın yarını olmayacaksa insan, imandan daha fazla neye muhtaçtır ki?

Peki neden iman? Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızda asil(?) kanda mevcutken neden iman? Teknolojinin bu kadar ilerlediği ve insanları göğe yükselttiği bir çağda neden ve özellikle iman? Global bir köye dönüşen ve herkesin birbirini cebinde taşıdığı bir dünyada neden ve tartışmasız bir iman? Çünkü iman, dünle ilgili bütün hesaplaşmaları yaparak kendini bugüne getirebilmektir! Kendini, tarihin tozlu sayfa ve raflarından bugüne getiren insanın, zamanının bütün reel politi-kakaları, ekonomik girdapları, hegomonik kültürleri ve sanatsal facialarıyla hesaplaşması ve gereken savaşımını vermesidir iman! İnsanı hakikatinden soyutlayan ve insan olma yeteneklerini elinden alan bütün fikir ve zikir akımlarıyla kavgasını verebilmektir iman! Zamanın ruhunu okumak ve o ruha uygun elbiseler biçerek ruhu da bedeni de korumanın adı ve tadıdır iman! Yani çağıyla hesaplaşmanın ve çağına çareler sunarak insanı kurtarmanın mücadelesidir İman!

Koruyarak yaşadığı ve yaşattığı dünyayı gelecek nesillere miras bırakmanın kıvancıdır iman! Hiç’liğin ve yokluğun dipsiz kuyularından, varlığın ve varlıkta birliğin göklerine doğru bir kanatlanıştır iman! Anlamsız zannedilen her şeyin, anlama durması ve insana anlam katmasıdır iman! Allah’ın bize bahşettiği ama kaybettiğimiz yetenekleri geri kazanmak zorundayız! Bizi bizden alan ne varsa kusmak ve bize ait ne varsa geri almak zorundayız! Kendimize gelmek ve kendimizden bugünü, bugünden ise yarını çıkarmak zorundayız! Ve bütün isteklerimizi kavli ve filii dualarla Allah’a koşmak ve bütün benliğimizle Allah’a koşturmak zorundayız! Ne mutlu Allah’a doğru koşabilenlere!

 

 

İsmail Erdoğan

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat