Vakitsiz Müslümanlar

İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaçar

Geçmişte insanlar bugünkü gibi 24 saat dilimini değil güneşin boyuna göre zamanı ayarlayan güneş saati kullanıyorlardı. Özellikle ibadet vakitlerini belirlemek adına büyük hizmet veren bu saatlerin ilk olarak Mısır’da Firavun döneminde ortaya çıktığı biliniyor. Sonrasında İslam âleminde namaz vakitlerini ayarlamak için kullanılmaya başlandı. Bu nedenle eski dönemlerde inşa edilen bütün camilerde güneş saati bulunmaktaydı. Artık günlük hayatımızda 24 saate ayıran dijital saatler kullanıyoruz. Bu dijital saatler yavaş yavaş camilerin duvarlarında yerini almaya başladı. Gerçek bir zaman dilimini sanal bir saate böldük. Biz de geçmişten günümüze saatlerin menziline giren zaman algımızda ne gibi değişimler yaşandığını merak ettik ve bakın neler gördük…

 

Uzun zamandır zaman ve saat ilişkisinin tarihî yolculuğu üzerine derin araştırmalar yapan İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaçar, bir bilim olarak zamanı geçmiş ve günümüz insanının nasıl algıladığını anlattı. Atalarımızın zamanı ölçmek için çok sayıda teknik kullandığına işaret eden Kaçar, erken devirlerde kullanılanlar arasında en önemli aracın güneş saati olduğunu ifade ediyor. Güneş saatinin güneşin ışığının bir obje üzerine yansıdığında meydana gelen gölge boyunun ölçülmesiyle zamanı izlediğini belirterek saatin atasını bize bakın nasıl detaylandırdı: ‘İcadı insanlığın var oluşu kadar eski. Elimizde en eski güneş saatlerine ait kalıntılar Eski Mısır Uygarlığı dönemine dayanıyor. Roma ve Eski Yunan’da gelişmeye devam ederek geometriye dayalı hesaplama yönteminin uygulandığı ilk ideal güneş saati İslam medeniyetiyle birlikte ortaya çıkıyor. İslam coğrafyasında muvakkitler, müneccimler, heyet âlimleri yani astronomiyle ilgilenen kişiler güneş saatleri ve zaman üzerine çalışmalar yapmışlar ve konu ile ilgili kataloglar da hazırlamışlar.’

 

SANAL BİR SAATE TABİYİZ

Güneş saatinin ‘gerçek’ zamanı ölçen bir araç olduğunu vurgulayan Kaçar, bunun nedeni olarak gökcisimlerinden referans almasını gösteriyor ve şöyle diyor: ‘Bu sistem hiçbir zaman değişmez. Günlük hayatımızda kullandığımız saatler rasyonel anlayışla üretilen sanal saatlerdir. Mevsimlere göre değişirler ve günü mevsimlere göre iki eşit parçaya bölerler. Parçalar on ikişer saatlik iki eşit zaman dilimidir. Güneşin batışı veya doğuşu ile ilgili bir ayrıma tabi tutulur. Yaz ve kış saatlerinin süreleri de birbirinden farklıdır. 23 Eylül, 21 Mart tarihinde ekinoks yaşandığında, yani gece ve gündüzün eşit olduğu zamanlarda 12’şer saatlik denge kurulmuş olur ve gün eşit olarak 24’e ayrılır. Fakat yengeç veya oğlak dönencesinde en kısa gece ve en uzun gün yaşanır. Burada ise tam bir eşitsizlik söz konusudur. Gündüz saatleri gecenin saatlerinden oldukça farklıdır. Bu fark yaklaşık 45 dakikadır. Bu süre tabii ki boylamlara göre de değişir. Çünkü gece gündüz farklarında yerin konumu çok önemlidir. İstanbul için yaptığınız bir güneş saatini Ankara için kullanmazsınız. Her enlemin kendine göre bir güneş saati olmak zorunda.’

 

İBADET İÇİN GEREKLİYDİ

Gelişim süreci incelendiğinde, hayat şartlarının zaman ölçümü yapan araçların niteliklerini belirlemede etkin olduğuna dikkat çeken Mustafa Kaçar’ın, Abbasî döneminde Bağdat’ta tren, vapur veya otobüse yetişmek gibi sıkıntıları bulunmaz ve günümüzdeki gibi dakika hesabı yapılmazken ‘Neden güneş saatine ihtiyaç duydular?’ sorusuna cevabı dinî ritüeller olarak öne çıkıyor. Kaçar: ‘Güneş saati Eski Mısır’ın Firavun döneminden uzanan bir gelenekti. Bunu en temel ve zorlayıcı nedeninin dinî olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü Eski Mısır’da insanlar günde otuz defa belirlenmiş duaları okumak durumundaydılar. Ve bu otuz farklı zamanı doğru tespit etmeleri, hangi vakitte hangi duayı okuyacaklarından emin olmaları gerekiyordu. Müslümanlar açısından bakıldığında sadece beş vakit olduğu sanılır. Ancak şeri olarak Müslümanlar günü 14 vakte ayırırlar. Her vakit kanunî olarak günlük yaşamın parçasıdır. Kuşluk, grup, şafak vakti gibi ara vakitlerin de iyi bilinmesi gerekir. Diğer taraftan beş vakitten biri olan yatsı vaktini belirlemek durumunda, güneş battıktan ne kadar sonrasını anlamak gerektiğinin pratik bir cevabı olmalıydı.’ diyor.

 

ZAMAN ALGISI DEĞİŞTİ

Günümüzde zamanı kovalayan insanlarız. Zaman ile insan ilişkisinin bugün farklı boyutlarda ele alınması gerektiğini vurgulayan Mustafa Kaçar, kendi icat ettiğimiz zaman kavramında bir algı değişimi yaşandığını, bunun sebebini belli şeyleri zaman ve mekâna göre tarif etmek durumunda olmamıza bağlıyor. Zamanın olmadığı bir yer düşünülemeyeceğini, bunun bir kaos olacağını söyleyen Kaçar, insanın fıtratı gereği kendi hayatını devam ettirebilmek için belli standartlara sahip olmak zorunluluğuna zamanın en önemli referans olduğuna dikkat çekiyor. Bir yerlere yetişme zorunluluğunun bile bunun için yeterli bir açıklama olabileceğini ve saatin evrensel olmasının önemli olduğunu anlatan Kaçar, ‘Aslında biz zamana değil insanlığın gelişmesine önem veriyoruz. Eğer bu tip teknolojik gelişmeler olmasaydı hâlâ mağaralarda yaşıyor olacaktık. Bizim için önemli olan şey insanın gelecekten emin olmasıyla ilgili. Değişik tarzlarda yaklaşımlar olsa da geneline baktığımız zaman ibadetle meşgul olan biri değilseniz bu öncelikler değişir’ diyor.

 

Çok farklı zaman ölçme araçları var

İslam coğrafyasında bu vakitlerin kanunî olarak ve güneş saati ile belirlenmesinin başka bir açmazı meydana çıkardığını vurgulayan Karaca, güneş ışığı olmadan bir güneş saatinin zamanı ölçemeyeceğini anlatırken sıcak beldelerde ve nispeten Ekvator’a yakın bölgelerde bu sıkıntının aşıldığını, dolayısıyla kuzey topraklarında ise zamanı ölçmenin zorlaştığını belirtiyor. Ancak ‘güneşsizlik’ sorununun bir takım mekanizmalar ve araçlar icat edilerek aşılıyormuş. Küresel geometrinin gelişmesinde güneş saatlerinin önemli bir etkisi olduğunu, vurgulayan Karaca, güneş saati ile bilimin de camiye girdiğini söylüyor.

 

DİĞER SAATLER

Mustafa Kaçar, insanoğlunun her daim günü 24 saate böldüğünü ve 12 saatten oluşan bir günün tasavvur edilmediğini dile getirirken günü ve geceyi ayrı ayrı 12’şer saate bölmek gibi usuller geliştirildiğini, günümüzde kullanıldığı üzere 24 saatte karar kılındığını belirtiyor. ‘Saat, medeniyetler tarihinde ve geçmişten günümüze insanlığın kültür yolculuğunda çok önemli bir icat olarak öne çıkar. Doğaya uyum sağlamanın ardından kendine rasyonel ölçüm aracı icat etmiş olmak son derece önemlidir.’ diyerek açıklıyor. Güneş saati dışında çeşitli saatler icat edildiğini de hatırlatan Kaçar, bunlardan birkaçını şöyle anlatıyor: ‘Örneğin su saatleri… Sabit bir havuzdan sabit bir debide akan suda bütün zaman ölçümlerini yapılabilir. Burada akan suyun miktarıyla geçen zamanın dengelenmesi söz konusu. Mum saati de kullanılmıştır. Mum belli bir sürede belirli bir miktarda yanan bir madde. Mekanizmada bulunan yaylarla karşısındaki ağırlıklar yüzünden mum eridikçe yukarı kalkar. Yukarı kalktıkça da geçen zamanı ölçülür. Karşı ağırlıklarla çalışan çalar saatler de vardır. Hatta kronometreler bile… Aslında enteresan mekanizmalara sahip birçok zaman ölçme araçları var.’ şeklinde konuşuyor.

 

 

Röportaj: Büşra Sönmezışık

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat