Kuran-ı Kerim Işığında Veliler Silsilesi

Mevlid kandilinde Çamlıca’daki Yeni Çilehane Camii’nde muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendi’nin huzur dolu bir sohbetini dinledik. Dinimizin önem verdiği iki bayramımız ve beş kandilimiz bizim için bir hatırlayış, bir yenilenme ve iman tazeleme zamanlarıdır. Bunlara ilaveten üç aylarımız, muharremimiz ve aşure günümüz vardır ki bunların da Müslüman yaşantısında bir karşılığı bulunur. Biz Müslümanlığımızın zevkini, tadını en fazla bu günlerde hissediyoruz. Bu günler ailemize, yuvamıza, ocağımıza bir aydınlık, bir huzur, bir mutluluk getiriyor. Onların manevi atmosferi ile yeni güne korku ve ümit arası bir halle bakmaya başlıyoruz. Kendi önem verdiğimiz gün ve gecelerimizi hakkıyla idrak edebilirsek, birileri de bize sevgililer günü ve yılbaşı gibi bizim için hiçbir anlamı olmayan günleri dayatamayacaktır diye düşünüyorum. Bu bakımdan böyle mübarek gün ve gecelerimizin olması bizim için büyük bir lütuf…

Kandillerimizi idrak etmeliyiz

Son olarak Mevlid Kandilini idrak ettik hep beraber… Kainatın Efendi’sinin âlemi şereflendirişini kutladık; bütün kırık dökük yanlarımıza rağmen. Belki hakkıyla bunu idrak etmekten acizdik ancak, hiç olmazsa bugünün özel bir gün olduğunun farkındaydık. Bu mübarek günde bendeniz de muhterem Süleyman Akgül Ağabey ile birlikte Çamlıca’ya doğru yola koyuldum. Arabada başka ağabeyler de olduğu için bize bu kutlu yolculukta steyşın model arabanın bagajı düştü. Bagajda çok sayıda Dergi, takvimler ve başka eşyalar da olduğu için pek fazla hareket edemedim. Yoldaki eziyetlerin güzel bir sevaba denk geleceğini düşünerek bu durumdan hiç rahatsız olmadım.

Arabanın arkasında yoldaki arabaları seyrediyordum. Arabaların çoğu lüks ve yeni arabalardı. Elhamdülillah, o arabaların içindeki rahat koltuklardan birinde olmayı hiç arzu etmedim. Mübarek doğumlarını idrak ettiğimiz Efendimiz aleyhis selatü ve selam yumuşak yatak yüzü görmemişken, bizim de hiç olmazsa isteklerimize bir nebze sınır koymayı öğrenmemiz gerekir diye düşündüm.

 

Yeni Çilehane Camii çok güzel

Bu kutlu ve güzel yolculuktan sonra Çamlıca’da kısa süre önce yaptırılan Yeni Çilehane Camii’ne ulaştık. Bu cami iç ve dış mimarisi ile çok estetik bulduğum bir camidir. Hele ki pencereleri, dizaynı sayesinde ikindi güneşini öylesine güzel içine alıyor ki… Mihrabın, minberin şekilleri de ayrı birer güzellik… Caminin duvarlarındaki sade altın rengi yazılar da camiye çok güzel bir görüntü katıyor. Müslüman’ın sadelik içerisindeki güzellik anlayışının örneğini bu camide bulabilirsiniz. Caminin en güzel kısmı ise cemaati… İçeri girer girmez genellikle açık renk kıyafetli, beyaz takkeli ve temiz yüzlü muhteşem bir cemaatle karşılaşıyorsunuz. İlahiler, mevlit, Kur’an tilaveti ve duadan sonra ikindi namazı kılınıyor. Namaza müteakiben muhterem Osman Nuri Topbaş Hocaefendivaaz kürsüsündeki yerini alarak cemaate vaaz-u nasihatte bulunuyor.

Efendimiz’i tam olarak idrak edemeyiz

Allah Teala’nın insanı eşref-i mahlukat olarak yarattığını ve ona mükerrem olacak istidatlar verdiğini söyleyen Hocaefendi, insana Allah’ı ve Peygamberini tanıyabilmesi için aynı zamanda bir idrak ve bir ufuk verildiğini söyledi. Bu idrakin de avamın ve havasın idraki olmak üzere iki çeşit olduğunu söyleyen Hocaefendi; “İster avam olun, ister havas olun, ister havasul havas olun, Resulullah sallallhü aleyhi ve sellem’i idrak etmeye gücünüz yetmez…” dedi. Hakikaten biz her ne kadar Efendimiz aleyhis selatü ve selam’ı tanıdığımızı zannetsek de onu kâmil manada tanımamız mümkün değil. Hele ki bu beşer şaşar halimizle onu idrakten son derece uzağız. Onu tanımanın şartını ise Hocaefendi şu cümle ile özetledi: “Onu ancak muhabbetimiz kadar tanıyabiliriz.” Varlığı Cenab-ı Hakk’ın insanda tecelli eden bir mucizesi olan Efendimiz aleyhis selatü ve selam’ın yüceliğinin idrakimizin çok ötesinde olduğunu ifade eden Hocaefendi, Cenab-ı Hakk’ın ve meleklerin ona salat ettiğini söyledi. Bunun ayetle sabit olduğunu ifade eden Hocaefendi, ilgili ayette bizden de ona çok salat etmemizin istenildiğini söyledi. Salatın onu hatırlamak, onu unutmamak anlamına de geldiğini ifade eden Hocaefendi onun örnekliğini, usve-i haseneliğini yaşantımızda sergilememizin de bir salat olduğunu söyledi.

Ona itaat Allah’a itaattir

“Sana biat edenler Allah’a biat etmiş olurlar” (Fetih 10) ve “Kim Resule itaat ederse Allah’a itaat etmiş olur” (Nisa 80) ayetlerini okuyan Hocaefendi, bu ayetlere göre dinimizin bizden daima Allah resulüne tabiiyet, itaat ve muhabbet istediğini söyledi. Yine bu ayetlere göre Allah Resulü’nün Sünnet-i seniyesine ittibamızın, Allah’a olan ittibamız anlamına geldiğini söyleyen Hocaefendi, bu konuda örnek olan neslin Eshab-ı Kiram nesli olduğunu ifade etti. Bu örnek neslin Allah’a ve resulüne itaatte hiç taviz vermediklerini söyleyen Hocaefendi, sözlerine şöyle devam etti: “Eshab-ı Kiram malını, canını, her şeyini ortaya koyarak biat ettiler. Acaba biz de Eshab-ı Kiram gibi biat halinde miyiz? Fetih Suresi’nde Eshab-ı Kiram’ın bazı vasıfları bildiriliyor. Buna göre Eshab’ın vasıflarından birisi emr-i bil maruf ve neh-yi anil münker yapmaktı. Onların Allah resulünü tanımayanlara karşı hiçbir tavizleri yoktu. Layığına muhabbet, müstehakına nefret beslerlerdi” dedi. Sünnete ittiba etmenin önemi üzerinde duran Hocaefendi, şöyle bir anekdot aktardı: “Bir adam kerahet vaktinde namaz kılıyor. Bir zat ona; ‘Bu namaz bu vakitte kılınmaz’ diyor. Adam ‘Allah’a secde ediyorum, suç mu’ diyor. O zat da ona; ‘Allah’a secde etmek suç değil de Allah Resulüne tâbi olmamak suçtur’ diyor.”

 

Eshab Efendimiz’i temsil etti

Eshab-ı Kiram’ın her gittiği yerde Efendimiz’i en güzel şekilde temsil ettiğini söyleyen Hocaefendi, bu sayede Çin’e kadar İslam’ı taşımayı başardıklarını ifade etti. İslam’ın yayılmasında dinin temsilinin çok önemli olduğunu söyleyen Hocaefendi: “Fatih Bosna’yı fethetti; Anadolu’nun temiz insanın oraya götürdü, onlar dinin şahidi oldular, müjdeci oldular, uyarıcı oldular ve dini temsil ettiler. Boşnakların tamamı Müslüman oldu” dedi. Efendimiz’e olan sevginin bir işaretinin de ona karşı göstermiş olduğumuz edep olduğunu söyleyen Hocaefendi: “Onunla kalbî muhabbeti tesis etmek ve onun edebiyle edeplenebilmek asıl mesele. ‘Acaba Allah Resulü yanımda olsa benim bu halimden memnun olur mu?’ diye sormalıyız. Hucurat Suresi’nde ‘Kendi aranızda konuştuğunuz gibi onunla konuşmayın’ buyuruluyor. Yani ona karşı edepteki en ufak bir zaaf amelleri boş çıkartıyor” dedi.

Hangisi daha büyük velidir bilemeyiz

Efendimiz’in büyüklüğünü idrakten mahrum oluşumuzu en güzel bir şekilde anlatan Hocaefendi bu meseleyi daha iyi anlayabilmemiz için şu örneği verdi: “Arif bir zata soruluyor; ‘Cüneyd-i Bağdadi mi büyüktür, Bayezid-i Bistami mi büyüktür?’ O zat şöyle bir cevap veriyor: ‘Bu iki veli arasındaki fazilet büyüklüğünü tayin edebilmek için onlardan daha büyük bir veli olmak lazım.’ Gerçekten de bu söz çok manidar bir söz. Zira velilerden tutun şeyh efendilere kadar bir takım zatları birbiriyle yarıştırmanın bir edepsizlik olduğu bu söz vesilesi ile anlaşılmış oluyor.

Velisi böyle olursa Nebisi nasıl olur

Son olarak Hocaefendi Mevlana’nın resminin çizilmesi menkıbesini anlattı: “Selçuklu Sultanının kızı Gürcü Hatun ressam Aynüddevle’ye diyor ki, ‘Sen Mevlana’nın huzuruna git, fark ettirmeden bir resmini çiz, bana getir.’ Aslında caiz değil ama Mevlana’ya muhabbetten böyle bir şey yapıyor. Aynüddevle Mevlana’nın huzuruna gidiyor; ‘Efendim beni saraydan gönderdiler, bir resminizi çizeceğim’ diyor. Mevlana izin veriyor. Ressam oturuyor, çizmeye başlıyor. Çizdiği resme, bir de Mevlana’ya bakıyor, hiç benzemediğini görüyor. Yeniden çiziyor, Eflaki’nin bildirdiğine göre yetmiş tane kağıt eskitiyor. En sonunda bu hale çok şaşıran ressam; ‘Bir dinin velisi böyle ise kim bilir Nebisi nasıldır?’ diyor.” Bu huzur dolu sohbetten sonra böyle kıymetli Hocaefendileri dinlemenin neşesi ile evin yolunu tuttuk.

 

 

Aydın Başar

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Devamını oku:
Maddenin Sanat Hali

İsmail Avşin, 55 yaşında. Yıllarca biyoloji öğretmenliği yaptıktan sonra ahşap oyma sanatkârlığına başlamış. Ünlü ressamların resimleri, hat sanatının en güzel...

Kapat