Psikiyatrist Tanju Sürmeli’den Önemli Tespitler!..

Son günlerde medyanın 3. sayfadan manşetlere taşıdığı cinayet ve tecavüz haberleri tüm Türkiye’yi sarstı. bu akıl almaz ve tüyler ürpertici vahşetlerin perde arkasını, konu uzmanı Dr. Sürmeli’ye sordu.

Son zamanlarda cinayetlerin arttığı doğru mu? Yoksa bu konuyu medya mı abartıyor?

Dr. Tanju Sürmeli’nin cevabı: İçişleri Bakanlığı’nın 2010 faaliyet raporunda kasten adam öldürmede 2006 yılında 2066, 2010 yılında 1219 kişinin cinayete kurban gitmiş olduğunu belirtmekte. Yani 2010 yılında 2006 yılına göre %46 oranında azalma görülmekte. Medya bu olayları üçüncü sayfadan birinci sayfalara taşımaya başladı.

Şiddet ve cinayet eğilimli insanların ortak özellikleri var mı?

Dikkat eksikliği, hiperaktivite hastalığı ve benzer semptomlar, suç işleyen şahıslarla çok yüksek insidanstadır ve suç davranışlarına baktığımız zaman dürtüsellik, kontrolü kaybetme ve öfke içermektedir. Suça eşlik eden diğer faktörlerden alkol, uyuşturucu kullanımı ve depresyon da beraberinde olabilir. Gün geçtikçe büyüyen araştırmalar, şiddet ile bağlantılı yürütücü fonksiyonların kontrolü ile ilgili beyin elektriksel aktivitesindeki anormalliği açıklayan QEEG (beyin testi) bulgularının değerini destekler. İdama mahkûm olanlarla yapılan QEEG araştırmalarında, şiddet suçları yüzünden mahkûm olanların beyinlerinin frontal (ön) bölgesinde kortikal disfonksiyon olduğunu raporlamışlardır.Suçlularda nörobiyolojik anormallikler olduğuyla ilgili güçlü kanıtlar olsa da çevresel faktörlerin de bağımsız ya da birlikte önemli rol oynadığını söyleyen kanıtlar da mevcuttur.

Dikkat ve kendini ve dürtülerini kontrol etme problemi yaşayan çocuklar ve yetişkinler çoğunlukla toplumsal ilişkilerde hep bir mücadele içindedirler. Yalnızca anne-baba, öğretmenler ya da eşleriyle değil aynı zamanda kanunla da başları derde girer. Bu tür zorluklar, bağlanma ihtiyacı olan savunmasız şahıs ya da grupların, çete liderleriyle ilişkiler geliştirilerek suça teşvik edilmelerine de yol açabilir. Bu tür şahıslar dürtüsel olmaya eğilimli oldukları için hâkimler polisler ve yargıçlar da zaman zaman onlara işlemedikleri suçlarda bile itirafta bulundurabilirler ya da kendileri dürtüsellikle işlemedikleri bir suçu baskı altında itiraf edebilirler.Literatür de suçlularda çok sıklıkla beyin anormallikleri görüldüğünü desteklemektedir. 8 çalışmada idama mahkûm edilen kişilerin nörolojik bir bozulması olduğu rapor edildi. 3 çalışmada, vakaların %33 ila %75’inde minor ya da major norolojik bozulma, 4 calışmada, vakaların % 24 ila %100’unde kafa travması tespit edilmiş, 5 çalışmada, vakaların % 50 ila % 100’ünde anormal EEG ve PET scan bulguları tespit edilmiştir. Evans ve Park, 20 katilin QEEG’lerini, Thatcher, Life Span EEG Reference Databankasındaki normlara göre, coherence (dalga formlarının benzerlikleri), faz (noral iletim zamanı) ve amplitud asimetrisine göre (dalga amplitud asimetrisi) delta, theta, alpha ve beta frekans bandlarında karşılaştırıldı. 12 kişide, sağ frontalde (Fp2,F4,F8) ve sağ posterior alanda (P4,T6,O2) coherence anormallikleri görüldü.

Katillerde, sağ hemisfer (beyin lobu) faz anormalliklerinin, sol hemisfere göre daha fazla olduğu ve anterior (önek) alanda faz anormaliklerinin çok fazla olduğu tespit edildi. 12 kişide F8 ile T4 arasında bir ya da daha fazla amplitud asimetrisi, 15 kişide anormal coherence artması tespit edilmiştir. Akıl hastalığından dolayı suçlu olmadığını söyleyen 41 katilin yapılan PET çalışmasında (PET çalışması ile kalp kasının canlılığını koruyup korumadığı gösterilir), prefrontal kortekste, superior parietal korteks, sol angular gyrusta ve corpus callosumda, glukoz metabolizmasında azalma tespit edilmiştir. İkinci bir PET çalışmasında 9 affektif katilin (murder without premeditation) kontrol grupla karşılaştırılmasında, katillerde prefrontal aktivitenin daha yavaş olduğunu ve daha fazla subkortikal aktivitenin olduğu tespit edilmiştir.

Çocuk suçlularda ne tür bir kişilik bozukluğu mevcuttur?

Çocuk suçlular sıklıkla nörolojik olarak değerlendirilir. Örneğin, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite hastalığı, bağımlılıklar ve bozulmuş nöropsikolojik fonksiyon, yaygın olarak suçlu popülasyonunda görülür: Hiperaktif gençler, özellikle antisosyal davranış gösterenler, suç davranışı açısından önemli bir risk taşırlar. Çocuk suçluların da bağımlı olabildiğini düşünürsek bu tür bir müdahale onlar için de faydalı olacaktır. Ağır suçlardan hüküm giymiş erkeklerle yapılan çalışmalarda anormal EEG aktivitesi ve nörofizyolojik fonksiyonda bozulma görülmüştür. Bir çalışmada cinayetten suçlu 20 erkeğin, frontal ve sağ hemisfer disfonksiyonu olduğu görüldü. Anormallikler, EEG normatif databankası kullanılarak bulunan coherence, faz ve amplitud asimetri ile ilintilidir.

Tecavüz eğilimi olanların ortak karakter yapıları var mı? Özellikleri nelerdir?

Tecavüz cinsellikle ile ilgili değildir. Tecavüz kontrol, öfke ve şiddet ile ilgilidir. Bütün tecavüzcüler birbirine benzer değildir. Sebepleri, beklentileri, kazançları ve öngörüleri birbirinden farklı olabilir. Çoğu araştırmaların önemli derecede odak noktası tecavüzcü ile annesi arasındaki ilişkidir. Annenin çocukken ilgisiz olması, reddetmesi, çok dominant olması, aşırı korumacı olması, cezalandırıcı olması, baştan çıkaran, erkeklerle ilişki yaşayan bir kadın olması faktörlerdendir. Baba daha ikinci plandadır. Bu tür anne profilinde baba da ilgisiz, pasif, uzakta ya da nadiren de olsa zalim ve cezalandırıcıdır. Birçok tecavüzcünün hikâyesine bakıldığında annesinden çok fazla fiziksel şiddet görmüşler, sadist ve dominant anne profili var. Bu duruma bağlı olarak da ileride kadınlarla problem yaşıyorlar. FBI’ın veri tabanındaki bilgilere göre tecavüzcüler genellikle kendine güvensiz, düşük zekâsı olan, genellikle okul başarısı düşük ve okuldan kaçan, hayatı organize olmayan, kaba, özensiz, tertipsiz ve kendini ezik gören kişiler. Araştırmalara göre tecavüzcülerin üçte birinde tecavüzden önce hayatlarının bir döneminde bir şiddet suçu var. Amerika’daki istatistiklere göre tecavüzcülerin % 80’i tecavüz ettikleri kişiyi bir şekilde tanıyorlar.

Suçlu populasyonunda hiperaktivite ve dürtüselliği azaltmak, tekrar suç işlemelerini azaltır mı?

Suçlu, ilk yakalandığında ne kadar genç olursa, suçun kronik ve artarak devam etme olasılığı yükselir.

Neurofeedback (beyin dalgaları), genç suçluların gelecekteki suç aktivitelerini caydırır mı?

Araştırmalar, Neurofeedback’in bağımlılıklardaki etkisini Peniston ve Kulkosky’nin (1989, 1991) ve Saxby ve Peniston’ın (1995)çalışmalarıyla göstermektedir. Neurofeedback, kişiye beyin dalgalarıyla ilgili bilgi verilirse uygulanan seanslarla kişinin zihin oyunları oynayarak kendi beyin dalgasını değiştirmeyi öğrenmesidir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitede meta analiz çalışmaları mevcuttur.

Medya mensuplarına bu tür konuların hassasiyeti ile ilgili tavsiyelerde bulunmak ister misiniz?

Bir tıp adamı olarak şunu söylemek isterim: Medya mensupları çok hassas olan bu konuya yaklaşım ve işleyiş tarzını kendi aralarında tartışarak, daha dengeli, daha doğru ortak bir yaklaşıma varmalılar.

Dr.Tanju Sürmeli Kimdir?

Psikiyatrist Dr.Tanju SÜRMELİ , tıp eğitimini 9 Eylül Tıp Fakültesinde tamamladıktan sonra ihtisas için gittiği Amerika’da, Amerika’nın ve dünyanın önde gelen Psikiyatri ve Nöroloji hastanelerinde ve merkezlerinde eğitim aldı. Çocuk-Ergen-Erişkin-Aile-Yaşlı Psikiyatrisi’nde, Psikofarmakoloji-Nörofizyoloji , Depresyon ve Manik Depresyon tedavisi, Hipnoz, ve Nöroterapi konularında çalışmış ayrıca Nöroloji ve İç Hastalıklarında ihtisas eğitimine katılmıştır.2001 yılında Türkiye’ye dönmüştür.

 

 

Röportaj: Yeliz İlhan

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat