Endülüs’te Bir İslam Topluluğu

Elhamra sarayının eteklerinde bulunduğumuz ‘Şehzade Meydanı’ (Campo del Principe) adlı mekan Abdulkarim Carrasco’nun anlattığına göre Endülüs zamanında çok büyük bir mezarlıktı. Son yüzyılda modern bir yerleşim alanına çevrildi. Hemen karşımızda 1920’de yapılmış ‘Alhambra Palace’ isimli büyük bir otel bulunuyor ve yanıbaşına dikilmiş kule Sevilla’daki Altın Kule’nin bir takliti olarak inşaa edilmiş.

Abdulkarim Carrasco, 1948 yılında Sevilla’da doğdu. Mansur Escuderonun vefatından sonra, yani 2010’da Junta Islamica’nin başkanlığını üstlendi. Bunun yanında editör, redaktör ve danışmanlık görevlerini yürüttü. Yetmişli yıllarda Müslüman olduktan sonra, bir çok yeni İslam’a geçmiş Müslümanların yaşadığı Gırnata’ya göçetti ve o zamandan beri burada yaşıyor. Evli ve üç çocuk babası, iki de torunu var.

Mucahid Yıldız: Gırnata’da kaç Müslüman yaşıyor ve kaç cami bulunuyor?

Abdulkarim Carrasco: Tam olarak kaç Müslüman yaşıyor bilmiyorum ama birkaç bin sanırım. Albayzin’de iki cami var, biri yukarıdaki San Nicolas Kilisesinin yanındaki cami, öbürü daha eski olanı, aşağıda çaycıların ve Fas dükkanlarının olduğu yerde. Takva isimli bu caminin dışında, dışarı mahallelerde üç dört tane daha cami var.

Müslümanlar ile en sık karşılaştığımız yerler Albayzın ve dış mahalleler. Müslümanların çoğunluğu göçmen. Normalde dış mahallelerde yaşıyorlar, merkezde değil. Merkezde ticaret yapıyorlar, dükkanları var. Evleri dış mahallelerde. Ve müslümanların çok olduğu bu mahallelerde de elbette camiiler var. Gırnata’da Fas’tan ve Afrika’nın başka yerlerinden gelen çok sayıda Müslüman üniversite öğrencisi var.

Ramazan ayında neler oluyor buralarda?

Herkesin ya da çoğunluğun Müslüman olduğu bir şehirde olan ortam yok tabiiki. Almanya yada herhangi başka bir Avrupa şehrinde nasılsa burda da öyle. İnsanlar daha sık bir araya geliyorlar.

Mansur Escudero ile nasıl tanıştınız?

Müslüman olmadan önce 1974’te Kurtuba’da tanıştık. O Madrid’den gelmişti. Ben ise Sevilla’dan. Eşi Sabora ile beraber Kurtuba’da yaşıyorlardı. İlk çocukları Latife daha küçük bir bebekti o zaman.

Ben ilaç satış temsilciliği yapıyordum. Kurtuba’da bir apartman kiraladım, birbirimizi tanımıyorduk, o dördüncü katta oturuyordu, ben birinci katta.

Bir gün gençlerin çalıştığı bir dispansere gittim. Başkanları meşhur bir psikiyatrist Castilla del Pino idi.

Mansur Madrid’de üniversiteyi yeni bitirmişti ve psikiyatri alanında uzmanlık yapmak için Castilla del Pino ile çalışmaya Kurtuba’ya gelmişti. O ve eşi Sabora bu doktor ile beraber çalışıyorlardı.

Ben ise Kurtuba’ya geldiğimde benim gibi düşünen insanlar aramaya başlamıştım ve bu psikiyatristi buldum. Genç ve ileri görüşlü diyebileceğimiz doktorlar bir arada çalışıyorlardı.

Mansur ile orada tanıştık.

Hatırlıyorum bir gün bir ilaç ısmarladı ben de adresini sordum. Meğer aynı caddede oturuyormuşuz. O gün akşam yanına çıktım. O günden beri dostluğumuz devam ediyor.

Junta Islamica (İslam Birliği) derneğini kurma fikri nasıl doğdu?

Bu çok sonradan gerçekleşen bir olay. Tanıştığımız günden sonra Kelime-i Şehadet getirene kadar 5 yıl geçti. 5 yıl sonra Müslüman olduk. Junta Islamica kurulmadan çok önceleri ilk legal İslami dernekleri biz kurduk.

Mesela yukarıdaki büyük caminin derneğini biz kurduk. Sonra onlardan ayrıldık, o grup bir şeyhe bağlıydı, biz de o tarikattan ayrılınca onlardan da ayrıldık ve bize ait derneği onlara bıraktık. Bir çok başka derneklere yardımcı olduk. En son kurduğumuz dernek ise Junta Islamica oldu.

Junta Islamica 1984’de kuruldu. Yani Mansur’la tanışmamızdan 9-10 yıl sonra. İlk hedefimiz devlet ile müzakerelere katılabilmekti. İspanya’da bir yasa var. Bu yasa gereği ‘Devlet ile İslam arasında işbirliği antlaşması’ yapıldı. Bu yasa için yapılan müzakerele katılabilmek için Junta Islamica’yı kurmuş olduk. Antlaşma 1992’de imzalandı. 1992’den sonra Müslümanların kurduğu dernekleri ulusal alana yaymak için çalıştık.

Daha sonra tekrar Junta Islamica’ya dönmek üzere ara bir soru sormak istiyorum. Şu anda bulunduğumuz bu meydanın adı ve tarihi hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Bu meydanın adı Şehzade Alanı. Şehrin bu kısmı Elhamra’nın eteklerinde bulunuyor. Elhamra yukarıda ve bu karşımızdaki otelin adı ‘Alhambra Palace’. 1920’de yapıldı. Solundaki o kule Sevilla’da bulunan altın kulenin bir taklidi. Bu alanın altında çok Müslüman mezarlığı bulunuyor. Binlerce mezar var burada. Şu karşıdaki binayı yaparlerken binlerce mezar buldular. Elhamra’nın bulunduğu tepenin eteklerinden buraya kadar bu alan bir mezarlık imiş.

Ve şehrin bu kısmı eskiden Yahudi mahallesi imiş. Adı Realejo. Nasıl Albayzin Müslümanların yaşadığı bir mahalle ise burası da Yahudi mahallesi idi. Daha modern bir semt. Son 100 yılda bu hale geldi.

Gırnata çok özel bir şehir. Çünkü Katolikler tarafından en son fethedilen şehir. Böylelikle sembolik bir karakteri var. Katolik krallar burada gömülü. Katedralın altında ve bütün şehir haçlarla dolu. Meydanlarda, caddelerde hep haç dikili.

Şu anda büyük Katedralin bulunduğu meydanda Merkez Camii varmış. Sonra katolikler ele geçirince onu yıkıp yerine Katedral yaptılar.

Tekrar Junta Islamica’ya dönelim şimdi isterseniz. O derneği kurarken tasarladığınız hedeflere ulaşabildiniz mi, bir de Kurtuba’daki camide Mansur’un önderliğinde yapılan bir namaz kılma eyleminiz var onu da kısaca anlatır mısınız?

Namaz kılma eylemi medyada geniş çaplı bir şekilde yeraldığından çok meşhur somut bir olay olarak her yerde duyuldu. Aslında bizim için günlük sıradan bir hareket idi. Biz camide daha önce de namaz kılmıştık. 30 yıl önce burda bizim İslam tarihimiz başladığı sıralarda yani.

Sonra zamanla yavaş yavaş yasaklanmaya başladı. Bazı insanlara izin veriyorlardı. Mesela Saddam Hüseyin Kurtuba Camiinde namaz kıldı. Ve Ürdünlü bir kaç şahsın da namaz kılmalarına izin verildi.

Ama sonradan İslam gittikçe daha çok önem kazanınca Kilise yasak getirdi. Ve bizim çalışmalarımız da zamanla bir şekil almaya başlayınca Kilise tamamen o kapıyı kapattı.

Ve Mansur’un o cami önünde namaz kılma eylemi bütün dünyayı dolaştı. Bizim için bir sabah verilen bir karardan ibaret. Gazeteci arkadaşlarını arayıp ‘ben böyle böyle bir eylem yapacağım’ dedi ve o gün gidip orda namaz kıldı.

Bu eylemi önemli yapan bizim dışarıya doğru tanınan yüzümüz olması. Bir çok insan Kurtuba’yı, Camiini ve Mansur’u tanımış oldu. Sadece bir gün olmasına rağmen çok geniş bir yankı yaptı.

Biz caminin ekümenik, yani evrensel bir ibadethane olarak açılmasını rica ettik. Sadece Müslümanlara değil, bütün inananlara yönelik olarak. Vatikan’a, doğrudan Papa’ya dilekçe gönderdik. Kurtuba’daki yetkililere de başvurduk. Bizim için Junta Islamica’nın geçmişinden bir sayfa. Dışarıdan bakınca çok önemli görünüyor, çünkü bize bir çok kapı açtı.

Bizim işlerimizden ama en önemli olanları dışarıdan görünmeyenler. Daha önce dediğim gibi, 80’li 90’lı yıllarda başlayan ve daha sonraki yıllarda yaptığımız ulusal alandaki çalışmalar. İnsanlara teşkilatlanma konusunda yardımda bulunmak. Dışardan gelen Müslümanlara nasıl organize olmaları gerektiğini, hangi biçimde yasalara uygun olarak haklarını nasıl koruyabilceklerini göstermeye çalıştık. Çalışma alanlarımızı camiler, namaz ve eğitim gibi tüm alanlar oluşturuyordu.

Bu bizim uzun yıllar boyunca temel çalışmamızdı. Bu ülkede İslami kuruluşlara rehberlik yaptık. Bundan önceki zamanlarımızı bunları geliştirmek için temelleri atmakla geçirdik.

İspanya’daki Müslümanların, genelde de Avrupa’daki Müslümanların durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz ve ilerdeki gelişmeler hakkında neler düşünüyorsunuz, ne gibi beklentileriniz var?

İnşallah olumlu bir gelecek görüyorum. Çok şeyler olacak. Tüm Avrupa’daki genel gelişmeler nasıl olacak ona bağlı. İki yol var; biri yüzleşme, yani savaş. Öbürü ise kültürler arası anlaşma. Hem onlar hem bizim için olumlu olan yol tabiiki ikincisi. Avrupa için en iyi olan yol bu.

Ama Avrupa kritik bir yer, çökmekte olan bir toplum. Büyümüyor, ölüyor. Asya ya da Amerika gibi değil. Avrupa çok eski bir medeniyet ve bu yüzden işi zor. Allahua’lem. İslam büyüdükçe gerilimler olabilir. Ama bilmem, geleceği bilen Allah, ben bilemem. Benim bildiğim İslam’ın her geçen gün daha çok büyüdüğü. Ve bu bizim yüzümüzden olan bir şey değil. Allah’ın elinde herşey. Tarihi oynatanı, medeniyetler ve toplumları O yönlendiriyor. Ben bir çok zaman dedim ki, biz yeni Müslümanlar olarak çok hatalar yaptık. Ama bizim bu dava yolumuzda bize uyarak Müslüman olanlar çok oldu. Artık sadece göçmenler sayesinde İslam yayılmıyor, çok daha fazla etkenler var.

Müslümanlar batıda doğuyorlar. Mantar gibiyiz. Çok farklı yollardan geliyoruz. Göçmenler çok güçlü bir faktör. Yabancı ülkelerden gelip de burda aile bağları kuran çok oldu. Bir çok kadın ve erkek farklı ülkelerden evlendiler ve bu durum İslam’ı bir çok insana yaklaştırdı.

Ama bunun yanında bugünlerde bir çok insan arayışta. Biz 30 yıl önce nasıl doğru yolu aradıysak şimdi de insanlar arayıştalar. Yeni yollar, maneviyat ve yeni yaşam şekilleri arıyorlar ve bu arayışta İslam’ı buluyorlar. İslam artık burada. Eskiden yoktu, eskiden insanlar seyahat etmek zorunda kalıyorlardı. İslam’ı tanımak için Mısır’a, İstanbul’a ya da Marakeş’e gidiyorlardı. Ama artık İstanbul burada, Medya değişti, araçlar farklı. Daha hızlı genişliyoruz. Tabii biz burada azınlığız. Türkiye ya da Fas gibi değil.

Gelecekte durumun daha iyiye gideceğini görüyorum. Zorluklar olacak ama bu mantıklı, düşmanlıklar ve gerilimler hep var.

Ve tabloyu tamamlamak için başta söylediğime dönelim. 2000 yılına kadar yaptığımız işler daha çok İslami derneklere yardımda bulunmak, rehber olmak ve organize temelini atmak idi. Ondan sonra daha herkese açık bir mesaja geçtik.

Temel olarak her zaman yaptığımız insanlara mesajlar göndermekti. Böylelikle insanların zamanla bakış açıları ve zihniyeti değişti, herşeyi farklı bir biçimde kavramaya başladılar. Mesela yıllar önce, Müslüman olmayan toplumların şimdiki konuşmaları akıllara bile gelmezdi. Bunlar yıllarca süren bir çalışmanın meyveleri, bizim temel kavramlar hakkında yaptığımız konuşmaların sonuçları. Bir zamanlar insanlara bunlar çok egzotik geliyordu, artık gayet normal görülüyor. Bunun arkasında işte yılların çalışması var elbette.

Ve Müslümanların dernekleşme ve organize olmalarının yanında bu çalışmalar var. Birarada oturup konuşmayı başlattık ve bu insanların fikirlerini değiştirmesine yol açtı. İnsanların herşey hakkında bir konseptleri var, İslam hakkında, Müslümanlar hakkında ve genel olarak hayat hakkında.

 

 

Mucahid Yıldız

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat