Doğanlar Ölecek Yapılan Binalar Yıkılacaktır

Hâdis meali: “Her gün bir melek dünya semasından şöyle nida eder: Ey bugün doğacaklar, ölmek üzere doğunuz! Ey bugün yapılan binalar, harap olup yıkılmak üzere yapılınız!”

İnsanlar ve bilhassa Müslümanlar bu hâdis-i şerifi zihinlerine ve gönüllerine iyice yerleştirmiş, gereken dersleri almış olsalardı yapageldikleri bir sürü dünyevî beyinsizliği yapmazlardı.

İnsanı azgınlıklardan, günahlardan, kötülüklerden, aşırılıklardan koruyan şeylerden biri de ölüm ve âhiret inanç ve düşüncesidir.

Ölümü ve âhireti düşünmeyenden her türlü kötülük beklenir.

Ölümü ve âhireti kuru laf ile bilen ve anan, lakin bu iki kavram kalbine inmeyen kimseler neler yapar?

Haram helal demeden zengin, çok zengin, daha zengin, en zengin olmak için çalışır.

Başkan, baş, reis, kocabaş olmak hırsıyla tutuşur yanar.

Ölçüsüzlükler, dengesizlikler, aşırılıklar sergiler.

Akıllı ve firasetli zengin bir Müslüman (maalesef akılsızları da var) ölümünden sonra geriye sadaka-i cariye bırakır.

Fakirlere, yoksullara, düşkünlere, perişan durumdaki mültecilere yardım vakfı kurar, bu vakfı yürütecek gelir ve mal ayırır, kendisi ölünce, vakıf hizmetlerinin sevabı defterine yazılır.

Yahut çok hayırlı, çok iyi, çok doğru, çok sâlih çocuklar yetiştirir, onlar hayırlı işler ve hizmetler yaptıkça babalarına analarına da sevap yazılır.

İlmi varsa, Allah rızası için (para, ün, itibar kazanmak için değil!) faydalı, hayırlı bir kitap veya risale yazar, o kitap okundukça ona sevap yazılır.

İlmi yoksa, muhlis muttaqi sâlih bir âlime hayırlı bir kitapçık yazdırır, onu yayınlar, bedava dağıtabilirse parasız verir, buna gücü yetişmez ise maliyet fiyatına verir. Bu kitaplar okunup durdukça ona sevap yazılır.

Akıllı ve hayırlı bir Müslüman, ailesi ile birlikte pikniğe gitti… Yemekten sonra kiraz yediler… Bunların çekirdeklerini kuytu bir yere diker, üzerlerine su döker. Diyelim yüz çekirdek dikti, bunlardan biri tuttu. O ağaç büyür, yabani kiraz olur, günün birinde bir kuş gelir, bir kiraz yer, onun sevabı da adamın defterine yazılır.

Akıllı, olgun, firasetli Müslüman’ın aklı fikri böyle hayırlı şeylerde olmalıdır.

İslam paylaşma, infak dinidir. Hep bana hep bana zihniyeti ve hırsı Müslüman’a yakışmaz.

Resulullah Efendimiz (Salât ve selam olsun ona) ümmetini para, altın, gümüş, mal hırsına karşı uyarmıştır. Müslüman tacir ve iş adamı, servetinin kendisinin malı değil emanet sermayesi olduğunu bilmelidir.

Eskiden padişah anneleri ne güzel hayırlar yapıp bırakmışlar. Eminönü’ndeki Valide Sultan Camii ne hoş, ne hayırlı bir yapıdır. Valide Sultan vefat etti ama bu camide ezanlar okunup namazlar kılınıp Kur’an tilavet edildikçe onun sadaka-i cariye defterine sevap yazılıyor.

En güzel, en hayırlı, en kazançlı ticaret Allah ile yapılandır.

Zekât vermek, sadaka vermek, fakirlere yardım etmek, halka ilmihalini öğretmek Allah ile ticarettir.

Allah yolunda ihlâsla (gerçek) şehit olmak en yüksek ticarettir.

Bu ticaretin şartları vardır.

Birincisi: İhlâsla, Allah rızasını kazanmak için yapılmış olacak.

İkincisi: Kur’an’a, sünnete, şeriata, fıkha, İslam ahlâkına uygun şekilde yapılacak.

Üçüncüsü: Nefsini, benliğini, kibir ve gururunu, başka kötü ve alçak şeyleri bu ticarete karıştırmayacak.

Haram helal demeden deliler gibi zenginlik peşinde koşan, yüksek binalar yaptıran kişilere:

1. Siz vadeniz dolunca mutlaka öleceksiniz.

2. Yüksek binalarınız günleri dolunca harap olup yıkılacaktır.

3. Sizi iki metrelik bir çukura koyacaklar, efsanevî servetiniz varislerinize kalacaktır.

4. Haram yediğiniz veya helal de olsa servetinizle ilgili vazifelerinizi yapmadığınız takdirde azap göreceksiniz.

5. Çocuklarınızı inançlı ve hayırlı yetiştirmediğiniz takdirde sizi unutacaklar, bayramlarda bile kabrinizi ziyaret edip bir fatiha okuyup sevabını size bağışlamayacaklardır.

6. Dünyada başkan olanlara: Başkanlığınız ya ölünce yahut ölmeden önce elinizden gidecektir.

Bir kısım zavallı Müslüman gençlere:

Aklınız fikriniz idealiniz para kazanmak, zengin olmak, lüks bir hayat sürmek ise siz şimdiden kötü bir şekilde ölmüşsünüz.

(Özel not: Bazı muhtaç gençler bir burs bile bulamaz ve alamazken kendisi yedi yerden birden burs ve kredi alan cin fikirli gence: Durumun İslamî ölçülere göre hiç iyi değil…)

Netice: Dünya bir imtihan yeridir. Çoluk çocuk, para mal zenginlik, makam, mevki başkanlık… Bunlar hep fitnedir (imtihandır)… Dünya bir tarladır, burada ne ekersen öteki tarafta onu biçersin…

Ya rabbi! Bize selim akıl ver…

 

 

Mehmet Şevket Eygi

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat