Bir Yazarın Mektupları

 

Yazmak, gizemli bir mıknatıs gibi, çeker yazarı. Kırk sayfa okunmadan, bir sayfa yazılmaz. Güçlü bir yazar, hem konuşurken, hem yazarken, sözü gereğinden fazla uzatmaz. O konuyu dağıtmadan, anlatmak istediğini yalın bir dille anlatır. Onun yazdıklarında, ne bir cümle eksik, ne bir cümle fazladır. Etkili yazarın satır aralarında, büyük boşluklar vardır. Aradaki boşlukları doldurmak okuyucuya kalır.

 

Okumayı yazma, yazmayı okumayla bütünleştiren Nuri Pakdil, sözü edilen yazarların başında gelir. O bir deneme, bir oyun, bir şiir yazma ustası olduğu kadar, bir mektup yazma ustasıdır. Yakınlarına binlerce mektup yazmıştır. İbrahim Çelik, Pakdil’in mektuplarını topluca yayınlamak için, bir çalışma başlattı. Pakdil’in dostlarından, ellerindeki mektupları kendisine ulaştırmalarını bekliyor.

 

Pakdil’in vurguladığı gibi: ‘Yazmak uzun bir yürüyüşe başlamaktır.’ İnsanın doğum ile ölüm arasındaki yürüyüşü, düşünceyi eyleme, eylemi düşünceye dönüştüren yazıyla, anlam kazanır. Onun yazdıklarını yaşadığı, yaşadıklarını yazdığı mektupları, düşünce ve eylem dünyasında ayrı bir yer tutar. O yakınlarını eyleme çağırmak, karamsarlık, kötümserlik ve ümitsizlik bulutlarını dağıtmak için, mektup yazar.

 

Pakdil, ‘Karşındaki ile konuşuyormuş gibi yaz, o zaman güzel mektup yazarsın’ diyen Goethe’nin önerisini, her alanda yazmanın ana kuralı olarak genelleştirir. Pakdil’in bir tür deneme olan mektupları, zengin yazı dünyasının, önemli verimleri arasında yer alır. Pakdil, John Steinback gibi, ‘Yetmiş yılda, arkamda pek çok iz bıraktım’ diyebilmek için, düşünce dünyasının yol haritası olan, mektuplar yazmıştır.

 

Pakdil, altmışlı yılların sonunda, İngiltere’de bulunduğum sırada, yazdığı bir mektupta, ‘Umudu, okumayı, düşünmeyi, eylemi gün gün arttıralım’ diyerek, ‘Selam, bir hedefe attığımız ilk kurşunun adıdır. Eylemin izdüşümüdür selam. Selamı mişiganlaştıralım. İdeoloji, pergel cetvel kafayla sunulmaz’ uyarısında bulunmuştu. ‘Asıl bizdedir, teori ve pratik el ele’, demeyi de, unutmamıştı.

 

Pakdil, sanatı hayatla, hayatı sanatla bütünleştirerek, hayatını, peygamberlerin bütün insanlığa ulaştırılması gereken ölümsüz mesajını ulaştırmaya adamıştır. Bu yüzden, politikaya hiç ilgi duymamış, Ebu Hanife geleneğini yaşatmakiçin, olağanüstü bir gayret göstermiştir.Pakdil oyunu sürekli sanattan yana kullanmış, toplumları dönüştürecek ateşin politikayla değil, sanatla büyütülebileceğine inanmıştır.Pakdil’in mektupları, bire yedi yüz tane veren, toprağa düşmüş buğdaylardır.Pakdil Cezayir’e vurgundur, Fransa’ya karşı Cezayir’i savunur.Cezayir haksızlığa başkaldırmanın simgesidir.

 

 

 

Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat