Arakan’da müslümanlara akılalmaz işkenceler yapılıyor

Arakan Müslümanlarının maruz kaldığı zulüm ve işkencelerin korkunç hikâyesini 1997′der bu yana bölgede bulunan Said Demir’le konuştuk.

Arakan Müslümanlarının yaşadığı dram senaristlerin bile aklına hayaline gelmeyecek cinsten zulümlerle dolu. Son yaşanan olaylarda, işlenen cinayetlerin ötesinde, günlük hayatta Arakan Müslümanlarının maruz kaldığı zulüm belki de ölümden beter. Biz de bu korkunç hikâyeye 1997 yılından bu yana bölgede bulunan Said Demir’le konuştuk. İşte Arakan Müslümanlarının dramı…

Arakan’ın tarihiyle ilgili bilgi verebilir misiniz?

Arakan; Güney Asya’da, Hindistan ve Bangladeş arasında Bengal Körfezi’nde şu an Myanmar’ın işgalinde olan bir ülke. 1430-1484 yılına kadar Arakan İslâm Sultanlığı adı altında hüküm süren bir devlet. 1784 yılında Budistler bölgeyi işgal ederek Müslümanlara işkenceler yapıyor. Bunun karşısında halk bugünkü Bangladeş’e, yani o dönemki Hindistan olarak anılan topraklara göç ediyor. 1824 yılına kadar Arakan topraklarında Burma işgali devam ediyor. Akabinde 120 sene sürecek İngiliz işgali başlıyor. İngiliz işgali döneminde Müslümanlar tekrar kendi topraklarına dönüyorlar.

Bölgenin tekrar Budistlerin eline geçmesi ne zaman oluyor?

1942’de İngilizler bölgeden çekilmeye başladığında, Budistler Müslümanlara “Siz bu bölgenin insanı değilsiniz. Sizi İngilizler bu topraklara yerleştirdi. Burayı terk edin” diyor. Ve büyük katliâmlar yapılıyor. 150 bin kişinin öldüğü söylenilen katliâma Kerbelâ-ı Arakan ismi veriliyor. Bu zulüm ve baskı dönemi ara sıra şiddetlenerek devam ediyor. 1950-60 yılları arasında Müslümanlar kuvvetlenip Myanmar’la çatışmaya giriyor. Hatta o dönem birkaç şehri Müslümanlar ele geçiriyor. Bunun üzerine Burma hükümeti Müslümanlara karşı uygulanan ayrımcılığa son verileceğini ve ülkenin aslî unsuru olarak kabul edileceklerini açıklıyor. Bunun üzerine Müslümanlar silâh bırakıyorlar ve küçük çaplı özerklik elde ediyorlar.

Bu özerklik uzun sürüyor mu?

1962 yılında askerî darbe olunca özerk bölgenin statüsü kaldırılıyor ve Müslümanlar memurluktan uzaklaştırılıyor. Müslümanlara baskı askerî rejim döneminde daha da artıyor. Ülkedeki diğer etnik gruplara göz dağı vermek için bir nev′î Müslümanlar eziliyor. Bu baskı döneminin ardından 1982 yılında vatandaşlık yasası çıkarılıyor ve Müslümanların vatandaşlıkları ellerinden alınıyor. Artık hukuken Müslümanları Burma’da yerleşimci oldukları aslen Bangladeş vatandaşı oldukları kabul ediliyor. Kimlikleri ellerinden alınıp beyaz bir kimlik veriliyor. Bundan sonra tedrici olarak Müslümanlara baskı giderek artıyor.

Baskı ve zulüm döneminde Müslümanlar ülkede kalmaya devam mı ediyorlar?

Uygulanan baskı seksenlerden, doksanlardan sonra büyük göçlere neden oluyor. Son göç olaylarını saymazsak Arakan toplam nüfusu 4 milyonsa, bunun 2,5 milyonu baskılar sonucu ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Suudi Arabistan’da 800 bin, Bangladeş’te 1 milyon, Tayland’ta 200 bin, Malezya’da 200 bin, diğer ülkelerde de 200 bin civarında Arakanlı yaşıyor. Burma devlet başkanı son açıklamasında “İçimizdeki bir milyon Müslüman’ı kabul edecek ülke aranıyor” dedi. Bu da ülkedeki Müslüman nüfusun en alt rakamlarını oluşturuyor. Tahmini olarak içeride ve dışarıdaki Arakan Müslümanlarının nüfusu 4 milyon olarak ortaya çıkıyor. Bangladeş’e göç eden Müslümanların sayısını bulmak çok zor. Ayrıca Arakan’ın tarihî toprakları Bangladeş sınırları içinde kalır. Onun için de iki ülke insanları birbiriyle akrabadır ve birbiri içinde kaybolmuşlardır. Belki Bangladeş’te Arakan bölgesinden daha fazla Arakanlı vardır.

Son olaylar nasıl gerçekleşti? Bu zulüm politikasının bir parçası mıydı?

3 Haziran günü Tebliğ Cemaati’nden on Müslüman hunharca katlediliyor. Katliâmın fotoğraflarını Budist fanatikler sosyal medya üzerinden paylaşıyorlar. Bu olayların çıkmasının asıl nedeni bazı siyasetçilerin 2014 yılı seçimlerinde Müslümanların da oy kullanmasını istemesi. Bunun üzerine Burma derin devleti ve Arakanlılarla aynı ırktan gelen Rafkinelilerin tepkisini çekiyor. İşlenen cinayetlere tepki olarak Müslümanlar cami çıkışı protesto denemeyecek şekilde tepki veriyorlar. Bunun üzerine Burma polisi cami çıkışında da Müslümanları öldürüyor. Büyük camilere giden Müslümanların görüntüleri ve fotoğrafları alınıyor. Daha sonra devlete karşı geldikleri için köyler basılarak yakılıyor, bazı çocuklar ateşe atılıyor, kadınlara tecavüz ediliyor, erkekler öldürülüyor.

Kaç köy yakıldığıyla ilgili bilgi var mı?

Bununla ilgili net bir bilgi yok, çünkü içeriyle ilgili tam bir iletişim sağlanamıyor. 3 Haziran’dan bu yana gelişen olaylarda 1500 Müslüman katledildiği söyleniyor. Onun yanında binlerce kayıp Müslümanın nerede olduğu belli değil.

Olaylar da Budist halk derin devlet tarafından provoke ediliyor mu?

Evet, halkı provoke etmek için öldürdükleri Müslümanlara rahip kıyafeti giydirip resimlerini çekiyorlar ve “Müslümanlar rahipleri öldürüyorlar” propagandası yapıyorlar. Üzerinde anlaştıkları Budist evlerini yakıp “Müslümanlar yaktı” diyorlar. Maalesef provokasyonların başında Budist rahipler var. Tüm bunlar olurken mağdur olan Müslümanlar değilmiş gibi, Müslümanlara sokağa çıkma yasağı uygulanıyor. Akşamları sokağa çıkma yasağı olduğu için, akşam ve yatsı namazlarında camiler kapalı kalıyor. Bu yasağa karşı gelen cami imamları polis merkezi önünde ayaklarından asılıp dövülerek öldürülüyor.

Yerleşim olarak Müslümanlar Budistlerle aynı yerde mi yaşıyorlar?

Karışık, ancak Müslümanların yoğunlukta yaşadıkları şehirler, köyler var. Gündüz Müslümanlar tarlasına gittiğinde linç ediliyor, hakarete uğruyorlar. Dün bölgeden bir kişi mesaj göndererek köyde dört bebeğin açlıktan, bir yaşlının ise ilâçsızlıktan öldüğünü yazdı.

Kaçış sırasında insanların yaşadıkları zorluklar nedir?

Meselâ, yüz Arakanlı yola çıkıyor, gündüz saklanıp geceleri yürüyorlar. Tam dört gün yol alıyorlar. İki defa Budistlerin saldırısına uğruyorlar. İlk saldırıda 60 kişiye, ikinci saldırıda 48 kişiye iniyorlar. Sanki Arakanlılar avcıdan kaçan av gibi yol alıyorlar. Bu yolculukta eşlerini, çocuklarını kaybeden insanları görmek mümkün. Bazı çocuklar bu aç ve susuz uzun yolculuğa dayanamayıp ölüyorlar. Geçen Bangladeş’e gittiğimde küçük bir çocuk kucağımda öldü.

Bangladeş bölgesinden Arakan’a geçilebiliyor mu?

Geçen arkadaşlarımız Arakan sınırına gitmişler, tekneyle zifirî karanlıkta karşıya geçmişler. Müslümanlar geceleri ışıkları kapatırlar. Arkadaşlar “Müslüman köyünün yakınına yaklaştık kameranın ışıklarını bile açamadık” diyorlar. Çünkü ışık gören Burma askeri derhal ateş eder. Sonra arkadaşlar sessiz bir şekilde geri dönmüşler.

Arakan Müslümanlarının günlük hayatta yaşadıkları hak ihlâlleri neler?

1982 vatandaşlık rejiminden sonra Burma Devleti Müslümanların o bölgeden çıkması için elinden geleni yapıyor. Hak ihlâllerini saymak istersek; Müslümanların ikiden fazla çocuk sahibi olması yasak, evlenmek devlet iznine bağlı, evlilik müracaatında kızların başları açık, erkeklerin ise sakalsız fotoğrafları isteniyor. Camilerin, medreselerin izinsiz tamiratı yasak. Bunun için yılda üç defa Müslüman yapıların fotoğrafları çekiliyor. Diyelim ki birinci fotoğrafta caminin camı kırık, ikinci fotoğrafta cam değiştirilmişse ve bunun için devletten izin alınmamışsa 6 aydan 6 yıla kadar hapis cezasına çarptırılıyor. Müslümanların seyahatleri izne tabi, eğer başka bir köye gittiyseniz, orada kalamazsınız. Müslümanlar 1982 yılından beri akşam sokağa çıkamaz. Müslümanlar yerleşimci olarak kabul edildiklerinden, ev sahibi olamazlar. Yapılmasına izin verilen evler ahşap ve devlete ait olarak kabul edilir. Eğer evleri yanarsa, devlet malına zarar vermekten hapis cezasına çarptırılırlar.

Gerçekten mi böyle?

Gerçekten böyle! Kadınlar taciz edenleri şikâyet edemez, çünkü polisin tacizine uğrar. Bir Budist’i şikâyet ettiğiniz için hapse atılabilirsiniz. Suç isnat edilen Müslüman için mahkeme yolu kapalıdır. Müslüman gençler devlet işlerinde ücretsiz olarak çalıştırılır, bazen akıbetlerinin ne olduğu bilmeden kaybolurlar. Müslümanlar tavuklarına bile vergi verirler. Ev eşyalarının kayıtlı olduğu defterleri vardır. Polisler sayım için eve gelirler, eğer bir eşya kayıpsa cezalardan ceza beğen! Bir kadın biraz geç yaşında çocuk sahibi olmuş, polisler bebeğin kadının olmadığını söylemişler ve kadın göğsünü sağıp süt gelip gelmediğine bakmışlar.

Yine gerçekten mi diye sormak istiyorum!

Arakan bölgesi 1962 yılından beri kapatılmış bir bölge. Geçen yıllarda İstanbul’da Burma bölgesinde yaşayan Müslüman bir gence “Arakan diye bir yer var biliyor musun?” diye sorduğumda. “Arakan diye bir yer olduğunu sonradan öğrendim, oradaki Müslümanlara akıl almaz işkenceler yapılıyormuş” dedi.

Burma Bölgesinde kaç Müslüman yaşıyor?

Arakan Müslümanları kadar Burma Müslümanları olduğu söyleniyor. İki sene önce sel felâketinde Burma Müslümanlarına yardım için gitmiştik, hâlâ irtibatımız devam ediyor. Arakan’da Müslümanların cep telefonu ve ev telefonu sahibi olması yasak olduğundan, iletişimde zorluk çekiyoruz. İletişim sorununu Bangladeş hatlarını ve çok sayıda batarya göndererek çözmeye çalışıyoruz. Arakan bölgesindeki insanlar gönderdiğimiz telefonları günde yarım saat açıp bilgi vererek kapatıyorlar. Bu telefonlardan bize gelen bilgiye göre, BM ve AB gözlemcileri Burma Devletinin gösterdiği yerleri ziyaret ediyorlar. Hatta Burma Hükümeti kendi yaktıkları Budist evlerini ve çadıra çıkardıkları Budist Rahipleri göstererek Müslümanların Budistlere zarar verdiğini söylüyorlarmış. Gözlemcilerin geçiş güzergâhında sefalet içinde yaşayan Müslümanlar iç köylere sürgün ediliyorlarmış.

Dünya devletleri bölgedeki katliâma neden sessiz kalıyor?

Amerika, 2011 Aralık ayında bölgede büyükelçiliğini açtı. Burma liberalizme geçme kararı aldı. Özelleştirilen devlet kurumlarından Batı pay kapmak istiyor. Bölge, doğalgaz ve kereste açısından kaliteli. Çok değerli madenleri var. Bir tarafta Çin, öbür tarafta Hindistan var. Amerika önümüzdeki yirmi sene içinde donanmasının yüzde altmışını Bengal Körfezine istihdam edeceğini açıkladı. Çin körfez ülkelerinden aldığı petrolü Burma üzerinden ülkesine aktarıyor. Diğer yollar Çin için büyük maliyet üretiyor. Anlayacağınız Batı ve Çin Burma bölgesinde çıkar çatışması yaşıyor.

Budistler bugüne kadar “Barış”la anılan insanlardı. Budistler ellerine neden silâh aldı?

Galiba o Budizm anlayışı Tibet’te insanlardan soyut yaşayan, Türkiye ve Batı’dan giden çiçek böcek seven insanlardan ibaret. Onun dışında Tayland’taki, Filipinler’deki, Türkistan’daki katliâmları açıklayamayız. Camileri yakan Budist rahiplerin görüntüleri internete düşmüş durumda.

Türkiye Arakan için ne yapabilir?

Türkiye Dışişleri Bakanlığı AB, BM gözlemcilerine verdiği değeri, sivil toplum kuruluşlarının gözlemcilerine vermiyor. Halbuki biz 1997 yılından beri Arakan kamplarında çalışıyoruz. Bu son gelişmeler yaşanırken bir kez bile aranıp sorulmadık. Bir ara medyada katliâm durdu haberleri çıktı, bunu yalanlamak için bile günlerce uğraştık. Türkiye, BM ve İslâm İşbirliği Teşkilâtı aracılığıyla bölgeyle ticaret yapan Müslüman ülkelere ve diğer ülkelere baskı yapabilir. Arakan içlerine yardımın önü açılmalı. Müslüman gözlemciler bölgede gezebilmeli. Yoksa bugün BM genel sekreterinin Bosna için özür dilemesi gibi, Arakan’da yaşananlar için on sene sonra sadece özür mü dilenecek?

Arakan unutulmuş bir bölge mi?

Türkiye açısından uzak bir yer. Arakan’da yaralı bir gence Türkiye’den gelen biri olarak, “Bana ne söylemek istersin?” dediğimde, “Müslümanlar acı karşısında bir vücudun azaları gibidir” dedi. Eğer Müslüman isek Müslümanların acılarını paylaşmalıyız.

Kamplardaki Müslümanlar olumsuz şartlar karşısında neler söylüyorlar?

Çamurun içinde yatıyorlar, ama “Kurşunla ölüm yok, tecavüz yok, kafamızı yastığa koyduğumuzda rahat uyuyoruz” diyorlar.

 

 

Röportaj: H.Hüseyin Kemal

 

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat