Tuza uzanırken 2 kere düşünün

Türkiye’de ölüm istatistiklerinde birinci sırada kalp-damar hastalıkları var. Bunun sebebi ise tuz!

Mersin İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürü Hüseyin Gökçe, Türk milletinin günlük miktarın üç katından fazla tuz tükettiğini belirterek, “Türkiye’de ölüm istatistiklerinde birinci sırada kalp-damar hastalıkları var. Bunun sebebi araştırıldığında karşımıza tuz çıkıyor” dedi.

Türklerin tuz alışkanlığı, geri dönülemez kötü sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlar, dünya ortalamasının çok üzerinde tuz tüketilen Türkiye’de birçok sağlık sorununun temelinde tuzun yattığını belirterek, insanları tuz tüketimi konusunda uyarıyor. Mersin İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şube Müdürü Hüseyin Gökçe, İHA muhabirine tuzun insan hayatındaki önemi ve fazla tuz tüketiminin yarattığı sağlık sorunları ile ilgili açıklama yaptı. Sağlık Bakanlığı’nın 2011 yılının aralık ayında ülke genelinde ‘Aşırı Tuz

Tüketiminin Önlenmesi Programı’ başlattığını belirten Gökçe, programın 2015 yılının sonuna kadar devam edeceğini, çalışmanın illerde sağlık müdürlüklerinin eğitim şubeleri tarafından gerçekleştirildiğini kaydetti. 1-7 Şubat tarihinin Tuz Haftası olduğu bilgisini de veren Gökçe, tuzun aslında insan hayatında çok önemli bir yeri olduğunu vurguladı. Tuzun vücuttaki asit-baz dengesini ayarladığını, idrarın oluşumunda çok etkili olduğunu, yemeklere tat verdiğini dile getiren Gökçe, “Ayrıca vücut ısısının

ayarlaması ve metabolizmayı ayarlayan tiroit bezi de kullandığı iyodun bir kısmını tuzdan alıyor. Tiroit bezinin çalışabilmesi için iyoda gerek var. Bunun bir kısmını da işlenmiş tuzdan alıyoruz. Eğer alınmazsa iyodun az olduğu bölgelerde guatr oluyor” dedi.

“KALP DAMAR HASTALIKLARINDA KARŞIMIZA TUZ ÇIKIYOR”

Fazla alınan tuzun insan sağlığına verdiği zarara değinen Gökçe, Türkiye’de ölüm istatistiklerinde birinci sırada kalp damar hastalıklarının yer aldığına dikkat çekerek, “Bunun sebebi araştırıldığında karşımıza tuz çıkıyor. Hipertansiyon, inme, felçler, kemik erimesi, mide kanserleri çok görülüyor. Hepsinin çıkış noktası tuza bağlanıyor. Tuz çok önemli ama biz ‘azı karar çoğu zarar’ deyiminde olduğu gibi ölçüyü kaçırmışız. Dünya Sağlık Örgütü, bir insanın günlük tuz ihtiyacını 5 gram olarak belirlemiş

ama biz Türk milleti olarak günde 18 gram tuz tüketiyoruz. Normalin 3 katından fazla kullanıyoruz ve bunun sonucunda birinci sırada kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler oluyor. Mide kanserleri, felçler, inmeler, hipertansiyon, kemik erimesi artıyor” diye konuştu.

Tuzun günlük tüketilen gıdaların içinde de bulunduğunu belirten Gökçe, “Biz zaten tükettiğimiz gıdaların içinde de tuz alıyoruz. Ama bununla da yetinmeyip, yiyeceklerimize ayrıca tuz ekiyoruz. Biz ekmeği çok seven bir milletiz ve çok tüketiriz ama tuzun çok büyük bir kısmını da ekmekten alıyoruz” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’DE İLK KEZ KAMU YEMEKHANELERİNDE TUZLUKLARI KALDIRAN MÜDÜRLÜK OLDUK”

Bu programı Mersin’de Türkiye Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat Programı çerçevesinde yürüttüklerine işaret eden Gökçe, Mersin İl Sağlık Müdürlüğü olarak tuzla ilgili bir ilki de gerçekleştirdiklerinin altını çizdi. Türkiye’de ilk defa kamudaki yemekhanelerde tuzluğun kaldırılıp yerine 1 gramlık kağıt içerisinde kaşe tuzlar konulması yönünde İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu Kararı aldıklarını aktaran Gökçe, şöyle devam etti:

“Türkiye’de bu kararı Sağlık Müdürlüğü olarak ilk biz aldık. Karar, 13 Aralık 2011 tarihinde alındı ve uygulanmaya başlandı. Mersin’deki tüm kamu kurumlarına yazı gönderdik ve yemekhanelerde uygulanmasını istedik. Zaten İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulu kararları eğer yasada yeri yoksa yasa yerine geçer, yerel yasadır yani. Özel sektöre de aynı kararı önerdik. Şimdi yemekhanelerde uygulanıyor, tuzluklar kaldırıldı, yerine 1 gramlık kaşe tuzlar konuldu.”

“TUZA UZANIRKEN İKİ KERE DÜŞÜNELİM”

İnsanlara tuzu yasaklamadıklarını, yanlış anlaşılmamasını da isteyen Hüseyin Gökçe, günlük tuz miktarının belirli oranda azaltılmasının birçok hastalık riskini azalttığına dikkat çekti. Gökçe, tuz miktarının azaltılmasının sağlık açısından getirdiği faydaları ise şöyle sıraladı:

“Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de günlük kullanılan 18 gram tuz miktarını 1 gram indirirseniz felçleri yüzde 5, kalp krizlerini yüzde 3 oranında azaltabilirsiniz. Eğer günde 18 gramdan 6 gram azaltırsanız felçleri yüzde 24, kalp krizlerini yüzde 18, günlük kullandığınız tuz miktarını 9 grama indirebilirseniz. Yani günde yarı yarıya tuz kullanabilirseniz felçleri yüzde 34, kalp krizlerini yüzde 25 azaltabiliyorsunuz. Biz tuz kullanmayın demiyoruz, azaltın ve kullandığınız tuz da iyotlu tuz olsun

diyoruz. Duygularımızla değil, aklımızla, mantığımızla hareket edelim. Yani tuza uzanırken iki kere düşünelim.”

“RENKLİ TUZLUKLAR KULLANIN”

Tuz tüketimi ve saklama koşulları ile ilgili bilgiler de veren Gökçe, özellikle tuzlukların renkli olması gerektiğine dikkat çekti. Gökçe, şunları söyledi:

“Dikkat ederseniz tuzlukların bir kısmı camdandır. Biz diyoruz ki, güneş ışığını engelleyen tuzluklar kullanın; tuzluklarınız ve içine tuz koyduğunuz kavanozlarınız şeffaf olmasın, renkli olanları kullanın. Çünkü güneş ışığı iyodu etkiliyor ve etkisiz hale getiriyor. İhtiyacınız olan iyot sıfırlanıyor. Bu nedenle tuzluklarınız renkli olsun. Ayrıca, gıda alırken içindekileri mutlaka okuyun. İçerisinde sodyum olan her şey tuz içerir. Sodyum varsa oranlarına bakın. Bakanlığın bu konuda bir çalışması var,

tuz içeren gıdaların üzerine renkler konulacak. Örneğin gıdanın üzerinde yeşil renk varsa bu ‘sizin sağlığınıza zarar vermez, tuz oranı düşük’; eğer sarı renk varsa ‘dikkat edin bu tuzlu olabilir, içerisindeki tuz size zarar verebilir, miktarı fazla olabilir’; kırmızı renk olursa ‘bu tuzlu, kendinize güveniyorsanız alın’ gibi mesajlar içeren renkler konulması düşünülüyor. Bakanlığın Beslenme Fizik Aktivite Daire Başkanlığı’nın bir çalışması bu. Sağlık Bakanı Recep Akdağ’a da önermişler ve Bakan olumlu

bulmuş. Sanırım bu yıl içerisinde uygulamaya geçecek. Bu zaten Avrupa’da uygulanan bir yöntem.”

“YEMEKTE HEMEN TUZA UZANMAKTAN VAZGEÇİN”

Türklerin tuz konusunda içgüdüsel davrandığını, sofraya oturur oturmaz elini ilk önce kaşığa değil tuza uzattığını vurgulayan Hüseyin Gökçe, “Ne yazık ki, bizim böyle bir alışkanlığımız var. Aslında günlük 5 ile 9 gram arasında tuz kullansak birçok sağlık sorununu ekarte ediyoruz. Bu, sonradan kazanılmış bir alışkanlık, ilk insanlarda tuz yok çünkü. Yemeğe oturduğumuzda elimizi kontrol altına alalım, hemen tuza uzanmayalım. Elimizi tuza uzatmaktan vazgeçelim. Tuz, insan hayatı için çok önemli ama kararında kullanmak şartıyla” dedi.

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat