Mezarlar Şifa Oluyor, Dünya Dertlerine…

Bir mezarlık var, yolumun üstünde. Her gün eve giderken önünden geçiyorum. Tıpkı diğer insanların yaptığı gibi!Yanından hızla uzaklaşıyorum. Nedense zihnim hep dolu oluyor bir işle Kimi zaman ince hesap kitaplarla uğraşırken Kimi zaman yorgun oluyor Kendimi fırtınalı denizin içinde akıntıya bırakıyorum.Kaçırmamaya, elimden geldiğince özen gösteriyorum! Bazen mezarlığın orta yerlerinde başlıyorum. Ölmüşlerin ruhlarına dua etmeyeBazen sonlarına doğru… Lâkin dur durak demek yok! İlle de hareket halinde oluyorum.

 

Garip! Her gün yeni bir mezar taşı ilişiyor gözüme. Farklı isimler, tarihler ve şehirler… Ben yüzlerce kez gidip gelirken Onlar, her seferinde bıraktığım yerde duruyor. Yerleri milim bile kımıldamıyor. Yazılar değişmiyor. Bizi tutabilene aşk olsun! İçimden… ‘Günün birinde, ben de öyle olacağım’ diye geçiriyorum.İşte bu nedenle mezarlar şifa oluyor bana Dertlerime derman buluyorum… İfrat ve tefrite giden yolları tıkıyor, koca mezar taşları. Önüme set çekiyor. Mermer zemin, buz gibi zihnime çarpıyor. Beni kollarımdan tutup sarsıyor ‘Hey, Melda kendine gel!’ diyor.

 

Üzüldüğümde, aklıma bu dünyanın fâniliği geliyor. Gereğinden fazla kendimi yıpratmıyorum. Amma velâkin dünya neşesine dalmak da doğru değil. Fazla rehavete kapılmıyorum. Belli bir yerde frene basıyorum. Mezar taşlarını terazi yaptım. Bir bu tarafa alıp, bir diğer tarafa ekleyip Dengeyi bulmaya çalışıyorum!

 

Zihnimden hikâyeler kurguluyorum. İrili ufaklı, mezar taşlarını gördüğümde! Hayal dünyamdaki çekmeceleri dip bucak karıştırıyorum. Çeşit çeşit senaryolar çıkıyor ortaya. Kimi ecelini hiç beklemediği bir anda denizde buluyor. Kimi hastane şartlarında yıllarca bitkisel hayat sürüyor. Kimi de başarı dolu bir hayata imza atıyor.

 

Vee.. Hepsinin ortak kaderi, toprağın altında bitiyor. İstisna hiç bulunmuyor! Ölümden kaçış yok. Hayat ve ölüm arasında kalan ne varsa. Yaşanan her şey tarih yapraklarını satır satır dolduruyor. O tarih ki tek. O tarih ki gerçek. O tarih ki yeniden kurgulanmıyor. O tarih ki parayla satılmıyor. Üstelik bedeli ödenip satın da alınmıyor…

 

Biliyor musunuz? Yaşlıları ve çocukları dışlayanları hiç anlamadım. Hepimiz zamanında çocuk değil miydik? Jüpiter gezegeninden olgun bireyler olarak mı yeryüzüne indik? Peki, günün birinde yaşlanmayacak mıyız? Başımıza mezar taşı dikildiği zamanMahşer gününe odaklanmayacak mıyız? Mezar taşlarının donukluğuna kulak vermek lazım. Onlar, avazları çıktığı kadar bağırıyor Onlar, gözümüze parmaklarını sokuyor Onlar, gerçekleri göstermeye çalışıyor Elimizde imkân varken, hayatın kıymetini bilmeliyiz Sonumuzu iyi hesap etmeliyiz. Zira vakti geldiğinde, aynı saflarda olacağız…

 

 

Melda Bekcan

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat