Japonya ve Türkiye

Japonlar mütevazı meskenlerde otururlar ama ülkeleri dünyanın ikinci veya üçüncü sanayi devidir. Biz saraylarda otururuz, henüz yüzde yüz yerli ve millî bir otomobilimiz bile yoktur…ECZACI dostumuz Halim Bey anlatmıştı: Dünyanın en büyük otomobil firması sahibi Japon sanayici, merhum Sakıp Sabancı’nın davetlisi olarak İstanbul’a gelmiş. Havaalanında Sakıp Bey onu karşılamış, pek lüks bir otomobile bindirmiş, Bogaz’daki köşklerinden birine götürmüş. Dünyanın sayılı zenginlerinden olan Japon, “bu köşk değil bir saray yavrusu” demiş. Sabancı keyifle gevrek gevrek gülmüş, “Bende bunun gibi ne köşkler var” diyerek hava atmış, Japon “Ben Tokyo’da 75 metre karelik bir dairede oturuyorum” diyerek konuyu kapatmış…İşte Japonlarla aramızdaki fark budur.

 

Japonlar mütevazı meskenlerde otururlar ama ülkeleri dünyanın ikinci veya üçüncü sanayi devidir. Biz saraylarda otururuz, henüz yüzde yüz yerli ve millî bir otomobilimiz bile yoktur.Japonya bizden küçük bir ülkedir. İrili ufaklı binlerce adadan oluşur. Petrol, kömür, demir yoktur.Ekilmeye müsait toprakları halkını doyurmaya yetmez.1945’te Japonya korkunç bir yenilgiye ve hezimete uğradı.Kayıtsız şartsız teslim oldu. Kısa zamanda toparlandı, sanayide, ticarette, ihracatta, ilimlerde ve fenlerde harikalar meydana getirdi.Türkiye Japonya gibi olamadı. Sermaye olarak kullanmamız gereken ve yekûn olarak trilyonlarca doları bulan paramızı lüks meskenlere, lüks otomobillere, lüks eşyaya, lüks yazlıklara, lüks giysilere harcayıp israf ettik.

 

Türkiye’nin büyük zenginleri saray gibi villalarda oturuyor, her biri bir servet olan lüks otomobillerle geçiyor, korkunç bir israf batağına batmış bulunuyor.Japonya’yı Japonya yapan özelliklerden ve üstünlüklerden biri de onların yazısının son derece zor olmasıdır. Bazıları bu iddiama şaşacaktır. İzahı ve ispatı basittir: Japon yazısı o kadar zor, çetrefil, karışıktır ki, Japon çocukları, Japonya’nın genç nesilleri bu yazıyı öğrenirken büyük çileler çekerler, olağanüstü gayret ve cehd sarf ederler. Japon yazısını öğrenen bir gencin yenemeyeceği güçlük yoktur. Okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan basit bir alfabe hiçbir kavmi kaldırmaz, ilerletmez, güçlü ve vasıflı kılmaz, aksine geri zekâlı yapar.Biz Türkiyeliler, başta idarecilerimiz, zenginlerimiz, seçkinlerimiz olmak üzere Japonya, Güney Kore, Singapur, Tayvan gibi başarılı doğu ülkelerinden ders almalıyız.

 

Batıyı taklit ederken, onun sadece ilimlerini, fenlerini, güç kazandıran taraflarını almalıydık. Batının fuhuş, zina, ahlaksızlık, içki, seks serbestliği, hedonizmi, evrensel ahlâka ve fazilete aykırı tarafları ilerletmez, aksine geriletir ve batırır.Japonya’da, Batıdan ve Amerika’dan ithal edilmiş kötü taraflar yok değil, lakin onları telafi edecek güçlü bir millî kimlik, millî kültür, 400 başarılı üniversite, iyi bir millî eğitim, ülkelerine bir yığın Nobel kazandırmış âlim ve araştırıcı var.Keşke liselerimize “Japonya (Japonca değil) Dersleri” konulsa, ehliyetli öğretmenler tarafından“Yirminci asırda Türkiye niçin Japonya kadar/gibi ilerleyemedi, başarılı olamadı” konusu gençlerimize anlatılsa..

 

 

Mehmet Şevket Eygi

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat