Dedikodu ve Polemik Hastalığı

Maalesef şu zamanda, medya sayesinde Müslümanların evleri kahvehaneye, meyhaneye, batakhaneye, fısk ve fücurhâneye döndü. Bas düğmesine ve İslâm’ın yasak ve haram kıldığı bin çeşit kötülük ve günah evine dolsun. Öyle ekranlar var ki, lağım akıyor sanki.

AKILLARI, fikirleri reyting olan medyacılar halkı boş, kof, faydasız, zararlı, hiçbir işe yaramaz konuların peşinden koşturuyor.[1]

Müslümanların bunlara aldanmaması gerekir ama maalesef milyonlarcası aldanıyor. Akıllı, şuurlu Müslüman “Yararına ve zararına olan şeyleri bilen” kimsedir.

Soruyorum: Dedikoduların, entrikaların, fitne ve fesadın, zevzeklik ve gevezeliğin, gıybetin, söz taşımanın, tecessüsün faydası var mıdır?

Ne faydası! Büyük zararı vardır. Peki, niçin milyonlarca Müslüman bunları merak ediyor, bunları okuyor veya seyr ediyor?

Sadece okumakla ve seyr etmekle kalmıyoruz, bir de tesiri altında kalıyoruz ve zaman zaman yalanlara, iftiralara inanıyoruz.

Meşhur ve büyük Şeyhülislam Ebussuud Efendi hazretlerine sormuşlar: Kahvehâne denilen mekânlar var, insanlar oraya gidiyor, kavrulup öğütülmüş bir çekirdekten yapılan ve fincanlarda sunulan bir içeceği içiyorlar. Buna ne dersiniz?

Şu cevabı vermiş: O makule (türlü) yerlerde su içmek bile caiz değildir.

Maalesef şu zamanda, medya sayesinde Müslümanların evleri kahvehaneye, meyhaneye, batakhaneye, fısk ve fücurhâneye döndü. Bas düğmesine ve İslâm’ın yasak ve haram kıldığı bin çeşit kötülük ve günah evine dolsun. Öyle ekranlar var ki, lağım akıyor sanki.

Çıplak ve şehevî kadınlar… İçkiler içiliyor, çin çin şerefe… Şehvet, rezalet, kepazelik diz boyu… Terör, adam öldürme… Yalan dolan ulan… Tencere dibin kara, seninki benimkinden kara… Heyecan dorukta…

Hacı bey namazda, çoluk çocuk ekran karşısında…

Bugünkü TV yayınlarının yüzde 90’ının, İslâm tarafından yasak kılınmış kötü ve çirkin şeyler olduğunu anlamak için din âlimi ve müftü olmak gerekmez.

Müslümanların büyük kısmı, faydalı ilimler öğrenebilecekleri kıymetli zamanlarını meraklı kötülükleri okumak veya seyretmekle ziyan ediyor.

Dedikodu ve polemik merakı ruhumuza, kanımıza, iliğimize işlemiş vaziyette. Bendenizin en çok okunan yazıları, binde bir yaptığım polemikler ve çatma yazılarıdır. Yazılarımı iktibas eden bir internet sitesinde, faydalı olduğunu sandığım konular günde 250 kere tıklanıyorsa, ağır bir polemik yazısı kaleme aldığım günlerde tıklanma sayısı beş bin oluyor.

Şöhretinin artmasını, yazılarının okunmasını, maaşlarının artmasını isteyen bazı yazarlar da mecburen bu yolu seçiyor.

Bir toplum dedikoduya, polemiğe, kavga ve gürültüye, rezalete bağımlı olunca, onu bu halde kurtarmak kolay olmaz.

Hür olduğu söylenen medya satışını, seyircilerini ve dolayısıyla reklâm gelirlerini arttırmak için mecburen dedikoduya, polemiğe, kavga gürültüye yönelecektir.

Ne mutlu dedikodudan, mâlâyâniden, zevzeklik ve gevezelikten, tecessüsten, zararlı meraklardan uzak duran akıllı ve şuurlu Müslümanlara.

Sanırım en doğrusu evine TV cihazı sokmamaktır. Bunu yapmak isteyene de önce çoluk çocuğu ve şeytan karşı çıkar.

 

 

 

[1] “Haber duyurulması gereken doğru, hayırlı ve uyandırıcı bilgidir.”. R. Ercan BİTİKÇİOĞLU

Mehmet Şevket Eygi

 

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat