‘Transmisyon’ Eğitim Modelinin Yıkılışı

Komünizm ve faşizm gibi baskıcı rejimlerin sahipleri, kendilerinden sonra gelecek nesillerin kendileri gibi düşünen bireyler olmasını arzu eder. Aksi takdirde türlü “akıl oyunları” ile illüzyonda tuttukları “yoldaşlarının” yoldan çıkacağını ve iskambil kâğıdından yaptıkları kalelerinin bir “fiske” ile yıkılacağını bilirler…

Böylesi kişiler için eğitim oldukça önemlidir. Ama “eğitimin” bizatihi kendisi değildir önemli olan… Eğitimi önemli kılan şey, bir sonraki neslin “eğitim aracılığı” ile şekillendirilecek olmasıdır…

Eğitilmiş olmak değil, eğitilerek misyon savunucusu olmaktır asıl olan…

Eğer kişi uzunca bir süre eğitim aldığı hâlde “aydınlanma” sürecini tamamlayamadı ise, eğitim süreci mutlaka aksamıştır, kesintiye uğramıştır, diye düşünülür.

İşte bundandır ki bir çocuğun bir süre sonra sadık bir rejim bekçisi olabilmesinin en temel şartı, erken çocukluk döneminden ergenlik dönemine kadar, alternatif bilgilere kapalı “kesintisiz” eğitim almasıdır…

Henüz “kendi zihinsel varoluşunu” gerçekleştirmediği bu dönemde çocuk alternatif düşüncelere kapatılır ve kesintisiz olarak uzunca bir süre eğitime mecbur bırakılırsa, o çocuğa aktarılan bilgiler kendi kişiliği ve karakteri hâlini alır…

Yetişkinlik döneminde böylesi bir kişi, fikir ve düşünceleri hakkında eleştiride bulunanlara tahammül edemez, sanki kişiliğine saldırılıyor gibi bulunduğu ortamda gerginlikler oluşturur, saldırganlıklar sergiler…

Böylesi kişiler kendilerini “eğitilmiş” olarak gördüğü ve “aydınlanmış” olarak kabul ettiği için, kendileri gibi düşünmeyen kişileri “eğitimsiz”, “bilgisiz” ve “gerici” zanneder…

İşte bu eğitim modeline “transmisyon eğitim modeli” diyoruz…

Yani eğitimi, bir ideolojiyi, bir misyonu aktarmakta araç olarak kullanan model…

Artık 21. yüzyılda yaşıyoruz…

Bilgi çağında yani…

Çocukluk yıllarından itibaren insanları bir asker çizmesine sıkış sıkış doldurup üstüne toprak ve su dökerek “buradan kırmızı elma çıkacak” diye beklemek bu çağın gerisinde kalmış bir mitolojik hikâyedir…

Bu açıdan bakıldığında, Meclis’te tartışılan konu, aslında ‘Mecburi eğitim 8 yıl mı olsun, 12 yıl mı?’ değil…

Şu an muhalefet partilerinin bir kişilik savaşçısı gibi savaş verdiği şey, “bu eğitime muhtaç cahil (!) halkı eninde sonunda eğiteceğiz ve gerekirse bin yıl bekleyerek asker postalından kırmızı elma çıkaracağız” hayali ile bir ömür geçirdikleri “transmisyon” eğitim modelinin ortadan kalkıyor olmasıdır…

Hükümetin istediği sistem, bunca anlamsız gürültüye rağmen 8 yıllık kesintisiz eğitimi ortadan kaldırarak ve her 4 yılda bir öğrencileri alternatif düşüncelere kapı aralamasına izin vererek ülkemizin gelecek yüzyıllara daha bilge insanlarla girmesine kapı aralayacaktır…

Gelişmiş ülkeler bilimde, sanatta, teknolojide, özgür düşüncede insan olmanın keyfini yaşarken, biz hâlâ asker yürüyüşü ile sınıflara girmeyi, öğretmenin “günaydın” komutuna “sağol” diyerek karşılık vermeyi bir marifet zannediyoruz…

Demokrasinin sıcağında limonata içmenin hazzını yaşayan çocuklardan bizimkilerin neyi eksik…

Daha erken yaşlarda çocukların yeteneklerini keşfetmek varken, neden onları bahçe direkleri gibi nemli topraklara yan yana dikmeyi, üzerlerine dikenli teller bağlamayı akıllıca bir şey zannediyoruz

Sökün çocukların ruhlarına bağladığınız ideolojik dikenli telleri… Ellerinden tutun her bir çocuğu ve göklere doğru atın… Göreceksiniz kafalarına ideolojik serumlar takıp beyin felci geçirttiğiniz çocuklar nasıl da kanatlanıp uçacaklar… Engelleri kaldırılınca insan nasıl da özgür düşünecek ve ülkemize nasıl da güzel günler gelecek…

Bu yasayı savunmak sadece Meclis’in işi değil… Bu yasa insan onuruna inananların yasasıdır… Çocuğunun doğasını keşfetmek ve ondan bin bir yetenek çıkmasından mutluluk duyacak olan anne babaların yasasıdır…

Ve bu yasa, bize kazandırılan bir ideolojiye rağmen kaybettiğimiz bin bir yeteneğimizin, trajik hikâyemizin yasasıdır…

 

Çocuklar adına sahip çıkmalı…

 

 

Adem Güneş

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat