Mahremiyet Şuuru ya da Haremlik/Selamlık Pratiği

Hayata ve olaylara başka bir kapıdan girmedikçe açtığınız her yeni pencere eskisinin bir benzeri olmaya mahkûm kalacaktır. Başka bir kapı açmadıkça yeni pencere açmamız anlamlı olmayacak, başkalarının bakış açısıyla bakmaya devam ettikçe sadece kendimizi tekrar etmekle iktifa edeceğiz.Bir örnek olarak.Başörtüsü bir özgürlük problemi midir? değil midir? Örtelim mi açalım mı tartışmalarını elimizin tersiyle bir kenara itip, meseleye başka ve derin bir kapıdan girelim. Hangi alanlar mahrem, kim kime mahrem, kim namahremdir? Mahrem/ namahrem ayrımını koymadığımız bir yerde tesettür bilincinden bahsetmek ne derece doğrudur? Tesettürün amacı mahremiyet şuurunun tesis edilmesidir. Bu şuuru tesis etmeyen tesettür anlayışı anlamdan yoksundur. Bireye, aileye ve topluma mahremiyet şuuru yerleşmedikçe orada yapılan tesettür tartışmaları bütünüyle sığ kalmaya mahkûmdur.Edep, haya, sadelik ince zevkler bizim medeniyetimizin ürettiği yaşama biçiminin ayrılmaz parçalarıdır… Töresi, adeti, gelenek ve görenekleriyle muhafazakar hayat tarzı kendini belli saldırılar karşısında korumak zorundadır. Muhafazakâr çevreler hayat tarzı hassasiyeti gösteren çevreler kadar bile olsa kendi hayat tarzına dokundurmamaya özen göstermeli, en azından o şuuru muhafaza etmelidir.

 

Zamanın ruhunu doğru okuyabilmeliyiz, modern hayat tarzına kendini kaptıranlardan çok kendini koruma altına alabilenlerin var olabildiği bir zaman üzerinde yaşıyoruz. Araya fark koyamayan toplumlar kendilerine benzetilmek istendikleri toplumların elinde hallaç pamuğu gibi atılıp gitmektedir. Buna karşı itirazlar yükselten, direnen toplumların daha şahsiyetli bir hayat sürdükleri de sosyolojik bir gerçek olarak önümüzde durmaktadır.Haremlik-selamlık dediğimizde hemen ilk olarak evlerimizi, apartmanlarımızı haremlik selamlık olarak inşa etmemiz gerektiği gibi ucuz çözüm yollarına başvuracak değiliz. Öncelikle kafalarımızı bu mahremiyet şuuruyla yeniden inşa edeceğiz ki kendimize ve değerlerimize hayat sahası açabilelim. Mimari şehir planlaması insan hayatına kendi rengini katıyor ister istemez. Apartmanların ve evlerin mahremiyeti işgal eden yapısı karşısında kendini muhafaza etmek isteyen muhafazakâr bireyin o şartlar içinde yapabilecekleri sınırlı kalmaktadır. Lakin baştan şehir planlamasını apartman ve ev mimarisini ona göre dizayn ettirdiğinizde önemli bir mesafe almış olacağınız da tartışmasız bir gerçektir.Eskiden evler tek katlı ya da iki üç katlı idi, ona göre de her evin iki giriş kapısı olurdu. Ön giriş kapısına girmek için bile iki kapıdan geçmek zorunda idiniz. Dışarıdan kapıyı çalan şahıs ilk önce avluda karşılanır daha sonra iç avluya alınırdı. Evlerin mahremiyeti de ona göre muhafaza edilirdi. Şimdilerde komşu komşunun kapısını çaldığı gibi hemen yüz yüze gelmek durumunda kalıyor, bu da bir noktaya kadar mahremiyetin ihlalini dayatıyor.

 

Sadece mahremiyetin muhafazası da değil eskiden evler, değerler ekseninde dekore edildiğinden her şey muhafazakâr hayat tarzıyla uyumluluk arz ederdi. Burada sade mahremiyet değil bir medeniyet tasavvuru esas alınırdı. Mesela bir evde tuvalet banyo ile mutfak kapısı birbirine bakmazdı, banyodan ya da tuvaletten çıkan biri direkt olarak mutfakla muhatap olmazdı bu noktada usul adap bilen eski insanlar kendilerince hassasiyet gösterirdi. Medeniyet algısı hayatın bütün alanlarına şamildir. Misafir evde kimin banyo yaptığını, kimin tuvaletten çıktığını bilmezdi, bilemezdi.Eskiden evlerimize başka kapılardan girerdik, kendimize mahsus özel alanımız dokunulmazdı ve hürmete şayandı. Kimse kimsenin özelini kurcalamaz herkes mahrem/ namahrem ayrımına özen gösterirdi. Başka kapılardan girdiğimiz evlerden hayata da başka pencerelerden bakardık. Birileri geldi bize yeni bir medeniyet, yeni bir hayat tarzı dayattı, şimdi ise elimiz ayağımız dolaşıyor iki yakamızı toplayamıyoruz.Mahrem/ namahrem ayrımımız ya da mahremiyet şuurumuz yoksa modern hayat tarzının bütün dayatmalarına onay verir, itiraz geliştiremeyiz. Sosyal hayatı bir et pazarına dönüştürdükleri bu çağda gelişme adına, değişim adına değerlerimizden taviz verin deniyorsa hayır biz başka bir kapıdan gireceğiz bu hayata… Biz bu yönde bir değişime direnmeyi tercih edeceğiz, aksi bizim üslubumuz değil…

 

 

Umut Bulut

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat