Zikredenle Oturan Allahtır

“Dünyanın aşağıdan baktığınızda hiç bir değeri yoktur, yukarıdan baktığınızda her şey değerlidir”diyordu hocam bugün.

Her şeye kendi hesabına baktığında bir sinek kanadı kadar değeri yok, Allah namına bakınca bir sinek kanadını tartacak terazi yok.

Bu yüzden fakih kimdir sorusuna “dünyaya değer vermeyendir” cevabını veren Hasan-ı Basri ile “Dünya annemizdir onunla sıla-i rahim yapın” diyen İbnül Arabi aynı şeyi söylüyor aslında.

İkisine de diğerinin cümlesini söylesen “evet” öyledir der, bu ikisi arasında bir çelişki yok.

İnsan nasıl aynı gün azap ve rahmeti cehennem ve cenneti beraber yaşayabiliyor. Gündüz dokunsalar bağıracak gibiydim, gece mutluluk taşıyor.

Dileyen bana manic depresif desin, ben ona tecellide tekrar yoktur demeyi seçiyorum.

Neticede zikrullah insanı var kılar, nerede kimle olduğu mühim değil, çünkü zikredenle oturan Allahtır. Efendimiz öyle diyor.

Esat Coşan hoca şöyle demiş vaktiyle “Amellerimiz cennet için baha değil bahanelerdir”

Hem “Mümine sayinden başka yoktur” hem “Attığında sen atmadın Allah attı” bu paradokssal ifadeleri bitiştirmeyi çok seviyorum.

Hoca diyor ki tedebbür bu demektir bir şeyin önüne ardına, evveline ahirine bakmak, bir ayeti bir başka ayetle birlikte okumak,

birinin meselenin evveli diğerinin ahiri olduğunu, birinin işin zahiri diğerinin batını olduğunu farketmek.

Tenzih ve teşbihi beraber görmek. Tedebbür. Önüne ardına sağına soluna içine dışına iyice bakmak

Ben başkasının gözüyle pek bakamam çünkü kendimi başkasının yerine koyup baktığımda gene kendim bakmış oluyorum, sadece yer değiştiriyorum.

Hakikaten o durumda o olsa ne düşünürdü, ne görürdü bilemem, tecrübelerimiz biriciktir. Kimse aleme bizim penceremizden bakamaz.

“İki insan arasındaki mesafe sonsuzdur” derdi bir yazar,bu açıdan haklı,ne kadar empati olsa, sanki, mış gibi oluyor, gerçekten o olmuyoruz.

Ancak iki insan arasındaki mesafe bilmekte nazarda kapanmaz da muhabbette kapanır,şayet muhabbet lillah için olursa.

Çünkü Allah için sevdiğinizde gerçekte seven siz değilsiniz, sizde sevgisiyle tecelli eden Hak’tır.

Bilmede de bu şöyle söylenebilir, eğer bilgi vahyin, ilhamın ve keşfin bilgisi ise iki insan arası mesafe kapanır, çünkü artık bilen siz

değil bilen Allah olur, size bildirilmiştir, o zaman onun gözüyle görürsünüz. Bu yüzden peygamberler insanı kamiller bize çok yakındır,

adeta bizi bizden iyi bilirler, çünkü Allahın bildirmesiyle biliyorlar. Ama nazari bilgi, tefekkür ederek bilmek böyle değil

Kendi çabanız sizi sadece bilmeye sevmeye yaklaştırır, ama kavuşturmaz.

Bir de ne diyorlardı İsevi meşrepseniz dünyayı ve içindekileri terk edersiniz yükselirsiniz ve geri gelmezsiniz.

Muhammedi meşrepseniz, önce terk eder hiranıza çekilirsiniz, sonra yükselir miraca çıkarsınız, sonra ümmeti der geri gelirsiniz.

Alem ve içindeki herşey “ümmeti” kelimesine dahildir. Onlara artık Allah namına bakarsınız, seversiniz, hizmet edersiniz.

Nakşilerin “halvet der encümen” tam da bunu ifade eder. Onların “terk” düsturlarını bilenler, bunu da bilmeliler.

Çünkü “terk” “halvet der encümen” siz anlaşılamaz. Biri uruc, diğeri nüzuldür.

 

 

Mona Islam

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat