Minik Kar Tanelerinden Büyük Hayat Dersi

Uzun zamandır bu denli yoğun kar yağışı görmemiştim İstanbul’da.

Tek kelimeyle müthişti!

Eşsiz duygular yaşadım ard arda yağan kar tanelerinin altında ve hepsini hafızamın bir köşesine anı olarak biriktirdim.

Yaşayan bilir ama yaşamayanlara nasıl anlatsam ki!

Zifirî karanlığa yattığın gecenin sabahında göz alıcı aydınlığa uyanmak… Sokakların kirden, renk cümbüşünden arınmış tertemiz dokusuyla karşılaşmak… Kar tanelerinin, nasıl olup da gökyüzünden yere böylesine naif inebildiğine yoğunlaşmak… Ve elbette tüm yaşananlara şaşırmak…

İnsanın gözlerine inanası gelmiyor!

Özenle yerleştirilmiş kar taneleri, sokağın her yerine girmiş!

Kapı tokmağına, cam kenarına, çatıdaki antene, araba sileceklerinin üstüne… Hiçbir yerin hakkı yenmemiş, ifrat ya da tefrite gidilmemiş, her yer eşit!

Manzara bir yudum içimlik!

Hayretler içinde kalıyoruz çünkü uzun zamandır böylesi kış harekâtına, kar tanelerinin hücumuna alışık değildik.

İnsanların işi gücü bırakıp kartopu oynamaları, sağa sola kaçışmaları ve isabet eden her kartopunda bağırıp çağırmaları… Buz tutmuş yollarda, vızır vızır geçemeyen arabaların ‘vınn, vınn’ patinaj sesleri… Çocukların sokağa çıkmadan önce sıkı sıkı atkıya sarılmaları…

Haa! Bir de yetişkinlerin patronu arayıp ‘yollar kapalı, bugün işe gelemeyeceğim’ bahanesiyle kaytarmaları!

Tüm bu yaşananlar, hayatımıza farklı tatlar getirdi.

Kar taneleri, aralarında sözleşip bembeyaz kıyafetlerle adım atmış olsa da dünyamıza, hayatımızın tabii akışı değişti, renklendi…

Anlayacağınız İstanbul’da güzel bir kış mevsimi yaşanıyor bu yıl, alışılmadık ve uzun zamandır yaşanmadık.

İşte tam bu noktada, hayatımızdaki ‘kar istilasına’ bakış açısında önemli bir çatallaşma meydana geldi toplumumuzda, hani yarıya kadar su konmuş bardağın boş tarafını ya da dolu kısmını görenlerin meşhur örneğinde olduğu gibi.

Kimileri gündeme bomba gibi düşen kar tanelerinin sebep olduğu olağanüstü durumdan, sıra dışılıktan keyif almaya ve karda yapılabilecek tüm faaliyetleri değerlendirmeye çalışırken, kimileri de söylenip duruyor.

Onlar için yer gök eleştiri…

Yok efendim, niçin kar yağmış?

Yollar kapanmış, bütün plan ve programlar aksamış!

Bu kadar çok yağmasa, olmaz mıymış?

Sevgili okurlar, neredeyse saçımı başımı yolacağım! Bu insanların tahammülsüz tavırlarına anlam vermeye çalışıyorum fakat tutumlarını aklım almıyor.

Hadi siyaseti, futbolu falan anladım da kar tanelerini dahi eleştirmenin mantığı olabilir mi?

Bilmem söylemeye hacet var mı? Bu bir tabiat olayı!

Biz depreme, sele, kuraklığa ‘Dur, gelme. Biraz bekle!’ diyebiliyor muyuz? Olacağa mani olabiliyor muyuz?

Eğer kar nedeniyle hayatımız altüst olduysa, o zaman hata bizde, kar tanelerini suçlayacağımıza oturup kendimizi eleştirelim.

Hayatın matematiği, denklemi, türev integral ilişkisi olamaz, bu yüzden bir işi kurgularken, aksaklıklara, doğal afetlere, hastalığa, ölüme de ihtimal vermeliyiz…

Farkında mısınız? Kar tanelerinin istilası, önemli bir hayat dersi verdi bizlere.

Onların sayesinde sürpriz gelişmelere evimizin kapısını açmayı, içeri buyur etmeyi ve değişikliklerden hoşnut olmayı öğrendik.

Kimileri, gerçekleşmeyen planlar yüzünden onların masum yüzüne küsmüş olsa bile, ben kar istilasına yenik düşüp köşeme çekilmedim, mücadeleye aynen devam ettim.

Aksi takdirde hayatı yaşamak ve anı sahibi olmak, mümkün olabilir mi?

Ahh! Ahh! Keşke okullarda hesap kitap yapma, test çözme tekniklerini öğrenme ile birlikte ‘hayat dersi’ de verilse.

Minicik kar taneciklerine, böylesine ağır vazifeler yüklenmese!

 

 

Melda Bekcan

 

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat