Geçinilmesi Zor İnsanlarla Geçinme Sanatı

Günümüzde insanlarla ilişkilerde başarılı olmanın önkoşulu her türlü insanla geçinebilme becerisine sahip olmaktır. Fakat öyle insanlar vardır ki onlarla bir çok kişi anlaşamaz. Geçinilmesi zor insanlar olarak nitelenen bu insanlar çevrelerindeki insanların çoğu ile geçinemezler; herkes de çoğu zaman bu insanlardan uzak durmaya çalışır. Fakat bu kimi zaman mümkün değildir. Evde, iş yerinde, çarşıda, pazarda, sokakta, kısaca yaşamın sürdüğü her yerde geçinilmesi zor insanlarla karşılaşmak mümkündür. Bazı durumlarda bu insanlarla ilişkiyi sürdürme zorunluluğu vardır ve o insanlarla geçinmenin yolunu bulmaktan başka çare yoktur. Böyle durumlarda ilişkilerin mümkün olduğunca daha az çatışma yaşanacak şekilde sürdürülebilmesi için kişinin hem kendini hem karşısındaki insanı tanıması ve kişilik özelliklerine göre nasıl davranması gerektiğini bilmesi gerekmektedir. Her an bir anlaşmazlık ya da çatışma yaşanma olasılığı nedeniyle geçinilmesi zor insanlarla ilişkilerde ise ilişkinin yönlendirilmesi ve yönetilmesi gerekmektedir.

Bu kitap insanlarla ilişkilerini geliştirmek ve geçinilmesi zor insanlarla geçinme becerisi kazanmak isteyenlere seslenmektedir.

Aşağıda kitaptan bazı alıntılar verilmiştir

HERKESLE İYİ GEÇİNMEK MÜMKÜN MÜDÜR ?

İnsanlarla iyi geçinmek isteyen bir kişi öncelikle kendisine “herkesle iyi geçinmek mümkün müdür?” sorusunu sormalıdır. Bu soruyla birlikte akla gelen diğer bir soru da insanın herkesle iyi geçinmek zorunda olup olmadığı sorusudur.

Bu sorulara yanıt ararken öncelikle iyi geçinmenin ne anlama geldiği belirlenmelidir. İyi geçinme bir uçta “dost olma, iyi arkadaş olma”, diğer uçta ise “iş (ya da başka bir zorunluluk) gereği (birbiriyle dost ya da iyi arkadaş olmadan) bir arada uyumlu çalışma” anlamında kullanılabilir. İyi geçinme en yalın olarak “zaman zaman çatışma yaşansa bile her iki tarafın da birbirinin varlığını birbirini değiştirmeye çalışmadan kabul ederek bir arada olabilme” şeklinde tanımlanabilir. Kuşkusuz herkesle iki dost ya da arkadaş gibi geçinmeyi beklemek gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayaldir. Fakat iyi geçinme becerileri kazanıldığında yalın tanımda belirtildiği şekilde iyi geçinmek mümkündür. Bunun için gerekli önkoşul en azından taraflardan birisinin iyi geçinme becerilerine sahip olması ve iyi geçinmek için çaba harcamasıdır.

Yalnız burada vurgulanması gereken nokta iyi geçinmenin insanın kendi görüşlerinden, istek ve gereksinimlerinden tümüyle vazgeçmesi ve karşıdakinin her istediğini yerine getirmesi anlamına gelmediğidir. Yalnız karşı tarafın istek ve gereksinimlerine göre davranmak iyi geçinmek değil, teslim olmaktır.

Çok bilinen masallardan birisinde tilki ile leylek arkadaş olurlar. İlk olarak tilki leyleği evine yemeğe davet eder. Daveti büyük bir sevinçle kabul eden leylek, davet günü büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Tilki sofraya düz bir tabak koyduğu için, leylek tabağına konan yemeği yiyemez. Bunu en baştan düşünen kurnaz tilki, planladığı gibi bütün yemeği tek başına yer. Leylek ise aç kaldığını hiç belli etmeden yemeğe davet ettiği için tilkiye teşekkür eder ve o da tilkiyi yemeğe davet eder. Bu kez aç kalma sırası tilkidedir. Leyleğin yemeklerini koyduğu kap leyleğin gagasına göredir; ağzı dar ve derin. Aç kalma sırası tilkidedir. Tilki de ne kadar uğraşırsa uğraşsın böyle bir kaptan hiç yemek yiyemez. Hem kendi evinde, hem leyleğin evinde tüm yiyecekleri yemeyi planlayan tilkinin planları suya düşer. Leyleğin kurnazlığını anladığını gören tilki, leylekten özür diler.

Masallar kuşkusuz çok değişik biçimde yorumlanabilir. İnsanlarla geçinmek açısından bakınca “Tilki ile Leylek” masalının iletisi basit ve açıktır: birileriyle iyi geçinmek istiyorsanız, onun fiziksel, sosyal ve psikolojik özelliklerini dikkate almalısınız.

İnsanlarla geçinmek isteyen kişinin öncelikle geçinmek istemeli ve geçinmeye gönlü olmalıdır. Başkaları ile iyi geçinmek isteyen insan her şeyin yalnız kendi istediği biçimde gerçekleşmesini beklememeli, en az kendisi kadar geçinmek istediği insanı da dikkate almalı; onun kişilik yapısını, sosyal özelliklerini, beklentilerini sezebilmeli ve bunlara uygun tutum ve davranış gösterebilmelidir.

Çok bilinen başka bir masalda ise iki keçi bir köprüde karşılaşırlar.Köprü keçilerin yan yana geçemeyeceği kadar dardır. Her ikisi de öncelikle kendisinin geçmesi gerektiğini düşünür. birbirine yol vermezler. İki keçi inatlaşarak köprünün ortasında toslaşmaya başlarlar. Fakat ikisi de kaybeder. Her ikisi de suya düşer ve boğulurlar.

“İki İnatçı Keçi” masalının da iletisi çok açık ve basittir. Yüzeysel olarak bakıldığında herkesin bunun farkında olacağı ve benzer biçimde davranmayacağı düşünülebilir. Fakat günlük yaşamda benzer biçimde inatlaştıkları için iki tarafın da kaybettiği çatışmalar düşünüldüğünden çok daha fazla yaşanmaktadır. İnatlaşmanın aşılabilmesi ve inatçı iki kişinin birbiri ile iyi geçinebilmesi için insanların “inatlaştığının farkında olması”, “gerektiğinde inatlaşmayı bırakabilmesi”, “karşı tarafın inadını arttıracak şekilde davranmaması”, “inatlaşmadan kaynaklanan duygularla baş edebilmesi”, “iki tarafta da kaybettiği duygusu yaratmadan uzlaşma yolunun bulunması” gerekmektedir.

“Herkesle iyi geçinmek mümkün müdür?” sorusuna dönecek olursak dost ya da iyi bir arkadaş olarak geçinmeyi hedeflemiyorsanız bu sorunun yanıtı evettir. Çevrenize baktığınızda herkesle geçinebilen insanlar olduğunu görürsünüz. Onların sahip oldukları iyi geçinme becerilerini herkes kazanılabilir. Fakat bunun bugünden yarına kazanılamayacağı uzun süren uğraş ve çaba gerektirdiği unutulmamalıdır. Bu konuda ilk adım öncelikle istekli olmak ve bu isteğini uygulamaya geçirmektir.

GENEL ÖNERİLER

Geçinilmesi zor insanlarla ilişkide her zaman çeşitli zorlukların ve çatışmaların yaşanacağı en baştan kabul edilmeli ve ilişkiyi sürdürmenin yolları bulunmaya çalışılmalıdır. Geçinilmesi zor insanların tümü için geçerli önerilerde bulunmak mümkün olmamakla birlikte, kitabın bu bölümünde geçinilmesi zor insanların tümüne yönelik öneriler ele alınacak, daha sonraki bölümlerinde ise kişilik yapısına göre çeşitli önerilerde bulunulacaktır.

Geçinilmesi zor insanlarla geçinme sanatında temel nokta kişinin kendisinin ve karşısındakinin nasıl davranabileceğini öngörebilmesidir. Kendinizin ne hissedeceğini, ne düşüneceğini ve nasıl davranacağınızı bildiğiniz zaman nerede durmanız gerektiğini, hangi yoldan gitmeniz gerektiğini kestirebilirisiniz. Örneğin öfkenizi denetleyemeyen bir kişi iseniz, öfkelenmeye başladığınızı hissettiğiniz anda öfkeyle baş etme yöntemlerinizi bir an önce kullanmaya başlamanız gerekmektedir. Karşınızdakinin nasıl davranabileceğini bildiğiniz zaman ise kendinizi ona göre konumlandırmanız ve bu özelliğine uygun bir davranış tarzı geliştirmeniz mümkün olabilmektedir. Örneğin karşısındakini küçük görme eğiliminde olan bir kişi herkese olduğu gibi size de küçümseyici bir tarzda yaklaşacaktır. Karşısındakinin herkese böyle davrandığını bilen ve ondan böyle bir davranış bekleyen bir kişinin onun küçümseyici ve aşağılayıcı tutum ve davranışlarına öfkelenmeden ilişkiyi sürdürme olasılığı bunu bilmeyen kişilere göre biraz daha fazladır.

Aşağıda geçinilmesi zor insanlarla geçinmeyi başarmak isteyenler için çeşitli öneriler bulunmaktadır. Fakat bunların akla gelince kolayca başarılan davranış biçimleri olmadığı ve ancak uzun dönemli çabalar sonucunda kazanılabileceği unutulmamalıdır. İnsanlarla ilişkiyi ve iletişimi yönlendirmek ve yönetmek için insanın öncelikle konuyu önemsemesi, sahiplenmesi ve sabırlı biçimde çaba harcaması gerekmektedir.

 

Kendinizi yeterince tanıyıp tanımadığınızı gözden geçirin

İletişim ve ilişki kurma becerilerinizi / tarzınızı gözden geçirin

Kendi bakış açınızdan sıyrılın

Özgüveninizi, özdeğerlilik duygunuzu gözden geçirin

Yaşadığınız duygularınızın sizi yönlendirmesini önleyin

Onlara onların uyumsuz davranışlarını arttırmayacak biçimde davranın.

Onlara bekledikleri gibi davranın

Onun gereksinimlerini karşılamaya çalışın

“Mantıklı” davranmasını beklemeyin

Değişmesini beklemeyin / değişeceğini ya da değişebileceğini düşünmeyin

Sizi anlamasını ya da hak vermesini beklemeyin

Doğruyu gösterme konusunda ısrarcı olmayın

Alınganlık göstermeyin, karşıdakinin tutum ve davranışlarını üstünüze almayın

Olup bitenden yalnız karşınızdakini sorumlu tutmayın, kendi sorumluluklarınızı da araştırın

Her kişilik yapısının kendisine özgü düşünce, tutum ve davranış özellikleri olduğunu unutmayın

Onun bakış açısına saygı gösterin

İlişkinizin sınırlarını kafanızda net olarak çizin

Sonuç elde etmeye odaklanın

Karşı tarafın istek, amaç ve gereksinimlerinizi anlamaya çalışın

Onun uyumlu davranışlarını takdir edin

Eşduyum ile karşıdakini anlamaya çalışın

Kendinizin de geçimsiz bir insan olabileceğinizi unutmayın

Geçinilmesi zor insanların davranışlarının altta yatan nedenlerini görmeye çalışın

 

Prof. Dr. Erol Özmen  kimdir?

Halen Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olan Prof. Dr. Erol Özmen 1962 yılında Polatlı’nın Sakarya Köyü’nde doğdu. İlköğrenimini Polatlı’da, ortaöğrenimini Eskişehir Anadolu Lisesi’nde tamamladı. 1985 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Psikiyatri uzmanlık eğitimini İzmir Devlet Hastanesi’nde yaptı. 1995 yılında yardımcı doçent, 1996 yılında doçent, 2001 yılında profesör unvanını aldı. Psikiyatride ilgi alanları arasında sosyal psikiyatri ve psikodinamik psikiyatri bulunmaktadır.Yurt içinde ve yurt dışında yayınlanan bir çok makalesinin yanısıra meslektaşlarına yönelik “Organik Mental Bozukluklar”, “Geriatrik Psikiyatri”, “Genel Tıpta Psikiyatrik Sendromlar” ve “Genel Tıp ve Ruhsal Bozukluklar” adlı kitapların yazarları arasında yer almaktadır. Ayrıca halka yönelik yayınlanan “Depresyon Hakkında Her Şey” ve “Kendini Tanıma Rehberi” adlı kitapların yazarıdır.

Evli ve bir çocuk babasıdır.

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat