Bir İnkılâp Mağduru: Hattat Mustafa Halim Efendi

Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde düzenlenen Halim Efendi’yi anma etkiliğinde Reisülhattatin Hasan Çelebi Hocası Mustafa Halim Efendi’yi anlattı…Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği “Zeytinburnu’nun Edebî Sâkinleri” programında Osmanlı medeniyeti ile günümüz Türkiyesi arasında sanat köprüsü vazifesi gören Hattat Mustafa Halim Efendi yâd edildi…Mehmet Nuri Yardım’ın moderatörlüğünde, Zeytinburnu Belediyesi Kültür Merkezi’nde 28 Şubat Salı günü düzenlenen etkinliğe ne hikmetse Halim Efendi’nin yolundan giden hattatlar pek ilgi göstermedi… Hattat Mahmut Şahin’le birlikte gittiğimiz programda gözlerim sülüs hattatlarını, nesih hattatlarını, talik hattatlarını arayıp durdu. Şahin’in dışında hat hocası olarak Selim Türkoğlu’nu ve Kamil Nazik’in iştirak ettiği toplantıya 50 kadar Halim Efendi muhibbi ilgi gösterdi…

BİR INKILAP MAĞDURU: HATTAT MUSTAFA HALİM ÖZYAZICI

Halim Efendi, Cumhuriyetin ilanıyla birlikte birbirini ardına sıralanıveren inkılâplardan en fazla etkilenen kişilerin başında gelir… Harf inkılâbıyla birlikte Mustafa Halim Efendi’nin elinden hattatlık mesleği alınmıştır. Hattat Mustafa Halim Efendi böylelikle bir gecede işsiz kalmış ve içine, özüne çekilmiştir…Harf inkılâbıyla birlikte bir gecede ümmet ulus olmuş arşivlerdeki Osmanlı belgeleri hurda kâğıt fiyatına Bulgaristan’a satılırken, kütüphanelerdeki yazma eserler, dükkânlardaki besmele levhaları ya ardiyelere kaldırılmış, ya tavan aralarına saklanmış, ya da kapı önlerine bırakılmıştır. Halim Efendi’nin muasırlarından Hezarfen Necmeddin Okyay’ın imamlık maaşıyla binlerce yazma eserden müteşekkil bir kütüphane ve çok önemli bir hat koleksiyonuna sahip olduğunu biliyoruz.İşte böyle bir ortamda çok sevdiği hat sanatından ve birkaç talebesinden koparılan Halim Efendi Zeytinburnu’nda Çırpıcı mevkiinde satın aldığı bağda bağbanlık yapmaya başlamıştır… Tabii ki Halim Efendi zahiren bağbanlık yapmış, bağ evinde bir yandan yazı yazmaya, diğer yandan da talebe yetiştirmeye devam etmiştir.Kur’an okumanın ve okutmanın yasaklandığı dönemlerde serdengeçti hocaefendilerin İslâm dinini yeni nesillere öğretmek için ziraat çiftlikleri kiraladıklarını ve tarla işçisi mahiyetindeki talebelerine dini öğrettiklerini biliyoruz…İşte halim Efendi böyle zor zamanlarda yazdığı hat levhalarının altına “Sabıkan hattat bağbân Halim” yazdığını biliyoruz…

OSMANLI İLE CUMHİRİYET ARASANDA SANAT KÖPRÜSÜ

Hattat Halim Efendi, nâmıdiğer Mustafa Halim Özyazıcı (1898-1964) Osmanlı medeniyeti ile günümüz Türkiyesi arasında hat sanatı zaviyesinden köprü vazifesi gören, müstesna bir yazı kabiliyeti olarak yakın dönem hat sanatı tarihinde yerini almış, nevi şahsına münhasır bir zattır…Halim Efendi’nin çuvallar içerisindeki terekesinde varislerine miras bıraktığı irili ufaklı binlerce yazı ile birlikte çok önemli hattatlar yetiştirerek hat sanatının gününüzde de devam etmesinde önemli bir rol oynamıştır…Halim Efendi’nin belki en önemli hizmeti, Osmanlı saray hattatlarından bir Türk yazısı olan Divani hattını öğrenerek talebesi Ali Alparslan’a öğretmesidir. Osmanlı sarayı hattatlarına has olan bu yazı, Halim Efendi-Ali Alparslan silsilesiyle meşk edilerek, yeni nesil hat sanatı taliplerine aktarılmış ve böylelikle unutulmaktan kurtulmuştur. Bugün pek çok sanat atölyesinde, İSMEK bünyesindeki kurslarda, hat hocalarının yazıhanelerinde, Güzel Sanatlar Fakültelerinde öğretilmekte olan Divani yazı Mustafa Halim Efendi’nin bizlere bir nevi armağanıdır.

 

BİNLERCE LEVHA YAZDI

Halim Efendi için, binlerce, bir adım öte on binlerce yazı/eser yazmıştır desek mübalağa etmiş olmayız. Halim Efendi hayatı boyunca usanmadan yazmış, yazdıklarını biriktirerek, bir kenara koymuş; 66 yıllık hayatını tamamladığında mirasçılarına devasa bir hat terekesi bırakmıştır.Elim bir trafik kazasıyla garik-i rahmet olan Halim Efendi’nin bir talihsizliği de terekesinin hebâ edilmesidir… Hattat Halim Efendi’nin -belki- en büyük talihsizliği hat terekesinin iyi yönetilememesidir. Malum olduğu üzere Halim Efendi’nin terekesi haraç mezat satışa arz edilmiş, yazıları, çuvallarla satılmıştır. Her bir çuvalda binlerce yazı… Sadece bir koleksiyonerin, Halim Beyin Kocamustafapaşa’daki evinden 6 çuval yazı satın aldığını biliyorum.Hâsılı, Halim Efendi’nin tüm terekesi; deste deste yazıları satıldı. Fotoğrafları, kamış kalemleri, cep saati, divitleri, hokka takımları, enfiye kutusu, Davudi sesler aldığı “ney”ine varıncaya kadar baha eden neyi varsa satıldı.Halim Efendi’nin yazıları esnaf mezatlarında, sahaflarda, Moda’daki antikacılarda, Nişantaşı müzayedelerinde parça parça satılarak yeni sahiplerini buldu/buluyor. Bugün, hâlâ, ister sanal olsun, ister gerçek, hemen tüm müzayedelerde Halim Efendi’nin yazıları satışa konu ediliyor. İmzalı, imzasız yüzlerce yazısı… Mezkûr yazılardan birçoğu, altına sonradan iğreti bir şekilde iliştirilmiş “Ketebehû Halim” ibareleriyle siber âlemde yeni sahiplerini bekliyor… İnci gibi yazıların altına iğreti bir istifle iliştirilmiş “Halim” imzası görürseniz bilin ki bu levha, Halim Efendi’nin Koca Mustafapaşa’daki evinden çıkma orijinal bir yazıdır.Artık eskicilerde de Halim Efendi’ye ait ne ararsanız bulabilirsiniz: Tuğralar, şahıs isimleri, dükkân isimleri, tabelalar, devlet dairesi, karakol, apartman isimleri, kartvizitler, eskiz kâğıtlarının üzerinde kırmızı, yeşil mürekkeplerin yol bulduğu cami kubbe ve kuşak yazıları…

HAYATA VE HAKİKATE DAİR HER ŞEYİ YAZMIŞ

Halim Efendi, hayata ve hakikate dair hemen her şeyi yazmış… Ayet-i kerimeler, hadis-i şerifler, kibar-ı kelamlar, kasideler, şiirler, marşlar, cami yazıları, tuğralar, kartvizitler… Ve yine Halim Efendi yazı yazmanın mümkün olduğu hemen her şey üzerinde kalem oynatmış. Aherli kâğıt, ebru kâğıdı, kuşe kâğıdı, eskiz kâğıdı, aydınger, kumaş, teneke, cam, tahta… Sanayi-i Nefise Mektebi’nin mütekâit hat hocası eline nasıl bir malzeme geçerse geçsin üzerinde meşk etmiş.Vefatının ardından ismi, Beşiktaş’ta bir sokağa verilen Mustafa Halim Efendi, hat sanatına yaptığı hizmetlerle doğru orantılı bir şekilde genç kuşaklara aktarılamamıştır. Halim Efendi hakkında, eskilerin ‘efradını cami a’yarını mani’ dediği tarzda bir biyografi eseri hazırlanamamıştır. -Bu görev evvel emirde kendisinden mücaz talebelerine, hat sanatı araştırmacılarına ve hat sanatı sevdalılarına düşmektedir.- Vefatını müteakiben, 1964 senesinde talebesi Uğur Derman’ın kaleme aldığı Hattat Mustafa Halim Özyazıcı Hayatı ve Eserleri isimli kitapçık Halim Efendi’yi tarifte yetersiz kalmıştır. Sonraki yıllarda Halim Efendi’ye dair makaleler, dergi, bülten yazıları kaleme alındıysa da bunlar Halim Efendi’nin hatırasını ihata etmekten uzaktır.

HATTAT HALİM GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİ KURULMALIDIR

Sanayi Nefise mektebinde ders aralarında, merdivenlerde, koridorlarda gördüğü mimarlık talebelerine “Gelin size hat sanatını öğreteyim” diyen Hattat Mustafa Halim Özyazıcı’nın ismi Güzel Sanatlar Fakültelerinden birine verilmelidir. Mesela, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nin Güzel Sanatlar Fakültesi’nin ismi pekâlâ Hattat Mustafa Halim Özyazıcı Güzel Sanatlar Fakültesi’ne çevrilebilir…Bu olmazsa eserlerinde ve talebelerinin kamış kalemlerinin ucunda hayatiyetini devam ettiren Mustafa Halim Özyazıcı’nın isminin, yeni açılacak Güzel Sanatlar Fakültelerinden birine verilmesi ve ayrıca Hattat Halim Hat Sanatı Akademisi adıyla müsemma müstakil bir hat mektebi tesis edilmesi de vakıa mutabık olacaktır.

HALİM EFENDİ’NİN EN MÜMEYYİZ VASFI TÜM YAZI NEVİLERİNDE MAHİR OLMASIDIR

Toplantıda Hasan Çelebi Hocamıza Halim Efendi’nin en müzeyiz vasfının ne olduğunu sorduğumda aldığım cevap şöyle oldu: “Halim Efendi’nin en mümeyyiz vasfı her yazı çeşidini gayet rahat bir şekilde yazabilmesidir. Her yazıyı çok itinalı bir şekilde yazardı hocamız… Osmanlıda sülüs-nesih hattatları vardı; talik hattatları vardı… Her hattat bir alanda ihtisas sahibiydi. Halim Hocam tüm yazı nevilerinin mütehassısıydı. Ben işte böyle bir meziyette olan zata “hattat” derim.Halim Efendi, Hulusi Efendi tarzında, Hafız Osman tarzında, Mustafa Rakım Efendi tarzında… Kendisinden hangi tarzda, hangi nevide bir yazı isterseniz isteyin en mükemmel bir şekilde yazıp getirirdi size…”

HOCALARIMIZ ANLAŞILAMADI VE YOKLUK İÇERİSİNDE YAŞADI

Hasan Çelebi Hocamız toplantıda hocaları Halim Efendi’nin ve Hamid Beyin gereği gibi anlaşılamadığını ve yokluk içerisinde yaşadıklarını şu cümlelerle anlattı: “Hocalarım anlaşılamadan gitti… Hamid Bey yokluk içinde yaşadı, çok sıkıntılar çekti… Hamid Hoca parasa sıkıştığı zaman bir levha yazar ve Mahmutpaşa’ya; Aşır Efendi Caddesi’ne çıkarak, bölgedeki manifaturacı esnafına yazılarını satarmış. 50 TL istediği yazılara esnaf 35 TL önerdiğinde ihtiyaçlarını karşılamak için istenilen fiyata yazılarını verirmiş…O dönemde Hamid Hoca’nın maddi durumunu görenler hat talebesi olur mu? Olmaz tabii ki… İşte böyle bir dönemde Hamid Hocama talebe olmuştum. Bana da “Yazıyı, bu işleri bırak” diyenler çok oldu… Hiçbirine aldırış etmedim…

MARİFET İLTİFATA TABİDİR

Hafız Osman’ın “vav” hikâyesini bilirsiniz. Üstad Sirkeci’den Harem’e geçerken yanına para almadığını fark edince kayıkçıya bunun yerine vav yazıp veriyor. Şimdi hattatlarımız yazı bedeliyle Sirkeci’den Harem’e geçmek şöyle dursun, dünya turuna çıkabiliyor… Tabii marifet iltifata tabidir ve müşterisiz meta zayidir. Milletimizin alım gücü de iyice arttığı için hattatlarımızın eserleri baha ediyor ve pek çok hat talebemiz var çok şükür…Bugün, İslâm sanatlarında geldiğimiz nokta, şükür noktasıdır. Şükretmemiz lazım. İnsanlarımız, hat sanatına değer veriyor. İyi yazıyı da alıyor, nisbeten iyi olmayan yazıyı da alıyor… İyi olmayan yazı da satın alınmalıdır. Bir binanın temelindeki taşlar tek başına bir şey ifade etmez. Ancak binlerce taş bir araya gelince evin temelini oluşturur. İyiyi bulmak için iyinin yanında nisbeten daha az iyi olana da ihtiyaç vardır. Bu böyledir.

HAMİD AYTAÇ’IN RÜYASI

Hasan Çelebi Üstad toplantıda Hamid Beyin bir rüyasını da aktardı: “Hamid Hocam anlatmıştı. Hamid Bey, Halim Efendi’nin vefatından bir müddet sonra rüya görür. Rüyada Halim Efendi’nin sağ eli bir motora bağlanmış gibi oldukça süratli bir şekilde yazı yazıp durmaktadır. Halim Efendi’nin eli öylesine süratli bir şekilde yazı yazmaktadır ki Hamid Hoca neredeyse elini görememektedir. Daha sonra süratlice yazılan yazıları eline alıp baktığında tüm yazıların ancak bir hattatın en iyi zamanında yazabileceği hat yazıları kıvamında olduğunu görür… Hocamız bu rüyayı bizlere anlatarak hat sanatına hizmet edenlerin kabir âleminde de yazıyla; kelam-ı ilahi ile meşgul olduklarını anlatmak istemişti…”

SULTAN OKUL İSMİNDE YASAK MEYHANEDE SERBEST!

Mehmet Nuri Yardım, artık 28 Şubat tarihinin Halim Efendiyi anma programıyla hatırlanacağını söyledi. Programın sonundaki hususi sohbetimizde Hasan Çelebi Hoca bir zamanlar Eyüp Sultan Lisesi’nin isminin, adında Sultan ibaresi geçtiği gerekçeyle mahkemelik olduğunu, bununla birlikte Sultan isminin Eyüp Sultan’daki bir meyhaneye isim olunca kimsenin sesini çıkartmadığını da aktardı…

ZEYTİRBURNU’NUN EBEDÎ SAKİNLERİ BELEDİYENİN HİMMETİNİ BEKLİYOR!

Halim Efendi’nin yâd edildiği programın ismi “Zeytinburnu’nun Edebî Sakinleri’ydi… Programa katılan Başkan Murat Aydın’a Zeytinburnu’nda yetişen, yaşan edebi sakinlere gösterdiği nazik alaka için teşekkür ederken, Belediyenin, “Zeytinburnu’nun Ebedî Sakinleri”ni unutmayarak, onların hatıratına sahip çıkmasını öneriyorum.

2010 yılında İstanbul’un orta yerindeki 500 yıllık Seyit Nizam Mezarlığı’nın içler acısı halini gündeme getiren bir yazı yayınlamıştık. Aradan iki yıl geçti… İslam-Türk mimari ve hat sanatının birbirinden âlâ mezar kitabelerinin bulunduğu Zeytinburnu’ndaki Seyit Nizam Haziresi hâlâ perişan vaziyette… Zeytinburnu Belediyesi konuyla ilgili hiçbir şey yapmadı. Toplantının akabinde Başkan Murat Aydın’a Seyit Nizam mezarlığının akıbetini sordum. “Orası gündemimizde bulunuyor dedi” Başkan… İki yıl önce mezkûr yazının ardından Zeytinburnu Belediyesi Seyit Nizam’ı gündemine almıştı… Hazire, hâlâ gündemde himmet bekliyor…Bu vesileyle Halim Efendi’yi hayır ve rahmetle yâd ediyoruz…

 

 

İbrahim Ethem Gören

 

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat