Yap-Bozu Tamamlama Zamanıdır

İslam alemi yap-boz parçaları gibi darmadağınık, her grup elindeki parçayı adeta bütün olarak görüyor, elindekiyle övünüyor.

Televizyonlarda, radyolarda ve sohbet ortamlarında din adamları misvakın nasıl kullanılacağına kadar anlatırken, Müslümanların birlik olmasının önemini ve farz olduğunu anlatmıyorlar.

 

Reenkarnasyona dair Kur’an’dan zorlama delil getirmeye çaba gösteren bazı din adamları bütün Müslümanların kardeş olduğundan, Allah’ın ipine hep birlikte sarılmanın gereğinden, İslam ülkelerinin birlik olmasından söz etmiyorlar.

 

Yalnızca, Peygamberimiz (sav)’in sevdiği yemeği yiyerek sünnetini yerine getiriyor olmanın rahatlığını yaşayan bir kesim, Resulullah (sav)’e emredilen “ey bürünüp örtünen kalk ve uyar” buyruğunu göz ardı ediyor. Oysa tebliğ ve inkarcılara karşı mücadele, onun yolunda yürüyen Müslümanların da en önemli görevleridir. Bu görevler Peygamberimiz (sav)’le sınırlı değildir.

 

“Müslümanlar kardeştir” ayetini unutanlar ise kendi mezhebinden, tarikatinden, cemaatinden olmayanı kendinden görmeyerek dışlıyor, camiine gitmiyor, kitaplarını okumuyor hatta düşman gibi görüyor.

 

Bediüzzaman’ın hayatını anlatan ve her Müslümanın ders çıkarabileceği filmler yapılıyor ancak onun ahir zamana dair sözlerinden, Peygamberimizin hadislerinden kaynaklanan müjdelerinden söz edilmiyor. Dahası Bediüzzaman, “zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslam’dır” der, kendisini “Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncü bir askeriyim, piştar bir neferiyim” ifadesiyle tarif eder ve ona zemin hazır ettiğini söylerken.

 

“Onların hepsi bir değildir. Kitap Ehli’nden bir topluluk vardır ki, gece vaktinde ayakta durup Allah’ın ayetlerini okuyarak secdeye kapanırlar” ayetine rağmen Müslümanların bir kesimi, Ehl-i Kitab’ın hepsini düşman, lanetli hatta kafir olarak görüyor; kin, nefret ve kan kusuyor. Müslümanların, Musevi cenazesi geçerken ayağa kalkan, Mescid-i Nebevi’de Hristiyanların ibadetlerini yapmalarına izin veren, kendisini ziyarete gelen Hristiyanların oturması için abasını çıkarıp altlarına seren Peygamberimiz (sav)’in sünnetine uygun davranmaları gerekmez mi? Sadece onun oturduğu gibi oturmak, onun yediklerini yemek midir sünneti ihya etmek?

 

İhtiyaç içindeki her insan “la İlahe illAllah”a davet edilir. Bu, Rahmanî olandır. Ayetleri görmezden gelmek, Kur’an’a uygun olmayan hakaret, kin ve nefret dolu davranışlar ise şeytanîdir. Biz bizden olmadığını düşündüklerimize düşmanlık edersek İslam ahlakı yeryüzüne nasıl hakim olacaktır?

 

Resulullah’ın, kavmine uyarısı olan “birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız” hadisini göz ardı etmeden, Allah yolunda her konuda Rahmani olan bakış açısını seçmeliyiz. Böylece Allah’ın dilemesiyle yap-boz tamamlanacak, barış, huzur ve kardeşliğin; Kur’an ahlakının sıcaklığı bütün insanlığı saracaktır.

 

 

 

Fuat Türker

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat