Ne Taktığınızın Farkında mısınız?

Geçen hafta Taksim – 4. Levent metrosuna bindiğimde çok şaşırdım. Belki de birçok kimsenin dikkatini çekmeyen, alelâde süslemeler olarak gördüğü, metronun kapılarındaki şekiller, Kofüçyüsçülük dininin sembolüydü. Yani basit bir süsleme değil, din sembolüdür bu. Bu sembolün yanında da, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, İstanbul’un 7 tepesi üzerindeki câmili minâreli sembolü yer alıyor. Konfüçyüs sembolü ile minâreler yan yana. Sâdece bu mu? Hayâtımıza o kadar girmiş ki bu yabancı dinlere âit semboller… Bir ilkokul öğrencisinin çantasının üzerinde bulunan şekilden, markalı bir ceketin cebine dikilmiş işârete, bir internet adresi nickinden, bir küpe ve kolyeye, hattâ evde kullandığımız eşyaların desenlerine kadar… Hemen her yerde kullanılan bu işâretlerin bir çoğunun esâsen, din sembolleri olduğunu, emînim bunları kullananların bir çoğu bilmiyordur

Sâdece sembollerden bahsedeceğim bu hafta. Başka dinlere âit sembollerden. Eğer bu dînî sembolleri bilerek isteyerek bir yerlerde kullanıyorsanız bilmelisiniz ki bunlar bir dîne âittir ve şu Hadîs-i Şerîf’in şümûlüne girmenize sebep olması muhtemeldir: Bir kavme benzeyen onlardan olur (Ebû Dâvud-Sünen c.4 ve Ahmed bin Hanbel-Müsned c.2/50) Eğer bu simge ve semboller herhangi bir dîni temsil etmiyorsa mevzûmuzun dışında. Sembol denilince hemen aklınıza bugün İsrail bayrağında da bulunan 6 köşeli yıldız geldi değil mi? Osmanlı’dan kalma bâzı câmilerde de gördüğünüz 6 köşeli yıldız Mühr-i Süleyman’dır. Hz. Süleyman bu mühür ile cinleri, hayvanları kontrolü altına alabiliyordu. “Mühür kimdeyse Süleyman odur” tâbiri de bunu ifâde eder. Yahudiler de dünyâ hâkimiyetini hedeflemiş olacaklar ki, bu mührü kendilerine sembol olarak almışlar ve bayraklarına koymuşlar. Fakat aldıkları târih 1948. İsrail devleti bu tarihte kuruldu. Osmanlı ise bu tarihten çok çok önce kullanmıştı, süsleme sanatı olarak. Mekke ve Medine’deki Mescid-i Haram’larda da İsrail henüz tohum bile değilken kullanılıyordu ki, halen de kullanılıyor. Yani mühür hala biz de ve Süleyman da hala biziz… Şimdi gelelim din sembollerine.

Evvelâ metroda gördüğüm işâretten başlayayım:

KONFÜÇYÜSÇÜLÜK

M.Ö. 6. yy da Çin’de ortaya çıkmış olan bu din, adını kurucusu Konfüçyüs’ten alır. Konfüçyüs’ün doğduğu, Şantung eyâleti Çinlilerce kutsal sayılır. Konfüçyanizm’de insanın evlenmeden veya bir erkek evlat bırakmadan ölmesi büyük günah sayılır. Çünkü erkek evladın, ata ruhlarına ibadeti devam ettireceğine inanılır. Ahlâkî öğretilerin ön planda olduğu bu din, M.S. 1912 yılına kadar Çin’in resmî devlet dîniydi. Konfüçyüsçülük dîninin 350 milyon mensûbu vardır. Bu dînin mensupları en çok Çin’de, daha sonra Japonya, Burma ve Tayland’da yaşamaktadırlar.

TAOZİM

Halk arasında “Denge” işâreti diye meşhur olan bu sembol, M.Ö. 6. yy da Çin’de ortaya çıkmış bir din olan Taoizm’e âittir. Şintoizm ve Konfüçyanizm ‘e tepki olarak doğmuş olan Taoizm’in kurucusu Lao Tzu’dur. (Lao-Tse / ihtiyar bilgin) 50 milyon civârında inananı bulunan bu dînin inanç sistemi ve düşünce yapısı son yıllarda Avrupa ülkeleri tarafından da benimsenmeye başlanmıştır. Taoizm’in kutsal kitabı Tao-Te-King (Tao ve Fazilet) e göre kâinât 2 zıt gücün tesiri altındadır: Yin (dişi) ve Yang (erkek). Her zıt şey bu 2 kelime ile ifâde edilir: Gece-Gündüz, Ak-Kara, Soğuk-Sıcak vs. Yin ve Yang’ın ilişkisinden tabiattaki hâdiseler meydana gelir. Taoizm’e göre insan ancak tabiattaki bu dengeyi bozmazsa huzuru bulabilir.

ŞİNTOİZM

“Tanrıların Yolu” anlamına gelen Şintoizm, Japonların geleneksel millî dînidir. Belli bir kurucusu ve inanç sistemi olmayan bu din, millî, geleneksel ve çok tanrılı bir dindir. Şintoizmin milyonlarca tanrısı vardır. Hattâ Şintoist Japonların evlerinde mutlaka bir atalar köşesi bulunur. Bu köşeye ataları için çiçekler, çelenkler, hattâ yiyecek dahi koyarlar. 30 milyon civârında Şintoist’in yaşadığı Japonya’da, bu Şintoistlerin bir çoğu aynı zamanda Budisttir. Zîrâ Şintoizm dîninin en önemli özelliği, bir insanın çift dîninin olabilmesidir. Bu sebeple bir çok Japon “Biz Şintoist doğar, Budist ölürüz” derler.

HİNDUİZM

En eski dinlerden biri olan hinduizmin belli bir kurucusu ve inanç sistemi yoktur. Dünyanın en kalabalık üçüncü dînidir. Hristiyanlık ve islâmiyetten sonra üçüncü sırada yer alır. 800 milyon inananı vardır. Hindistan nüfûsunun % 80 i hindudur. Yaratıcı tanrı Brahma, koruyucu tanrı Vişnu ve cezâlandırıcı tanrı Şiva olmak üzere üçlü bir tanrı inancı, ya da üç yönü olan bir tanrı inancı vardır. Dört kollu oturan fil şeklinde temsil edilen tanrı Ganesha ise sembolik olarak kişinin içinde keşfedilmeyi bekleyen tanrısallıktır. Ahiret inancı olmayan Hindular reenkarnasyona (ruh göçü) inanırlar. Hindistan’dan başka Pâkistan, Bangladeş, Nepal, Endonezya, Fiji, Malezya, Singapur, Seylan Adası gibi uzak doğu ülkelerinde yayılmış olan hinduizm günümüzde husûsiyle yoga ve meditasyon gibi yönleriyle dünyanın bir çok ülkesine yayılmaya başlamıştır. Farkında olmadan Hinduizmin bu öğretilerini rûhu dinlendirme ve iç huzuru sağlama gibi isimler altında uygulayanlar da az değildir. 3 rakamlı sembolünü ise bilmeden kullanan çoktur.

BUDİZM

M.Ö. 6. yy da ortaya çıkan bu dînin kurucusu Buda’dır. Asıl adı Siddhartha Gautama’dır. Buda: Uyanmış, şuurlanmış, bilinçlenmiş mânâlarına gelir. Hinduizme mensup bir prens iken sonradan Hinduizmden ayrılarak farklı bir inanç ve hayat tarzını benimsemiş, onun öğretilerini ve inanç sistemini tâkip edenlere de Budist adı verilmiştir. Tanrısız bir din olan Budizmde yoga, meditasyon ve reenkarnasyon (yeniden bedenlenme) önemlidir. Şu an tüm dünyada yaklaşık 500 milyon Budist vardır. Başta Japonya olmak üzere Güney Asya ve Uzak Doğu ülkelerinde yaygındır. Ülkemizde bâzı spor salonlarında dahi, bir rahatlama ve huzur egzersizleri adı altında hinduizmin besmelesi “om” ve budizmin ibâdeti ile yoğrulmuş “yoga”, “meditasyon” vs. uygulanmaktadır. Böylece İslâmiyetteki ibâdetlerden elde edilecek huzurun başka kaynaklardan aranması teşvîk edilmektedir.

SİHİZM

İslâmiyet ile hinduizmi birleştirmeye çalışan bir dindir. M. S. 16. yy da Hindistan’da ortaya çıkan bu dînin kurucusu Guru (Aziz) Nanak’tır. Kıyâfet ve görüntüleriyle Müslümanlara çok benzeyen sihler, çoğunlukla Hindistan’ın Pencap bölgesinde yaşamaktadırlar. 23 milyondan fazla inananı bulunan Sihizmin, 20 milyonu Hindistan’da yaşıyor.

ZERDÜŞTİLİK

M.Ö. 6. yy da İran’da ortaya çıkmış olan bu dînin kurucusu Zerdüşt, tanrısı Ahura Mazda’dır. İran’a tek tanrı inancını ilk defâ getiren Zerdüşt’tün peygamber olduğuna inanırlar. Zerdüşt’ün ölümünden sonra ateşe tapmaya başlayan Zerdüştîlerden, Kur’an’da “Mecûsîler” diye bahsedilir. İran’da ve Hindistan’ın Bombay şehrinde yaşayan Zerdüştîlerin sayısı 500.000 civârındadır. Pers kökenli olmaları hasebiyle “Parsîler” diye de bilinen Zerdüştîlerin sayıları az olsa da, Hindistan ticâretine hâkimdirler. Ve Hindistan’ın en zengin tabakasını oluştururlar.

 

 

 

Mahmut Sami Şimşek

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat