Din Güzel Ahlaktır; Her An Yaşanmalıdır

 

“Kul için güzel ahlaktan daha iyi mertebe yoktur. İnsan, güzel ahlakı ile dünya ve ahirette yüksek derecelere kavuşur.” (Muhammed bin Annân)

Kur’an’da tarif edilen örnek mümin, Allah’ın rızasını bütün kişisel çıkarların üstünde tutan, sadece ahiretten beklentisi olan, Allah yolunda ciddi bir çaba gösteren, Allah’a karşı dürüst olan, Allah’tan derin saygı ile korkan ve kalbi O’nun sevgisiyle dolu olan insandır.

Toplumun geneline baktığınızda böyle bir mümin modelinin gereği gibi yaşandığını söyleyebilir misiniz?

İslam’ın şartlarını sınırlayarak, yalnızca belli ibadetleri yerine getirip kendilerini yeterli gören çok sayıda insana rastlarız. Oysa din yalnızca bu ibadetlerden oluşmaz. Belirli zamanlarda Kur’an ahlâkını bazen de nefislerinin isteklerine uyarak dini yaşadıklarını zannedenler, “İnsanlardan kimi, Allah’a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa, bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O, dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu, apaçık bir kayıptır. (Hac Suresi, 11) ayetinin ifadesiyle “bir ucundan” ibadet edenlerdir ve büyük bir kayıptadırlar.

Bu durum, Allah’ın hakkını gereği gibi takdir edememek ve ahiretin varlığına da kesin bilgiyle iman etmiyor olmaktan kaynaklanır. Bu kimselerin yaşamlarının bir kısmı dine, büyük bir bölümü de dünya hayatına ayrılmıştır. Hatta ibadet etmeye ayırdıkları çok az bir zaman bile kimi zaman onlara fazla gelir.

Allah’ın beğendiği güzel ahlaktan uzak yaşayan insanlar, “7 sinde ne ise 70 inde de aynıdırlar” ve müminlerle bir arada olsalar dahi kendilerini değiştirme gereği duymazlar. Vicdanlarının sesini bastırır, duymamaya çalışırlar. Bu yüzden samimi müminlerin üstün ahlakları ile kendi yüzeysel ahlaklarını kıyaslamazlar. Zaten bu kıyası yapabilecek kapasiteye de sahip değillerdir.

“Şu Namaz Kılanların Vay Haline”

İbadetler insanın takvasını artırıyor, ahlakını güzelleştiriyor, onu Allah’a yakınlaştırıyor ve kötülüklerden uzaklaştırıyorsa o zaman değerlidir.

Kılınan namaz, “Sana Kitap’tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. ..” (Ankebut Suresi, 45) ayetiyle bildirilen özellikleri taşımıyor, kişiyi çirkin utanmazlıklardan engellemiyorsa, Allah’ın beğendiği ve emrettiği ‘dosdoğru kılınan namaz’ özelliğini taşımayabilir. Yüce Allah, “İşte (şu) namaz kılanların vay haline” (Ma’un Suresi, 4) ayetiyle bu gerçeğe dikkat çeker.

Kur’an, müminlerin özelliklerini bir başka ayette, “Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar (daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenler” (Al-i İmran Suresi, 134) olarak tarif eder.

Bazı insanların Ramazan ayında sergiledikleri asabi davranışlara mazeret olarak oruçlu olduklarını ileri sürdüklerini görürüz. Oysa tam aksi olmalı, ayette emredildiği üzere insanın, öfkelenebileceği bir olayla karşılaştığında Allah’ın hoşnut olacağı şekilde kendisini kontrol etmeye çalışması gerekir.

Bir Kısım Bedevîler Gibi…

Peygamberimiz (sav) dönemindeki bir kısım Bedevîler gibi, bugün de din ahlakının inceliklerini kavrayamayan sığ yapıda insanlar oldukça fazla sayıdadır. Kur’an’ın tarif ettiği ve Peygamberimiz(sav)’in hayatında en güzel örneklerini gördüğümüz kaliteyi ve modernliği yaşayamayan kimseler, imanî zafiyet içindedirler, dar düşünce yapısına sahiptirler. Bu nedenlerle Kur’an ahlakını yaşamlarına uygulayamazlar.

Ağızları kilitlenmiştir adeta; Allah aşkından, sevgi, şefkat ve merhametten söz edemezler. Fitne çıkarır, nefret saçarlar. Kin ve öfke dolu karanlık ruh halleri bakışlarından, konuşmalarından, espri anlayışlarından, estetik ve güzellikleri takdir edemeyen kaba tavırlarından açıkça anlaşılır.

Allah’a ve Resulullah (sav)’e aşkını, Allah’ın yarattığı güzelliklere sevgiyi anlatmalı Müslüman. Sevgiyi yaşayamamak, ifade edememek korkunçtur. İnsanın imanı arttıkça sevgisinin gücü de artar. Allah, samimi isteyen kulunun kalbine bu nimeti ilham eder.

Mümin Güzel Ahlakta Kararlıdır

Güzel ahlakı yaşamayı amaçlamayan yüzeysel kimselerin nezaketten uzak üslup ve davranışlarını samimi müminlerde görmek mümkün değildir. İçinde Allah aşkı ve korkusu taşıyan bir insanın davranışları, çevresindekilere rahatlık verir. Sözleri kalplere hitap eder; sohbetinden nur akar, insanlarda sıcaklık oluşturur.

Samimi, mütevazı, ince düşünceli, şefkat ve merhametli, güzel sözlü, hoşgörülü ve nezaketli olmak İslam adabıdır; müminlerin Kuran’da övülen önemli özelliklerindendir. Kaynağında insana saygı, hürmet ve değer verme vardır. Ancak asıl amaç insanların beğenisini kazanma yönünde değildir. Müminin amacı her durum ve olayda olduğu gibi Allah’ın rızasının en fazlasıdır.

Kıstasımızı Kur’an’a göre belirlemeli ve her davranışımızın Allah Katında beğenilen bir salih amel olması için çaba göstermeliyiz. Çünkü Allah konuşmada, davranışta ve düşüncede hep en güzelin aranmasını buyurur.

Böylece Allah, dünya ve ahiret sevabının güzelliğini onlara verdi. Allah iyilikte bulunanları sever. (Ali İmran Suresi, 148)

 

 

 

Fuat Türker

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat