Gömleği Arkadan Yırtılanlar

Hz. Yusuf çocukluk yaşından itibaren birçok iftira ile karşılaşmış, hakkında planlar yapılmış, defalarca tuzak kurulmuş güzeller güzeli kutlu bir peygamberdir. Henüz çocukken bile temiz ve güzel ahlaklıdır ancak başta kardeşleri olmak üzere insanların zulmüne uğrar. Dahası kardeşleri onu öldürmeye bile kalkışırlar. Rabb’ine aşkla bağlı, O’ndan derin bir saygıyla korkan Hz. Yusuf, toplumda en çok kınanan suçlardan biri olan zina suçuyla itham edilir. Masumiyeti çok açık ortada olduğu halde yıllarca zindanda yatar. Çocukluk döneminden itibaren yaşadığı olaylar, Kur’an’da detaylı anlatılan kıssası ve ondan söz eden ayetler doğrultusunda şu şekilde gelişir.

 

Hz. Yusuf, daha küçük yaştayken Allah’ın ilim verdiği peygamberdir. Kendisini babalarından kıskanan kardeşleri tarafından bir kuyuya bırakılır. Oradan geçen bir kafile kuyuda Hz. Yusuf’u bulur ve onu Mısırlı bir vezire satar. Yetişkin çağa geldiğinde, vezirin karısı Hz. Yusuf’a çirkin bir teklifte bulunur; ondan ‘murad almak’ istediğini söyler. Ancak güçlü imanı ve Allah korkusu nedeniyle, Hz. Yusuf kadının bu isteğini reddeder. Kadın, odadan kaçmak isteyen Hz. Yusuf’a arkadan yetişir, gömleğinden çeker ve Hz. Yusuf’un gömleği arkadan yırtılır. O anda kapıda vezirle karşılaşırlar. Kadın kendi suçunu gizlemek için Hz. Yusuf’a iftira atar; onu kendisinden “murad almak” istemekle suçlar. Yaşanan durum, Kur’an ayetlerinde şöyle haber verilir:

 

Erginlik çağına erişince, kendisine hüküm ve ilim verdik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle ödüllendiririz. Evinde kalmakta olduğu kadın, ondan murad almak istedi ve kapıları sımsıkı kapatarak: “İsteklerim senin içindir, gelsene” dedi. (Yusuf) Dedi ki: “Allah’a sığınırım. Çünkü O benim efendimdir, yerimi güzel tutmuştur. Gerçek şu ki, zalimler kurtuluşa ermez.” Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı. Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: “Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azaptan başka cezası ne olabilir?” (Yusuf Suresi, 22-25)

 

Hz. Yusuf bu yalan suçlama karşısında gerçekleri söyler, “Onun kendisi benden murad almak istedi…” (Yusuf Suresi, 26) diyerek doğruyu anlatır. Ayrıca kadının yakınlarından bir kişi de

“… Eğer onun gömleği ön taraftan yırtılmışsa bu durumda kadın doğruyu söylemiştir, kendisi ise yalan söyleyenlerdendir. Yok eğer onun gömleği arkadan çekilip yırtılmışsa, bu durumda kadın yalan söylemiştir ve kendisi doğruyu söyleyenlerdendir.” (Yusuf Suresi, 26-27) diyerek aralarında şahitlik eder.

 

Gömleğinin arkadan yırtılmış olması Hz. Yusuf’un doğru söylediğinin ve iffetinin apaçık kanıtı olmasına rağmen Hz. Yusuf zindana atılır.

Hz. Yusuf, Allah’tan korkusu olmayan Mısır’ın ileri gelenlerinin tuzakları ile karşı karşıya kalmıştır. Hz. Yusuf, kadının çirkin isteği ile zindan arasında bir seçim yapmak durumunda bırakılır. Dahası zindana atılabilmesi için, toplumda en çok ayıplanan zina suçu üzerine yüklenir. Bu denli çirkin bir iftiraya uğramasının nedeni de “zina”yı reddetmesi, namuslu ve üstün ahlaklı bir mümin olmasıdır. İnkar edenler her dönem, samimi müminleri kendi çirkin yaşamlarına çekmek, onları baskı ve iftiralarla yıldırmaya çalışmak, kendilerince toplumun gözünde küçük göstermek ve hak dinden vazgeçirmek için bu yöntemi uygularlar.

Kıssada dikkat çeken bir diğer konu ise şudur: Kadın, Hz. Yusuf’u kendi ahlak dışı şeytanî dünyasına çağırmakta ancak isteği gerçekleşmediği için Hz. Yusuf’u haksız yere suçlayarak zindana attırmaktadır. Sünnetullah gereği inkarcılar yaşamlarının birer parçası olan ahlaksızlıklarla müminlere iftira atar ve onların maddi ya da manevi şekilde cezalandırılmalarını sağlamak için uğraşırlar.

Hz. Yusuf ise, Allah’ın rızasını herşeyden önde tutan samimi bir mümindir ve “Rabbim, zindan, bunların beni kendisine çağırdıkları şeyden bana daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan, onlara (korkarım) eğilim gösterir, (böylece) cahillerden olurum.” (Yusuf Suresi, 33) diyerek zindanı seçmiştir.

İnsanın, arkasında bir destek olmadan, toplumun önde gelen kişilerini karşısına alması, Allah’ın sınırlarını korumak adına hapsi tercih etmesi, derin bir imanın alametidir.

Suçsuzluğu açık olduğu halde zindana atılması, hem yaşanan adaletsizliğin hem de iffetini korumaya çalışan bir insanın dinden uzak cahiliye toplumunda nasıl bir karşılık gördüğünün delilidir. Zahiren Hz. Yusuf’u temize çıkaracak bir kişi ya da bir durum da söz konusu değildir. Aynı surenin 35. ayetinde “… (Yusuf’un iffetine ilişkin) delilleri görmelerinin ardından, mutlaka onu belli bir vakte kadar zindana atmak (görüşü) ağır bastı. (Yusuf Suresi, 35) buyrulur. Ayette görüldüğü üzere kanıtlar ortada olduğu halde suçsuz yere bir insanın zindana atılması, inkarcıların vicdanlarını harekete geçirmemektedir.

Sonuçta Hz. Yusuf zindanda yıllarca kalır. Olayların görünüşü zorlu gibi de olsa batınını görebilenler için durum farklıdır. İnanan insanlar her türlü zorluk ve sıkıntı durumunda Allah’tan hoşnut olurlar; tevekkül eder, ümitlerini asla kesmezler. Allah’ın her olayı hayır ve hikmetle yarattığının bilincindedirler. Zahirinde zindan da olumsuz bir durum gibidir ancak inanan insan için hem dünya hem de ahirette hayra dönüşecektir.

Hz. Yusuf’un zindanda olduğu, Allah’ın belirlediği kader doğrultusunda yıllar sonra hatırlanır. Hz. Yusuf hükümdarın bir rüyasına zindandayken yaptığı hikmetli yorum nedeniyle huzura çıkarılır. Ancak Hz. Yusuf öncelikli olarak kendisine atılan iftiradan kesin olarak temize çıkarılmayı ister.

Vezirin evinde Hz. Yusuf’u gördüklerinde etkilenerek meyve bıçaklarıyla ellerini kesen kadınlar ve vezirin karısı hükümdarın huzuruna getirilirler. Hepsi Hz. Yusuf’un suçsuz olduğunu itiraf ederler ve böylece suçsuzluğu ortaya çıkar.

Hükümdar “Yusuf’un nefsinden murad almak istediğinizde sizin durumunuz neydi?” diye sorduğunda, kadınlar “Allah için, haşa” dediler. “Biz ondan hiçbir kötülük görmedik.” Aziz (Vezir)in de karısı dedi ki: “İşte şu anda gerçek orta yere çıktı; onun nefsinden ben murad almak istemiştim. O ise gerçekten doğruyu söyleyenlerdendir.” (Yusuf Suresi, 51)

Hz. Yusuf ise bu itiraf karşısında şunları söyler:

…”Bu, (itiraf Vezirin) yokluğunda gerçekten kendisine ihanet etmediğimi ve gerçekten Allah’ın ihanet edenlerin hileli-düzenlerini başarıya ulaştırmadığını kendisinin de bilip öğrenmesi içindi.” (Yusuf Suresi, 52)

Hz. Yusuf’un bu çirkin iftiraya rağmen gösterdiği güzel sabır ve teslimiyet, tüm müminlere örnek olacak bir davranıştır. Allah, bu üstün ahlakına, tevekkül ve teslimiyetine karşılık ona Mısır’da güç ve iktidar verir. Kuşkusuz bu, Allah’ın dünyada verdiği karşılıktır. Allah’ın, “İşte böylece Biz yeryüzünde Yusuf’a güç ve imkan (iktidar) verdik. Öyle ki, orada (Mısır’da) dilediği yerde konakladı. Biz kime dilersek rahmetimizi nasib ederiz ve iyilik yapanların ecrini kayba uğratmayız. Ahiretin karşılığı ise, iman edenler ve takvada bulunanlar için daha hayırlıdır. (Yusuf Suresi, 56-57) ayetiyle müjdelediği üzere ahiret karşılığı daha hayırlıdır.

Hz. Yusuf kıssası inananlar için önemli bir örnek ve ibrettir. Anlıyoruz ki müminlere atılan iftira ne kadar çirkin ve büyük olursa olsun, kurulan tuzaklar ne kadar güçlü olursa olsun, Allah samimi kullarını temize çıkarır. Kötülükleri düzenleyenlerin planları asla başarıya ulaşmaz. Çünkü müminler için hazırlanan tüm tuzaklar, daha baştan mağlubane kurulur.

 

 

Fuat Türker

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat