Bir Büyük Uygarlığın Yeniden İnşası

Bugün İslam Dünyası’nda büyük bir uyanış hareketi gerekmektedir. Bu coğrafyada, Müslümanları yıllardır ilerlemeden alıkoyan din dışı gelenek ve anlayışlar yerine, İslam’ın ilk dönemlerinde olduğu gibi, Kur’an ahlâkından kaynak bulan akılcı, kararlı, geniş ufka sahip bir bakış açısı ve ahlak anlayışı yerleştirilmelidir. Müslüman’ın sorumluluğu Kur’an’ın rehberliğinde dünyayı gerçek anlamıyla kavramak ve Kur’an’ın ışık veren yoluna tüm insanlığı davet etmektir. Dünyevî nimet ve güzelliklere sahip olmak her Müslümanın hakkıdır. Kur’an, Allah’ın sınırları içerisinde yaşayan samimi inananlara bu güzelliklerin hepsini yaşayabileceklerinin müjdesini verir.

Yaşadığımız zamanda Müslümanların nüfuslarının fazla olmasına rağmen ezileceklerini Peygamberimiz (sav)’in hadislerinde görüyoruz. Bunun nedeni İttihad-ı İslam’ın olmamasıdır. Dünyada yaşanan acıları sona erdirmenin yolu, gösteriler yapmak, slogan atmak, ‘ağlama günleri’ düzenlemek değildir. Çözüm İttihad-ı İslam’dır. İslam aleminin oluşturacağı birlik, yalnızca İslam coğrafyasının değil tüm dünyanın ihtiyacıdır. Ve bu birlik, ihtişamlı bir uygarlığın yeniden inşası anlamındadır. Kuran’da emredilen birlik ruhu hayata geçtiğinde, huzur ve güvenlik sağlanacak, ekonomik sıkıntılar ortadan kalkacak, eğitim, bilim ve sağlıkta önemli atılımlar yaşanacaktır. Dünyaya örnek olacak yeni bir uygarlığın ilk adımlarını, günlük yaşam, sanat, tıp, bilim, teknoloji ve mimarideki büyük gelişmeler izleyecektir.

Dostluk ve kardeşliğin yerleşmesiyle, toplumda huzur ve güvenlik sağlanacak, özgür ve ileri görüşlü bireyler yetişecektir. Yeni ürünlerin ve insanlığa yararlı buluşların yapıldığı, ilerlemenin ivme kazandığı uygun ortamlar oluşacaktır. Tüm bu olumlu gelişmeler Müslüman aleminin birlik ruhunu hayata geçirmesiyle yaşanacaktır.

Dogmaların, batıl inanışların, önyargıların ve saplantıların etkisinde kalmadan düşünen Kur’an ahlâkına sahip bireyler, yaşadıkları dönemden daha ilerisini görebilirler. Onların bu özellikleri, günlük yaşamı kolaylaştıracak ve insanların rahatını sağlayacak sistemler geliştirmelerine vesile olacaktır. İşte bu vizyon, İslam aleminde yeni bir çığır açacaktır.

“Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun…” (Al-i İmran Suresi, 104) ayeti gereği her Müslüman insanları Kur’an ahlakına davet etmekle sorumludur. Ancak bugün İslam dünyasının içinde bulunduğu dağınıklık nedeniyle bu önemli görev gereğince yerine getirilememektedir.

Oysa özellikle son dönemde İslam’a yöneliş oldukça artmış ve gerçek Kur’an ahlakının insanlara anlatılmasının önemi daha da ortaya çıkmıştır. Allah’ın birliği, varlığının delilleri, din ahlâkının gerekleri, Kur’an hükümleri, Peygamberimiz (sav)’in hayatı gibi konular batıda en çok ilgi duyulan ve tartışılan konular arasındadır. İslam’a ilgi duyan insanlar, doğruları samimi Müslümanlardan öğrenebilirler. Bu yüzden Müslümanların güzel örnek olmaları ve dini en iyi şekilde temsil etmeleri gerekmektedir.

Din ahlakına karşı olan ve dinsizliğin yayılması için mücadele eden çevreler, ittifak içindedirler. İttifakları çıkar birlikteliği de olsa, birlik olmaları nedeniyle çoğu zaman planlarını kolaylıkla uygulamaya koymaktadırlar. Açıktır ki, din ahlakının yaşanmamasının sebep olduğu dejenerasyonun çözümü, Kur’an ahlakıdır.

Kuşkusuz din ahlakına karşı olan her fikir sistemi, Allah’ın kanunu gereği yenilmeye mahkumdur. Ancak insanları dinden uzaklaştıran tüm fikir sistemleri, Müslümanlara büyük bir fikir mücadelesi görevi yüklemektedir. Dinsizlikten kaynaklanan sorunların ortadan kaldırılması için Müslümanların gerçek Kur’an ahlakını yaşamaları, yaymaları ve insanları Allah’ın yoluna davet etmeleri gerekmektedir.

Kur’an ahlâkının dünya hakimiyeti samimi Müslümanların en büyük özlemlerindendir. Umursamaz, kayıtsız, kendini kurtarma peşindeki bir yaklaşım Müslümana yakışmaz. Dünyanın herhangi bir köşesinde bir Müslümana gelen zarardan tüm Müslümanlar sorumluluk hissetmelidirler. Bir Müslüman, İttihad-ı İslam’ı ve İslam ahlâkının dünya hakimiyetini gerçekleşmesi imkansız bir hayal olarak görüyorsa, acı içindeki masum insanlar, tecavüze uğrayan çocuklar ve genç kızlar için yapabileceği birşey olmadığını düşünüyorsa zulmün ortaklarından biridir. Çünkü Müslümanlar, “… haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır. (Şura Suresi, 39) Müslümanlar tek bir vücut gibi olmalı, ellerindeki suyu birleştirerek dünyayı alevler içinde bırakan bu büyük yangını söndürmelidirler.

Müslümanlar birleşmedikleri sürece deccale yenik düşerler. Kurtuluş ve gerçek özgürlük için İttihad-ı İslam önceliğimiz olmalıdır. Dünya Müslümanlarının, kendi iç anlaşmazlıklarını bir tarafa bırakmaları, vicdanlarının ışığında birlik ruhunu canlandırarak ittifak etmeleri acildir. Böylece büyük uygarlığın yeniden inşası Allah’ın izniyle ütopya olmaktan çıkacak, gerçeğe dönüşecektir.

 Fuat Türker

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat