Hayata Müslümanca Bakış

VARLIĞA, dünyaya, ülkeye, olup bitenlere, kendisine, çocuğuna bakış; dinlere, inançlara, hayat felsefesine, kültüre, zihniyete göre değişir.Bir Budistin bakışıyla bir Müslümanın bakışı bir değildir.Herkesin “kendi” gözü vardır, dünyayı onunla görür. Bir sinek ile bir balık aynı şeyleri ayrı görürler.Küçük çocuk okuldan eve gelir. Annesi ve babası Müslümansa onun için şöyle düşünürler:İnşaallah çocuğumuz iyi bir Müslüman, iyi bir insan, iyi bir vatandaş olarak yetişir. Güçlü bir imanı olur, âqil ve bâliğ olunca ibadetlerini yerine getirir, ahlak ve fazilet sahibi hayırlı bir kimse olur. Biz yaşlanıp ölünce çocuğumuzun hayrının, hasenatının, iyiliklerinin sevabı bize de yazılır. İnşaallah zamanı gelince Allah’ın lütfu ve keremi ile Cennet’te buluşmak nasip olur.Allah’a ve âhirete inanmayan (yahut inanır görünüp de gerçekte inanmayan) materyalist bir ana babanın düşüncesi şöyledir:

Çocuğumuz büyüsün yetişsin, bütün tahsil kademelerini başarıyla geçsin, parlak bir kariyer yapsın. Çok para kazansın, lüks ve konforlu bir hayat sürsün. Ünlü, anlı, şanlı biri olsun. Öyle olsun ki, biz onunla kıvanç duyalım, gururlanalım.Geliri fazla olmayan bir Müslüman akşam sofraya oturur. Hanımına fazla mutfak parası veremediği için o günün menüsü şöyledir: Tarhana çorbası, yeşil mercimek yemeği, üzüm hoşafı.Müslüman bu sofra karşısında ne yapar?.. Allah’a bin kere şükr eder. Bin değil, milyon kere şükr etse, yine de şükür vazifesini hakkıyla yerine getiremediğini bilir.Somali’deki aç Müslümanları düşünür de Cenab-ı Hakk’ın kendisine ihsan buyurduğu bu sofranın ne büyük nimet ve ziyafet olduğunu idrak eder.Yemeğini yer, yine şükür duası eder.Müslüman bilir ki, bu sofradaki yemekler onun bu akşamki rızkıdır. Allah ezelde onun bu tarihte bu yemekleri yiyeceğini takdir buyurmuştur.

Yemekler ucuz ve mütevazı diye nankörlük, terbiyesizlik ve küstahlık etmez.Peki nankör bir insan böyle bir sofra önünde ne yapar, ne der?Yine mi çorba, yine mi mercimek, yine mi hoşaf!.. Biz niçin nar gibi kızarmış kaburga dolması yiyemiyoruz? Niçin bizim soframızda pirzolalar, biftekler, lüferler, baklalı enginarlar, beğendili hünkâr kebapları, kaymaklı tatlılar, nefis dondurmalar yok?Yemeği yerken homur homur küfran-ı nimette bulunur.Bir Müslümanla azgın bir fâsığın otomobile bakışı da başkadır. Mütedeyyin ve faziletli bir Müslüman ihtiyacına ve malî imkanlarına göre bir otomobil alır. Fâsık ise israf eder, ihtiyaç ve lüzum olmadığı halde sırf gösteriş, gurur, kibir, lüks sergilemek için, gerekenin üç misli pahalı bir otoya biner.Mü’minin gözü ile münkirin (inkâr edenin) gözü hiç bir olur mu?

Mü’min firasetlidir, Allah’ın nuru ile görür.Mü’min ölümden sonra dirilmeye, Mahşer’e, Mahkeme-i Kübraya, hesap kitaba, Cennet ve Cehenneme, bunları sanki görürmüş gibi inanır. Bu yüzden, dünyevî vazifelerini yaparken hep âhirete yönelik olur.Evet, Müslümanın hayata bakışı Müslümancadır.Müslüman, Müslümanca görür.Müslümanca düşünür.Müslüman siyasete, topluma, ülkeye, aileye, ticarete, velhasıl her şeye Müslümanca bakan, bakabilen kimsedir.Kendisi Müslüman ama bakışı kâfirce… Ne korkunç tezat (çelişki)…

 

 

 

Mehmet Şevket Eygi

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat