Aşk Romanı Değil, Aşkın Romanı: İlm-i Aşk

Bu hikâye yıldızların siyaha değdiği bir gece vakti düştü kirpiklerime. İki damlaydı. Ama akmadı, akamadı da gözbebeklerime oturdu sanki. Ağlasaydım, belki anlatamayacaktım sana bunları ey okuyucu! Şayet o iki damla aksaydı yanaklarımdan sakallarıma doğru, şakaklarımda bu nevi bir damla ter olmayacaktı. Sana anlatamamış olacaktım ve ağlayacaktı gecelerim.İki damla gözyaşı ile başladı bu hikâye. Eskilerin deyişiyle, eşkimden sâdır oldu. Gözlerime kan yürüdü, bedenimi ter bürüdü de sana anlattım. Gerçek mi bu olanlar diye sorma sakın bana. En gerçek bildiklerim dahi şüpheye düşebilirken… Gerçekler dahi rüyada görülebilirken ve bu hayat dahi bir rüyadan ibaretken sorma böyle. Ömür kadar gerçek ve ömür kadar hayal bunlar. Bunlar bir sırrın son tılsımı… Bu hikâye âlemin bir damlada aksi belki. Gücüm yetse, idrakim rıza gösterse sana deryanın tamamını da anlatırdım. Ama ne çare ki acizim. Sadece bir katre… Bu hikâye, gerçek kadar gerçek, hayal kadar hayaldir.

 

 

Sen okuyucu! İster inan şimdi buna. İster rüya de, hayal de, efsun de… İstersen aklını vermiş bu bîçare de. Ama dinle ve bil ki, bu hikâyeyi inanmazsan anlatamam sana. Kırk senenin kırk sihirli kelam ile gizlendiği bir hikâye. Bir kırık aynaya sırlanmış ki, kusur varsa benim lisanımdandır. Hata varsa benim kelamımdandır.Kirpiklerime asılı iki damlayla yazmak isterdim ilk harflerini. Ama muhal… Bir lisan-ı hayal ile döküldü satıra. Halen dahi mürekkeple yazılabiliyor olsaydı gönül lisanı, o iki damlayı mürekkebe katar sana onunla anlatırdım. Mürekkebe yalan bulaşmamış vakitlerde, kelama hile girmemiş tarihlerde yaşasaydım sana her daim gerçekleri anlatırdım. Şimdi ise hayalhanemden bir tılsımlı hayal dinletiyorum sana. Önce kendim idrak ettim bu hikâyeyi. Sonra ne ilham aldıysam, ne anladıysam onu yazdım. Senin lisanınca sadeleştirdim okuyucu.Yalnız senin için kâğıda düştü bu hikâye. Bu kelam senin kulaklarına dökülmek için girdi dudaklarımın arasına. Gözlerim, sen de göresin diye hayal etti bu diyarı. İstedim ki anla. Ölümle başlamış bir aşka düşsün dudakların. Lügat-ı uşşaktan birkaç kelam devşirsin sana ellerim de anla. Ve dahi sen de bir gece vakti kirpiklerini senin gibi kokan bir toprağa değdirerek ağla. Benim kirpiklerimde asılı olan o iki damla senin gözlerinden düşsün. Ve bil ki, kâtib aşk bahsinde söyleyecekleri nihayete erdirmiş ve sırrı tüketmiştir. Kelimeler aşkı söyleyebilmenin zorluğundan yorgun düştüler.

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat