Tasavvuf

Kıymetli Dostlar!İnsan nesli korunmaya değer en kıymetli varlıktır. Aynı zamanda korunması olmazsa, en hızlı bir şekilde bozula bilecek bir varlıkta yine insandır. İnsanın en çok tasavvuf terbiyesine ihtiyaç duyması da bu yüzdendir. Asıl tasavvuf terbiyesi aileden başlar. Çünkü Efendimiz-sallallahu aleyhi vessellem- bir hadisi şeriflerinde; ‘’Bir baba evladına güzel edep ve ahlaktan daha üstün bir miras bırakmış olmaz.’’ (Tirmizi, Birr 33) İşte bu miras aile, çevre, ilmi çalışma (mektep, üniversite) açısından himayesinde bulunan çocuğuna imkan sunması ve onu hayata hazırlamasıyla olur. Bu konunun önemine binaen Rabbimiz Ku’ran’da; ‘’Ey iman edenler, kendinizi ve aile halkınızı yakıtı taşlar ve insanlar olan ateşten koruyun.’’(Tahrim-6)

 

İnsan neslini yakıtı taşlar ve insanlar olan ateşten koruması için;

1- Onlara haram lokma yedirmemeli.

2- Onların temizlik ve namazlarına önem vermeli.

3- Onların dini bilgilerini tamamlatmalı.

4- Onların ilimi çalışmalarını tamamlatacak şekilde desteğini esirgememeli.

5- Onları nefis terbiyesinden geçirecek şekilde ehli olana yönlendirmek.

6- Onlara sürekli dua etmek ve duası makbul olanların duasını almak.

 

Rivayet edilir ki; Önceki Peygamberlerden bir nebi seyahat halinde iken içinden ağlamasından dolayı bir pınarın fışkırdığı taşa rastlar. O taşa ağlamasını sebebini sorar. O’da; Duymadın mı, o gün cehennemin yakıtı insanlar ve taşlardır diye. Acaba benim o gün halim nice olacak. İşte beni ağlatan bu düşüncedir. O Nebi, Allah-celle cellalüh-‘a dua ederek bu taşın o gün yakıt olmaktan kurtulmasını sağlıyor. Taşa bu haberi verince taş seviniyor. O Nebinin işi bitip beldesine dönerken yolu yine o taşa uğruyor. Bakıyor ki o taş yine ağlıyor. Taşa hitaben, cehennemden azad olduğun halde niçin ağlıyorsun. Taş; Ey Allah’ın Nebisi şimdide şükrümden dolayı ağlıyorum diyor.

 

Kıymetli Kardeşlerim! Çocuklarımızı geldiğimiz dünyanın imkanlarından mahrum bırakarak veya yasaklar koyarak terbiye etmemizde mümkün değildir. Örneğin, bu gün her şey internet üzerinden gerçekleşmeye başladı. Şu anda bu konuları bile internet üzerinden takip etmeye başladık. Bizler çoluk çocuğumuza interneti yasaklarsak buların öğrenme hakkını nasıl sağlarız. Çünkü bugünün nesli ancak bugünkü teknolojik imkanlarla bir yerlere ulaşabilir. Eğer neslimizi bu imkanların oluşturduğu tuzaklardan korumak istiyorsak;

1-Evde televizyon seyredilirken ev halkıyla birlikte sizde seyredin. Eğer sakıncalı bir proğram ise birlikte seyretmeyin ve çocuklarınıza onun sakıncalarını anlatarak ikna edin. Diğer bir ifadeyle terbiye edin. Yoksa kendinizi takva sayarak dışarı çıkıp veya başka bir odaya çekilip onların zehirlenmesine göz yunmayın.

2-Televizyonu kendi oturduğunuz odada bulundurun. Bu sizinle çocuklarınız arasındaki bağı kuvvetlendirir. Yoksa çocuk başka bir odada saatlerce senden kopuk film seyreder. Sonrada uykusu gelip uyur.

3-Bilgisayarın kullanımını öğretmeden önce amacını öğretin. Daha sonrada çocuk doğru kullanmayı başarıncaya kadar yardımcı olun.

4- Bütün bu imkanlardan yararlanmadan önce sorumluluklarını yerine getirip getirmediğini kontrol edin.

5-Cep telofonuna yasak koymak yerine imkanlar dahilinde alıp, yine amacı doğrultusunda kullanmasını sağlamalı. Bir baba olarak öncelikle siz kendi cep telefonunuzu ev halkından kıskanmayın. Yani size gelen bilgiler konusunda. Unutmayın çocuk aileden gördükleriyle şekillenir.

Kıymetli Kardeşlerim! Geldiğimiz dönemde artık her şey çivisinden çıkmış gibi görünse de bizler vazifelerimizi aksatmamalıyız. Çünkü mü’min bir şahsiyetin kıyamet koparken bile insan nesline karşı vazifeleri devam etmektedir. Bizler için önemli olan kulun Allah-celle celalühü-‘a karşı vazifelerini yerine getirmek için bütün gücüyle mücadele etmesidir. Bizler Allah-celle celalühü- izin verirse beklenen hayırlı insanın mücadelesine destek verip onun arkasında saf tutacağız. Ona göre de bilgi ile donanımlı olmamız gerektiği gibi teknolojik olarak da donanımlı olmalıyız. Özellikle bu devrin gençleri bu donanıma sahip olmada daha elverişliler. Yaşı ileri olanların bu donanımı sahip olması çok zor gözüküyor. Çünkü her insanın belirli yaştan sonra gelişmelere ayak uydurması çok zordur. Her insan yaş olarak kendi üretkenlik döneminin gelişmelerini anlar. Sonraki dönemlerde ancak tecrübeleriyle kendinden sonrakilere ışık tutar.

İnsanda ki hikmetin gelişmesi üç şeyle gerçekleşir.

1-İlim. İlimden kasıt insanı gereksiz yere meşgul etmeyen, Allah-celle celalühü-‘ın koymuş olduğu kanunları, sırları, imkanları bilmek için gösterilen gayrettir. Bu da bizi Allah’a götürür. Yoksa sihir, fal, anlam ifade etmeyen veya hicvedici şiir, yıldızlara bakarak kader hakkında yorum yapmak gibi ilmi değeri olmayan boş uğraşları kastetmiyoruz.

2-Tefekkür. İlimle donanımlı bir insanın eşyanın yaratılış sırlarıyla yaratana ulaşmasına tefekkür diyoruz. Bunun yanında ölümü yeniden dirilişi ve hesap gününü tefekkür.

3-Tecrübe. İşte insanın gelmiş olduğu yaşa kadar edinmiş olduğu en kıymetli hazinesi tecrübeleri olsa gerektir. Eğer bu birikimi gelecek nesle onların anlayacağı şekilde aktara bilirsek bu da bizim hikmetimiz olacaktır.

Cenab-ı Hak hikmet üzere yaşamayı hepimize nasip buyursun. Mevla neslimizi devrin afetlerinden, fitnelerinden, taşkınlıklarından, cehaletinden muhafaza eylesin. Mevlamız bizleri de neslimizi de kendisini hakkıyla bilecek şekilde nefis terbiyesinden geçenlerden eylesin.(amin)

 

 

Sıddık Hadim

 

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat