Sevgi Dini

Daha öncede bir yazımızda konu ettiğimiz gibi, evrensel İslâm inancının temel dinamiklerinden biri “Sevgi”dir. Bu nedenle İslâm dininin “Sevgi Dini” şeklinde telâkki edilmesi doğru ve yerinde bir tesbit ve nitelemedir. Çünkü “Sevgi” kelimesinin Arapça karşılığı olan “Hubb” kelimesi Kur’an’da 83 yerde zikredilir. Diğer taraftan hadislerde sevgi kelimesi pek çok kez geçmektedir. Dolayısıyla, İslâm inancı “Sevgi” üzerine temellendirilmiştir. Nitekim, Allah’a iman; Allah’ı sevmek, ona sığınmak, ona bağlanmaktır. İkinci olarak Allah için Peygamberi sevmektir. Hz. Peygamber, bu sevginin nasıl olması gerektiğini şöyle ifade etmiştir. “Sizler beni annenizden- babanızdan ve kardeşlerinizden, sevdiklerinizden daha fazla sevmedikçe hakiki bir şekilde iman etmiş olamazsınız.”* Yani imanın ön koşullarından birisi de Peygambere inanmak, O’na bağlanmak ve O’nu sevmektir.

Diğer taraftan Cennete gitmenin yolu da Müslümanların birbirini sevmesinden geçmektedir. Nitekim konuyla ilgili olarak Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: “İman etmedikçe Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.”** İslâm dini kendi “vahiysel bütünlüğünü” inanç ve o inançtan kaynaklanan sevgi üzerine inşa etmiştir. Bir tarlada tohumun yeşermesi, filizlenmesi, çiçeğe durması, çiçek açması gibi… Her Müslüman’ın yüreği Allah, Peygamber ve Kur’an inancıyla berrak bir şekilde aydınlanmıştır. O yüzden ayette geçen ifadesiyle “Müslüman’ı öldürmeye gelen onda dirilir”. İslâm’ın diriliş ve kurtuluş çağrısı bu yüzden barış ve sevgi inancına dayanır. Nitekim Kur’an’da 83 yerde zikredilen “Sevgi” kelimesinin yanı sıra “Silm” yani “Barış”kelimesinin de 145 defa zikredilmesi bunun bâriz bir göstergesidir.***

Yine bu bağlamda “İbnü’l-Arabî, ibadetin aslının da sevgi olduğunu söyler. Onun içindir ki sevgisiz ibadet makbul olmaz. Çünkü sevgi en yüce ibadettir… Bir sevgi dininden de (dînü’l-hub) bahseden İbnü’l-Arabî dininin de kıblesinin de sevgi olduğunu ifade etmiştir. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî açıkça aşk dininden bahsederek aşktan başka din ve mezhep tanımadığını ifade etmiştir.”**** Sevginin sebebi güzelliktir. Çünkü güzellik, bizâtihi sevilen şeydir.Ayrıca, sevginin, aşkın mayası olduğu söylenir. Aşk ise sevginin çiçek açması, meyveye durması hâli olarak tarif ve tavsif de olunur.İnsan hayatına çoklarla giren, hayata anlam katan ve heyecanla birlikte yaşanır kılan da bir kavram…

Öte yandan evliliğin, aile müessesesinin sağlıklı bir biçimde sürmesi için sevdalıların heyecanlarını yitirmemesi gerekir. Rutinleşmiş evliliklere kapı aralamak yerine, sevdalara heyecan katmış taze baharlara yelken açmak gerekir. Gizemli sevgiyle harmanlanmış heyecanların harekete geçirilmesi, evlilik olgusunu diri tuttuğu gibi, karı-koca arasındaki ünsiyeti giderek artırıp, pekiştirir. Saygı ve anlayış, sevdalılar arasındaki coşkuyu, birlikteliği tetikleyen bir unsur olur ve heyecan, evliliğe anlam kattığı gibi eşlerin yaşama, kavî bir şekilde sarılmalarına da sebep olur. Bu kavîlik maddî ve mânevî bir girizgâhta sağlıklı bir şekilde sürer gider.Sevgi inşa edilirken edeb, tevazu, inandırıcılık ve hoşgörü gibi etmenlerle örülmelidir ki bir anlam bütünlüğüne kavuşabilsin. Bu sebeple sevgiyi, sevgi sözcüklerini terennüm eden eşler, hiç bir zaman güven duygusunu sarsmamalıdırlar ki, bu duygu yıpranmaktan, örselenmekten özenle korunabilsin. Aksi takdirde hiç bir değeri kıymeti kalmaz…Sevdalılar birbirlerine sevgi konusunda güven ve teminat verici tavır ve davranışların yanı sıra yer yer aşklarını dillendirip, birbirlerini sevdiklerini de izhar etmelidirler. Yer ve zaman dikkate alınarak yapılan izharlar sevgiyi ateşleyip yoğunlaştırır. Bu durum sevgiyi her zaman diri ve canlı tutar ve ömür boyu sürecek mutluluklara zemin hazırlar. Hatta taraflardan birinin ömrü hitama erdiğinde de; geride kalanca tek taraflı olarak sürdürülür sevgi…

Bazı sevgiler ise öylesine mayalanmış ve kavîleşmiştir ki, öte âlemde de devam eder.Aşk konusunda, özellikle de mecazî aşk konusunda en güzel örneklerden biri ise, “aşk” kelimesinin eski yazı ile yazılış özelliğinden hareketle, “üç harf, beş nokta” rumuzuyla da ifade eden Bayburtlu Celâli’nin evlilik gecesi karısına hitaben yazdığı güzellemede yer alır:

“Üç harf beş noktadan aldık hesabı

Seni bana yazmış ezel kitabı

Simden geri kaldır yüzden nikâbı

Hanemiz erkânı sen safa geldin.”*****

Bu sebeple Cenab-ı Aşk, aşkı önemseyen ve aşkı tadanların yardımcısı olsun…

 

* Müslim, Îmân 93-94; İbn Mâce, Mukaddime 9.

** Müslim, İmân, 93.

*** Bkz. Fahrettin Yıldız, Kur’an Aydınlığında Hayatı Doğru Yaşamak, İstanbul 2008, s. 257-261.

**** Süleyman Uludağ, “Aşk”, DİB İslâm Ansiklopedisi, c. IV, İstanbul 1991, s. 15.

***** Mustafa Uzun, “Aşk”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c. IV, İstanbul 1991, s. 20.

Akif Edip

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat