Sahne Gericisinden Bir Vaaz Bir Diyalog

Ömer Karaoğlu kitapta kendisinden bahsediyor. Yaşadıklarından bahsederken hataları, doğruları, sakarlıklarıyla camiayı da “analiz” ediyor. Bir vaaz ve her vaaz sonrası bir diyalog yer alıyor kitapta. Diyaloglarda, yakındığı olayları karşılıklı konuşmalar şeklinde anlatmış. Zaman zaman, yaşadıklarının oluşturduğu derin hayal kırıklıklarından olsa gerek, ağır bir dil kullanıyor. Kitabın sonunda bazı güncel kavramları kendi tanımlarıyla açıkladığı güzel bir mini sözlük var. Fakat hepsi bir yana, kendisi hakkında da birçok şey öğreniyoruz.Kitabın başlarında okuyucuyu kibar bir dille uyarıyor: “…Propaganda ya da tenkit gibi bir düşüncem de yok. Sadece şahsi izlenimlerimi paylaşma ihtiyacı duyuyorum.“

 

İlk ve tek kopya

Hep merak ederim, tanınan bir sanat adamı, yazar, müstesna bir insanla sohbet imkânı bulduğumda da sorarım genelde öğrenciyken kopya çekip çekmediğini. Bu kitapta da Ömer Karaoğlu ben sormadan cevabını vermiş. Karaoğlu tek kopyasını Milli Güvenlik dersinde çekmiş, o da hoca tüm sınıfa kitap için izin vermiş. Bunları anlattıktan sonra rütbeleri asla öğrenemediğini de anlıyoruz şu cümlelerinden: “… rütbeleri hiç öğrenemedim. Bedelli askerlik vazifesi sırasında bir dünya para ödedimse de yine olmadı…”

 

Bir doğu bir batı dili öğren!

Kendisi gerçekten çok şey görüp geçirdiği için biz gençlere tavsiyeleri de oluyor arada. Bir tavsiyesi, en az iki dil öğrenmemiz yönünde. Birisi doğu birisi de batı olsun diyor. “Biriyle Kitabı öğrenirsin, diğeriyle de en azından batı gümrüklerinde işin kolaylaşır.”1985 yılında üniversite sınavına giriyor Ömer abi ve İTÜ Makine’yi “tutturuyor” kendi tabiriyle. Fakat mühendisliğin kendisine uygun olmadığını anlıyor iki sene içinde ve o çok sevdiği Beyazıt’a gidiyor, İstanbul İktisat’ı kazanıp. İktisat’ta, piyasa işlerine çok da bulaşmadan iktisatın tarihini araştırmaya başlıyor Karaoğlu. ’93 yılı yazında başlayan ve bir süre devam edecek olan akademik kariyer serüvenine son noktayı iki binlerin başında koyuyor. Kendi cümlelerinden öğrenelim niçin istifa ettiğini: “İki binlerin başında ihraç sistemi karşısında yapacak epeyce başka işlerim olduğunu düşünerek görevimden istifa et(tiril)dim. Memuriyetten istifa hayatı tatil etmeyi gerektirmiyor. Hayat bu… kısa-uzun… inişli-yokuşlu… acı-tatlı… ama mutlaka onurlu olmalı!”Kitabı okurken hoş esprilerle de karşılaşıyoruz. Mesela bir yerde “kurbanın bu sene de hacca denk geldiğini” hatırlatıyor bizlere. Bu cümlenin de yer aldığı vaazda, Kurban Bayramı’na dair önemli şeyleri hatırlatırken hem net hem de ince ironik bir dil kullanıyor. Sanırım kitabı çok kısa sürede bitirmemin vesilesi de bu netlik, anlamda kafa karıştıran bir muğlaklığın olmaması.

 

 

Esad Eseoğlu

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat