Reformcu İlahiyatçılar Kantarın Topuzunu Kaçırdı

Mehmed Şevket Eygi

Mehmed Şevket Eygi

Birçok televizyon programına ilahiyatçı vasıflı insanların çıkarak Müslümanların kafalarını bulandırdığını söyleyen Mehmed Şevket Eygi bu durumun tehlikeli boyutlara ulaştığını da söylüyor. Eygi: “Kur’ana, Sünnete, Şeriata, fıkha aykırı saçmasapan ictihadlar yapılıyor, fetvalar veriliyor. Bir Ehl-i Sünnet Müslüman’ı olarak bundan büyük rahatsızlık duyuyorum.”Yıllardır ‘Takvimden Yapraklar’ köşesiyle okuyucusuna seslenen Mehmed Şevket Eygi bunu yaparken ayrım gözetmez ve doğru olanı yıllardır satırlara döker. Bu durum onu sürekli ‘hedef adam’ haline getirse de o pek de ürkmeden yazısını kaleme almaya devam eder. Mehmed Şevket Eygi kimseye yaranma derdinde olmayan bir yazar profili çizdiği için de bir röportajında şu cümleleri kullanmıştı: “Bana bütün kapılar kapalıdır. Bakın ben şu an yazıyorum. Oradan ayrılmak zorunda kalsam, bedava yazdığım halde hiçbir tarafta bir yazı yazacak köşe bulamayacağımı zannediyorum.” Yaptığı işi sadece Allah rızası için yapan birisi ve bu uğurda da kalem oynatmaya devam ediyor. Mehmed Şevket Eygi beyefendi kişiliğinden ödün vermeyen birisi. Sürekli taşıdığı not defterine dahi güzel yazı yazamıyorsanız asla dokunamazsınız. Her şeyin en iyisi olsun ister ve bunu da tavsiye eder. Kendisiyle son günlerde yaşanan ve canını sıkan dini, siyasi ve toplumsal konuları konuştuk. Dinde reform adına yapılan yeniliklere şiddetle karşı çıkarken, toplumun giderek çözülme içerisine girdiğini söylüyor. Camilerin çoğaldığını fakat birer süs binası haline geldiğini de ekliyor. Mehmed Şefket Eygi’ye sanata bakışını, hangi hocayı ciddiye aldığını, kadınların iş hayatını, tesettüre girişini, evlendirme yaşlarını, tarikatları ve daha birçok konuları sorduk ve içtenlikle cevapladı.

Ramazan ayını nasıl geçirdiniz. Kişisel olarak hangi ibadetleri ifa edebiliyorsunuz?

Yaşımın ilerlemiş olmasına ve şekerimin yüksek seyretmesine rağmen elhamdülillah bu sene orucu gayet kolay ve rahat tuttum. Oruç tutanlara Allah’ın yardım ettiği görülüyor. Hadîs-i Şerifte “Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz” buyrulmaktadır. Namazları da (hakkını veremeyerek) kılıyorum.

Sizi son günlerde fazlaca rahatsız eden konu (dini, sosyal, siyasi) nedir?

Rahatsız edici konu çok… Toplumda genel bir çözülme görüyorum. Ülkemizde bir halk yok, halklar var. Bunların bazısı arasında toplumsal barış ve mutabakat mevcut değil. Din konusunda anarşi ve kaos… Her kafadan bir ses çıkıyor. Bir kısım aşırı ve militan reformcu ilahiyatçılar kantarın topuzunu kaçırdılar. Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, fıkha aykırı saçmasapan ictihadlar yapılıyor, fetvalar veriliyor. Bir Ehl-i Sünnet Müslüman’ı olarak bundan büyük rahatsızlık duyuyorum. Kutsal Ramazan ayında terör azdıkça azdı. Çıplaklık, fuhuş, zina, bin türlü rezillik, içki,… Sultanahmet Camii bile turistik rezaletlere sahne oluyor. Hangi birini sayayım. Bir Müslüman olarak bunlara üzülmemek, bunlardan rahatsız olmamak mümkün müdür?

Özellikle de televizyon programlarında ‘hoca’ adıyla çıkıp insanlara birtakım görüşler veriliyor. Bunların birinin ‘ak’ dediğine diğeri ‘kara’ diyebiliyor. Bu da insanlarda karamsarlığa neden oluyor. Bu aslında çok tehlikeli bir durum. Diyanet bu konuda bir şey yapamaz mı?

Diyanet Fetva Kurulu, Teravih namazını inkâr eden aykırı ilahiyatçılara ağır ve keskin bir cevap verdi. Kendilerini tebrik ediyorum. Ancak sapıklık, aykırılık, fitne fesat o kadar çok ki, hepsine cevap veremiyorlar. Dinde bozuklukların, sapıklıkların, saçma sapan görüş ve fetvaların reddi, devlete ve rejime bağımlı olan Diyanet’ten çok, bağımsız İslamî sivil kuruluşlardan beklenmelidir.

Sizin itibar ettiğiniz hocalar var mı isimlerini söyleyebilir misiniz?

Elhamdülillah ülkemizde icazetli Ehl-i Sünnet ulema ve fukaha bulunmaktadır. Bir isim vereyim: Ebubekir Sifil hoca. Yıllardan beri sapıklıkları, bid’atleri, aykırı görüşleri, bozuk ilahiyatçıları reddeden ilmî yazılar kaleme alıyor. Başka Sünnî hocalar da var. Sa’yleri, hizmetleri meşkûr olsun.

Dinde reform adı altında bildiklerimizin dışında çok farklı ve yeni söylemler geliştiriliyor. Sizin bu konu hakkında görüşleriniz nelerdir?

İslam ilahî dindir. Hükümleri Allah tarafından konulmuştur. Kur’an’ın anlaşılmasında ve doğru yorumlanmasında Peygamber’in (Salat ve selam olsun ona) Sünneti ikinci kaynaktır. Peygamber kendi hevasından konuşmamıştır. Mütevâtir ve sahih hadîsler de bir tür vahiydir. Binaenaleyh dinde reform, yenilik, değişiklik, sulandırma, ılımlı hale getirme yapılamaz. Bunlar sapıklıktır. Reformcular cihadsız ve fıkıhsız hafif bir İslam türetmek istiyor, halkı gerçek dinden uzaklaştırmaya çalışıyor. Bazıları bir “İslam Protestanlığı” türetmek için çırpınıyor. Kimisi İslam ile Feminizmi, İslam ile Kemalizmi, İslam ile AB norm ve standartlarını birbiriyle bağdaştırmaya çalışıyor. Bütün bunlar vahim bid’atlerdir. Ehl-i Sünneti yıkmaya yöneliktir.

Dinde bir konunun özünden kopmadan yenilik yapmak mümkün değil midir?

Resulullah Efendimiz din konusundaki bid’atleri sapıklık olarak vasıflandırmıştır. Allah yanılmaz, Peygamber yanılmaz. Mevrid-i nasta ictihad yapılmaz.

Namaz kılmayıp, Yoga yapmak dengesizliktir

Yoga ve benzeri uygulamalar yaparak ibadet ettiğini düşünen Müslümanlar var. Bunların sayısı da gün geçtikçe çoğalıyor. Bu gibi uğraşları sadece spor olarak yapmanın dinen sakıncası var mı? Bu hareketlere dini bir anlam yüklemenin sakıncaları nelerdir?

Bendeniz müftü değilim, fetva veremem. Ulemaya, fukahaya, gerçek müftülere sorulsun, yoga yapmak caiz midir, değil midir? Onların vereceği cevaba göre hareket edilsin. Bir Müslüman, öyle sellemehüsselam kendi kafasına göre şunu veya bunu yapamaz. Adam namaz kılmıyor, yoga yapıyor, ne büyük dengesizlik.

Bazı nükteler mevcut ve bunlar genelde insanı cennet ya da cehenneme gittiğinden yola çıkarak anlatılır. Hesap günü olmadığı halde insanın cennete ya da cehenneme gitmesi mümkün müdür? Mümkün olsa da bu hikâyeler bu insanlara nasıl ulaşıyor. Mümkün değilse ve bu dini hoş göstermek adına yapılıyor olsa da sakıncalı değil mi?

Kelime-i Tevhidi kalben tasdik ve lisanen ikrar etmeden ve hesapsız kitapsız Cennete girilmez. Kimlerin Cennetlik, kimlerin Cehennemlik olduğu Kur’anda, Sünnette, Şeriatta, akaid ilminde belirtilmiştir. Cenab-ı Hak (dilerse) rızasını kazanmış bazı ihlaslı kullarının günahlarını affedip onları lütuf ve keremiyle hesapsız kitapsız Cennete koyar.

Bugünkü düzende zorla tesettür olmaz

Kadınlar hangi ortamlarda iş hayatına atılabilir. Peçe ve burka (yüzü tamamen kapayan örtü) gibi giysilerin dindeki yeri nedir? Bir kadının zorla örtünmesi sağlamak caiz midir ve kızlar kaç yaşından itibaren örtünmeliler?

Dinde Müslümanları zorlamak vardır. Tabiî ki, bu zorlamayı İslam devleti yapar. Kızların buluğa erdikten sonra tesettüre girmesi gerekir. Doğru kural budur. Kadınlar kadın doktorluğu, kız mekteplerinde öğretmenlik, Şeriatı ihlal etmemek şartıyla ticaret ve başka hizmetler yapabilirler. Sultan Abdülhamid zamanında çarşaf ve peçe mecburî idi. İki türlü tesettür vardır: Şer’î yani Şeriata uygun tesettür, bir de şeytanî tesettür. Bugünkü düzende zorla tesettür olmaz. İslam düzeninde, İslam devletinde olur.

Bazı İslam ülkelerinde kız çocukları çok erken yaşlarda evlendiriliyor. Kız çocukları en erken kaç yaşında evlenmelidir ve bir kızı evlendirmeye zorlamanın hükmü nedir?

Küçük kızlar ille de evlendirilecek şeklinde bir kural yoktur. Bazı ülkelerde küçük yaştaki baliğa ve çocuk doğurabilecek kızların evlendirilmesi bir örf meselesidir. Bugün 15 yaşında öyle kızlar vardır ki, tamamen kadınlaşmıştır. Onların evlendirilmesinde ne gibi sakıncalar olabilir?

Prestij ve oy kazanmak için yapılan yardım riyaya girer

Yardım kuruluşları ihtiyaç sahiplerine gerekli erzakları ulaştırırken fotoğraf-görüntü alıyor ve bunlar gazete ve televizyonlarda yayımlanıyor. Bu hem o kişiler üzerinden reklâm hem de muhtaç insanın onurunu kırmak değil midir? İslam bu konuda nasıl yol izlenmesini istiyor?

İslam’da sadaka vermenin temel kuralı şudur: Sağ elinin verdiğini, sol elin bilmeyecek… Sadakalar, yardımlar, erzak Allah’ın rızasını kazanmak için verilmelidir. Kulların aferinini ve prestij kazanmak, oy toplamak için verilirse ihlas gider, nifak ve riya gelir.

Dünyanın birçok yerinde insanlar açlıktan ölürken dini ön planda tutarak varlıklarını sürdüren kuruluşlar da dâhil şatafatlı yemek programları düzenliyor. Sizin bu konuda görüşleriniz nedir? Bu programlar gerçekten çok gerekli midir?

Böyle lüks, israflı yemek ziyafetlerini yıllardan beri tenkit eder dururum. Bu sene bunlar biraz frenlendi. İnşaallah ileride büsbütün kalkar. Böyle bir program düzenlenecekse orta derecede mekanlarda verilmelidir ve her hâl ü kârda israftan kaçınılmalıdır. İsraf kesinlikle haramdır.

Eğlenmek için komedi filmi seyrederim

Sanata bakış açınız nasıl? Sinemayı takip eder misiniz? Hangi tür müzikler dinlersiniz?

Yıllar var ki, sinemaya gitmiyorum. Çok nadir olarak ya klasik bir sanat filmi, yahut eğlenmek için bir komedi filmi seyrederim. Şeriata aykırı bir tarafı olmamak şartıyla film seyretmenin caiz olduğunu sanırım. İmamı Gazalî’nin müzik hakkında “Sâlihin salâhını arttırır, fasığın fıskını arttırır” buyurduğu söyleniyor.

Allah, İslam’dan başka dini kabul etmez

Günümüzde ‘dinleri birleştirme gayreti mevcut. Bir de Hz. Muhammed’e iman etmeden de cennete gidilebilir çıkışları var. Bu konular hakkında görüşleriniz nedir?

Kur’anla, Sünnetle, icmâ-i ümmetle sabittir ki, Allah katında tek hak, makbul, geçerli din İslam’dır. Allah İslam’dan başka dini kabul etmez. Hz. Muhammed’in (Salat ve selam olsun ona) peygamberliğini, davetini, dinini, kitabını işitip ve bilip de bu daveti kabul etmeyen; Tevhidi, Kur’an’ı, İslam’ı, Hz. Muhammed’i red, tekzib ve inkar eden kimseler kesinlikle ehl-i necat (kurtuluş ehli) ve ehl-i Cennet değildir. Ehl-i Kitab’ın Cennetlik olduğu iddia ve inancı yeni çıkmış sapık bir fikirdir.

Camiler süs binası haline gelmiştir

Son günlerde alışılmışın dışında göze hoş gelen camiler yapılmaktadır. Siz bunu nasıl karşılıyorsunuz? Bir de insanlarda camiye gitmek yerine camiyi ayağına getirmek gayreti var. Hemen hemen her cadde başı cami olsun istiyorlar sizce bu israf değil midir?

Ülkemizde 80 binden fazla cami vardır ve halen binlercesinin inşaatı sürmektedir. Peygamberimiz âhir zamanda camilerin süsleneceğini, fakat içlerinde cemaat olmayacağını haber vermiştir. İstanbul’daki üç bin küsur camiyi sabah namazı vakitlerinde ziyaret ederseniz durumun fecaatini anlarsınız. Osmanlılar zamanında adım başında cami ve mescid vardı ama ezan okununca halk oralara gidip cemaatle namaz kılıyordu. Bugün nice cami süs binası haline gelmiştir.

Diyanet ya da din adamları sosyal anlamda kullandığımız teknolojik araç ve gereçler konusunda fetva vermekte gecikiyor ve insanlar kullandıkları bu araçların caiz mi değil mi konusunda ihtilafa düşüyor. Bu konuda ne gibi yenilikler yapılabilir?

Diyanet’in, sivil İslamî kuruluşların, gerçek ulemanın, fukahanın ve müftülerin öncelikle televizyon konusunda karar ve fetva verip halkı aydınlatmaları, uyarmaları gerekir. Bugünkü haliyle TV kanalları Kur’an’a, Sünnete, Şeriata, İslam ahlakına, bilgeliğe uygun mudur? Bunları seyretmek caiz midir, yoksa günah mıdır?

 

Tarikat müritleri ayrımcılık yapmamalıdır

Eskiden olduğu gibi günümüzde de tarikatlar mevcut ve bu tarikatların müritleri diğer tarikat lideri hakkında olumsuz cümleler kuruyor ve bu durum kimi zaman abartılıyor. Siz bu duruma nasıl bakıyorsunuz ve bu durumun dine zararı nedir?

Ben gerçek tasavvuf tarikatlarına taraftarım. Gerçek tarikat mensubu bir derviş, kendi şeyhine gösterdiği saygıyı öteki şeyhlere de gösterir. Ayırımcılık yapmaz. Hele öteki tarikatların gıybetini hiç yapmaz. Bugün bazı tarikatlardaki bozukluklar ve dine aykırılıklar tarikatın ve tasavvufun kendisinden kaynaklanmıyor; tarikat, tasavvuf, şeyh, derviş kavramlarının çarpıtılmasından kaynaklanıyor. Tasavvuf, İslam’ı yaşamak, iyi ve olgun Müslüman olmak yoludur.

Cihad kelimesi günümüzde bazı kişiler tarafından sadece ‘savaş’ olarak algılanıyor. Bu durum da İslam’ın şiddeti körüklediği izlenimi doğuruyor. Cihad kelimesinden ne anlamalıyız ve cihad için neler yapmalıyız?

Cihad farzdır, Kur’an’da, Sünnette, fıkıhta, şeriatta anlatılmaktadır. İslam’da cıhad vardır. Ulema ve fukaha cihadın hükümlerini kitaplarda yazmıştır. Cihad elbette savaştır ama Allah rızası için yapılan kutsal savaştır. Diğer savaşlara benzemez.

 

 

 

Röportaj: Seyid Çolak

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat