Müzeyyen Taşçı: ‘Srebrenitsa İhanettir’

Bosna savaşını ve Srebrenitsa katliamının yaşandığı dönem Türkiye’ye gelen mülteci kadınlarla yakın ilişkileri olan “Savaşın Masumları Bosna” kitabının yazarı Ayşe Müzeyyen Taşçı, soykırımı ve yaşadıklarını anlattı. Birleşmiş Milletlerin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa’da 11 Temmuz 1995’yılında Sırplar soykırım yaptı. Srebrenitsa’yı korumakla görevli olan Hollandalı askerlerin göz yumduğu bu katliamda savunmasız 8 binden fazla erkekle 2 binden fazla kadın katledildi. Yapılan soykırım tecavüzler ve yaşanan vahşet, Sırpların amacının Boşnakların dinlerini ve etnik kökenlerini yok etmeye teşebbüs ettiklerini gösteriyor. Bosna’da yaşanan tüm olaylara Avrupa ülkelerinin sessiz kalmaları ise, bu ülkelerin gerçek yüzünün bir daha ortaya çıkmasına neden oldu.

Bosna’da gerilimin tırmandığı ve savaşın başladığı tarihlerde Türkiye böyle bir katliam ve soykırım bekleniyor muydu?

Türkiye’de, Bosnalılarda böyle bir katliam beklemiyordu. Görüştüğümüz Boşnak arkadaşlar, konuştuğum savaşta aktif rol almış komutanlar, Bosna’da bir savaş olmasına ihtimal vermemişler. Bosna’dan önce Slovenya’da bir savaş başladı. Bu savaş ilerlemeden Avrupa bu savaşı durdurdu. Savaş ihtimali konuşulmaya başlayınca Boşnaklar “Avrupa’nın orta yerinde böyle bir savaş çıkmaz” diyorlar. Çıksa bile Avrupa buna izin vermez diyorlar. Savaş onları da şaşırtıyor. Haliyle bize de öyle oldu. Savaş çok ani çıktı ve ani ilerledi.

Srebrenitsa’da bir soykırım yaşandı. Bu soykırımın güvenli bölgede olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Srebrenitsa’da bir ihanet var, 10 binden fazla kişi öldürülüyor. Bunun 8 binden fazlası erkek. Bu ihanet Aliya İzzetbegoviç ve halkına yapılmıştır. Srebrenitsa katliamı eşittir ihanettir. Srebrenitsa iyi korunan bir kasabaydı. Gönüllülerle korunan ve sonradan oluşturulan Bosna ordusuyla desteklenen bir kasaba. Sresrenitsa’da 24 bin civarında insan yaşarken kasabayı BM güvenli bölge ilan ediyor. BM Srebrenitsa’ya Hollandalı askerleri görevlendiriyor. BM şu şartı koşuyor; burası güvenli bölge olacak ancak sivil halk silahsızlandırılacak. Güvenli bölge ilan edildikten sonra kasabanın nüfusu 64 bine çıkıyor. Taranan saldırıya uğrayan şehirlerden insanlar akın akın oraya göç ediyor. Ve belki de buna göz yumuluyor. Hepsini orada topluca katletmek için. Gıda sıkıntısı alt yapı sıkıntısı, su sıkıntısı nedeniyle de salgın hastalıklar da başlıyor. Aliye İzzetbegoviç’in anılarında da yer alıyor bu. Çaresizlikten dolayı bir sıkışmışlık var, ve bu teklif kabul ediliyor.

Soykırıma Hollandalı askerler mi göz yumdu?

Silahsızlanmış halka yardımla görevli Hollanda askerleri yardımı dağıtırken keyfe keder dağıtıyor. Hollandalı askerler tarafından gıda dağıtırken bile kadınlara karşı ahlaki çirkinlikler yapıldığı görülüyor. Ve sonun da Hollanda askerlerinin kenara çekilmiş, on binlerce silahlı Sırp Srebrenitsa’ya ilerlerken kenarda bekleyen hiçbir şey yapmayan Hollandalı askerlere şahit oluyoruz. Güvenli bölge olma garantisi bizzat Aliya İzzetbegoviç’e veriliyor. Sarayevo’daki tünelden başka bir kasabaya giderken, BM’nin yetkilisini arıyor. Diyor ki; Srebrenitsa’da sıkıntı var, saldırı başladı. BM yetkilisi, biz oraya helikopter gönderiyoruz, diyor. Aliya tünelden çıkıp diğer kasabaya varmadan Srebrenitsa düşüyor. Çünkü Hollanda askerleri silahsız bir halkın üzerine yürüyen 10 binlerce Sırp askerine karşı sessiz kalıyor. Onların soykırım yapmasına göz yumuyor. Bu soykırımın ardından şehirler kasabalar düşüyor. Biz 4 yıl Sresrenitsa’nın Gorajde’nin direndiğini biliyoruz. Gönüllüler o şehirleri tüfeklerle ve Sırplardan aldıkları silahlarla 4 yıl o şehirleri savundular. O şehirleri bir ihanetle düştü. Bundan dolayı da hiç adil olmayan bir anlaşmaya zorladılar Aliya İzzetbegoviç’i. Savaş nasıl orantısız ve adaletsiz sürdüyse, o şekilde de bitirildi. Geçen onca zaman rağmen hala Srebrenitsa’dan toplu mezarlar çıkıyor. Srebrenitsa’da katledilenlerin sayısı demek ki bilinenin çok üstünde. Ben Srebrenitsa’yı her işittiğimde, Srebrenitsa eşittir ihanet diyorum.

Srebrenitsa katliamı ve Hollanda askerlerinin olay hiç müdahil olmaması Avrupa’ya bakışı değiştirdi mi?

Şu bilgiler anılarda olayı yaşayanlarda Aliya İzzetbegoviç’in anılarında da yer alır. Bire bir konuştuğumuz insanlarda anlatır. Orada Hollanda askerlerinin Srebrenitsa katliamına gelmeden önce ilk başta savaş başladığında hızla soykırıma gidilirken Avrupa’dan bir müdahale olmuyor. Srebrenitsa epey direnen bir kasaba. Dolayısıyla ondan öncesinde de Avrupa’nın sessizce izlediğini görüyoruz. Belli bir süre sonra BM oraya asker gönderiyor. Bu askerler tamamen farklı ülkelerden alınmış ama bir yere bağlı. Onlardan bir şey beklenemezdi ama Boşnaklar böyle bir şeye ümit bağlamak zorundaydı. Onu görebiliyoruz. Bosna Hersek’te çok önemli olan Sarajevo tepeler arasında bir şehir. Tepelerde askeri hareketlilik oluyor. İnsanlar burada ne oluyor diye merak ediyor. Halk ne olduğunu sorunca. “tatbikat yapıyoruz” diyorlar. İnsanlar bu cevaba inanıyor. Sonrasında Bosna’da 400 tane kamyon yakalanıyor. Konvoydaki kamyonların evraklarında muz yüklü yazıyor. Ancak hepsinin yükü silah. Bu silahlar dışarıdan ülkeye sokulup depolandığına göre demek ki bir yerden destek de alınıyor. Bu desteğin kanıtı da o sessizliktir. O insanlar katledilirken batılıların uzun süre sessiz kalmalarıdır. Bosna’da pazar yerleri, sivil halk bombalandı. Askerlerle askerler arasında olmasından ziyade halkı hedef alan bir savaş olmasına rağmen, sessizce izlenildi.

Bosna’daki savaş özellikle kadınlara yönelik saldırılarla dikkat çekiyor. Geçmişteki savaşlarda kadınlar bu kadar hedef olmamıştı. Bosnalı kadınlarda bu hedef olmanın etkisi hala sürüyor mu?

Kadınlar hiçbir savaşta Bosna’daki kadar mağdur edilmedi. İsrail’in Filistinlilere yönelik katliamları ve savaşlarında bile kadınların onurları ve namusları bu kadar çiğnenememiştir. Bosna’da savaş soykırımı amaçladığı için özellikle kadınlar üzerinden götürüldüğünü görüyoruz. Özellikle genç kadınlar toplama kamplarına alındı. Çok sayıda toplama kampı vardı. O kadınlardan doğacak çocukların Sırp soyundan olması amacıyla, bu kadınların namus ve haysiyetleri çiğneniyor. Kötü muameleye tabi tutulan kadınlar bebekleri doğursunlar, başka yol bulmasınlar diye bir süre bu kamplarda bekletiliyor. Bebeklerin doğma zamanı yaklaşana kadar bekletiliyor. O bebeklerin doğması sağlanıyor ki, Müslüman Boşnakların soyları ve genleri değişsin. Bu soykırım Müslüman Boşnakların soyuna yönelik bir girişim. Sadece katletmekle yetinmiyorlar, bu yollarla soyu dönüştürmeye de çalışıyorlar. Bu muamelelerden dolayı birçok kadının travmalar yaşadığını intihar ettiğini biliyoruz. Savaşın üzerinden o kadar yıl geçmesine rağmen kadınlar hala tedavi ediliyor. Kadınlar bu travmadan kurtulamıyor. Bona’daki savaşın öne çıkan yanı kadınlar üzerinden bir soykırım olmasıdır, en acı tarafı da budur.

Bosna’daki savaşta Türkiye’nin tavrı nasıldı?

Biz o dönemde gençtik bizim gündeminde Bosnalıların gündeminde olduğu kadar vardı. Bu acıyı biz yaşamasak bile manevi olarak infial vardı. Yönetim bazında değil halk bazında söylüyorum. Bosna hem toprak olarak hem maneviyat olarak bize yakın bir bölge. Her halükarda orada haksızlığa uğramış katledilen bir millet görüyorsunuz. Silahı olmayan bir halka dünyanın 4. büyük ordusu olan Yugoslav ordusuyla saldırdı Sırplar. Bosnalıların elinde oradan buradan topladıkları çoğu çalışmayan tüfekler var. Böyle orantısız bir savaş söz konusu. Bizim böyle bir durum karşısında duyarsız olmamız mümkün değil. O zaman halkımız hızlı ve yoğun bir şekilde yardım kampanyaları düzenlemişti. Benim gündemime de Bosna öyle girdi. Oradan gelen muhacir kadınlarla ilgilenme noktasında bu işin içine girdim. Muhacir kadınlarla olan diyalogumuz savaşın ardından da devam etti. O süreçte Türkiye’de birçok programlar tertip edildi. Yardım kampanyaları düzenlendi. Gereken duyarlılık halk bazında gösterildi. Türk halkı Bosnalılara sevgisini hala sürdürüyor.

Bu savaştaki Avrupa’nın tutumu Avrupalılara bakışta bir değişikliğe neden oldu mu?

Bu savaş şunu gösterdi; Avrupalıların sessiz kaldığı ya da desteklediği taraf Müslümanlara karşı savaşanlardır. Geçmişte Bosna’daki dini yaşayış Avrupai idi. Daha yeni özgürlüğüne kavuşmuş bir ülkeydi. Bosnalılar yeni bağımsız olmuşlar ve dinlerini önemsiyorlardı. Bu saldırı onların dinine ve etnik kimliğine yapılmıştı. Avrupa’nın özgürlük barış insan hakları söylemi söz konusu Müslümanlar olunca ortadan kalkıyor. Bu savaşta Avrupa ve BM güven kaybetmiştir. Hiçbir kimsenin orda yaşanan manzaradan sonra Avrupa’nın özgürlük ve insan hakları söylemini ciddiye aldığını zannetmiyorum.

Savaşın masumları Bosna kitabınız çıktı. Kitapta gerçek yaşanan olaylar var mı?

Hikaye tamamen savaş sırasında yaşanmış olaylardan oluşuyor. Ben uzun süre muhacirlerle birlikte kaldım. Savaşın verdiği acıyı ve duyguları gördüm. Ve onu ruhumda taşıdım. Kitapta o duyguyu vermek istedim. Kitabın tamamı yaşanmış hikayelerden oluşuyor. Bu hikayelerin arasına savaş öncesindeki Bosna’yı koydum. oradaki İslami hareketin lideri Aliya İzzetbegoviç ve arkadaşlarının mücadelesini, Mladi Müslimani’nin çalışmalarını o hikayelerin arasına yerleştirmeye çalıştım.

Savaşın üzerinden o kadar yıl geçti, Bu kitabı neden daha önce yazmadınız?

Savaşı yaşamış bir dostum hastane odasında anlattıklarını yazmamı istemişti. Ama ben yazmaya cesaret edemedim. Bu konuyu yazmak bana düşmez diye düşünmüştüm. O dostu kaybedince Bu bana bir vasiyet gibi geldi. Bosna’ya gidip oradaki havayı da soluyunca yazmam gerektiğine karar verdim. Bunun bir vefa borcu olduğunu da düşündüm. Çünkü o bölgenin insanlarıyla bir dostluk paylaştım. Orda yaşananlar hepimizin meselesiydi. Kitabın gelirinin de şehitlerin çocuklarını ve burada okuyan öğrencilerin eğitim bursu olmasına karar verdim.

Bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Bu duyarlılığınızdan ötürü ben de size teşekkür ederim.

 

 

 

Röportaj: Süleyman Özgür

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat