Müslüman Gençlik Neyi ve Kimi Okuyor?

Evcil Müslümanlar neyi ve kimi okuyor sorusunu soracaktım, bundan vazgeçtim. Evcilleşmiş, ideallerinden, çizgisinden kopmuş, dünyevileşmiş insanlardan bir beklentimiz olamaz. Gerçi insandan hiçbir zaman umut kesilmez, ne ki bugünün koşullarında ve ortamında onlardan bir beklenti içinde olmamız düşünülemez.Günümüz gençliği farklı bir düzlemde bulunuyor. Elbette bizler geçmiş zaman ile bugünün gençliğini karşılaştırma, “ah o eski günler” deme acizliğine düşecek değiliz. Elbette günümüz ile bugün arasında büyük farklar var. O günün imkânları, ortamı, yapısı bugünden çok çok farklı.Bugünün gençliği birçok tuzak ile karşı karşıya ve kuşatılmış. Bu kuşatılmışlığın hemen hiç farkında değil.Günümüz teknolojisi, gençliğin önüne konulan yeni hayat ve yaşama biçimi onları oldukça zorluyor. Gençliğin yol bulmasını zorlaştırıyor. Sınav sistemi, gençleri çocukluktan itibaren okumaktan, düşünmekten ve kendisine bir yol çizmekten alıkoyuyor.İnternet ortamı büyük bir tuzak ve bir gayya kuyusu. Karanlık ve içinden çıkılamaz bir yer. Buna musallat olan gençler iradelerine hâkim olamıyorlar. Saatlerce bilgisayarın başından ayrılamıyorlar. Gerek oyun, gerek malayani şeyler bütün zamanını alıyor. Okul, dershane ile bilgisayara arasındaki kısır bir döngüde en verimli dönemini tüketiyorlar.Hayata kısa yoldan erişme, bir an önce bazı şeylere sahip olma hırsı da gençlerin ideali oluyor. Öyle ki, bir an önce bir araba, ev, yazlık sahibi olmak, bir başına rahat ve çılgınca yaşayacak bir hayat hedefi onun tek ideali oluyor. Futbolcuların, popüler artistlerin hayatına öykünmekte.

 

Üniversiteyi bitirdikten sonra da iş bulma telâşına kapılıyor. Bugünün ortamında bu bir yılgınlık, bunalım ve yıkım dönemi başlatıyor. Baştan beri kendini kurguladığı, ideal bir yol olarak çizdi yol süreci bir anda tıkamış oluyor.Bomboş bir bellek, amaçsız bir duruş, ufuksuzluk içinde bocalıyor.Bütün bu olumsuzluklara karşın Müslüman gençliğin bazı önemli avantajları bulunuyor gene de. Bulunduğu aile ortamı, iyi kötü önünde bulunan idealizm, büyük devlet ve medeniyet düşü onu diğerlerinden ayırıyor. Günümüzde bir avuç komünist veya sosyalist gençliğin sokaklarda canhıraş bir eylem içinde bulunduklarını gördükçe bu çabayı onlar adına takdir etmemek olası değil. Müslüman gençliğin onlardan çok daha farklı ve önemli bir konumu bulunmakta. İlâhi ve rahmani hayat tarzı onu anlamlı bir sürece götürmekte. Bu, hem bu dünya hem de öte dünya için güzel ve iyi bir hayata ulaşma çabasını sağlıyor.Hayatı salt dünya üzerine kuranlar asla mutlu olamazlar. Dünya hayatı sınırlı ve geleceksizdir onlar için. Bir süre sonra idealleri uğruna verdikleri mücadelenin bir yerden itibaren anlamsızlaştığının farkına varıyorlar. Bu yaşama tarzının sonu alkol, uyuşturucu, intihar oluyor. Batı düşüncesinin ruhunda bu açmaz var. Geleceksizlik bunalımlı bir hayat oluşturuyor. İnsan ruhunu kuşatacak, doyuracak bir manevilikten yoksun.Bütün izmler batı ruhludur ve aynı kaynaktan besleniyorlar.Müslümanların Kutlu kitabının varlığı ve sahihliği Sevgili Efendimizin hayat tarzının, yaşayışının ve sünnetinin bütün canlılığıyla var oluşu Müslümanlar için büyük bir imkân. Katışıksız bir bakış sağlıyor bu durum. İnsanlığın önüne konulmuş olan yaşama biçimi de doğal. Yapay ve zorlama değil.Okumayı, bilinç sahibi olmayı önceliyor. Öncelikle Kur’an-ı Kerim inişi bir buyruk ile başlar: “Oku!”. Bu, Allah’ın yarattığı, insanlığın önüne sunduğu bir kâinatı içeriyor. “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.” Zaten bu başlangıç bile başlı başına bir özgünlük.Bütün bunlardan sonra Müslüman gençliğin de içinde bulunduğu tehlike azımsanmayacak bir durum gösteriyor. Hangi yazarı, düşünürü önceliyor. Bu olumsuzluklar karşısında kime ve nelere sığınıyor. Hangi eser onun ruhunu kuşatıyor ve döne döne o esere koşuyor ve okuyor.

 

Zamanımızda okuyabileceğimiz yazar ve eser sayısı oldukça azdı. Okuyabileceğimiz roman ve öykü sayısı iki elin parmaklarını geçmezdi. Mehmed Âkif, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Alaeddin Özdenören, Osman Sarı, Akif İnan, Mustafa Kutlu, Durali Yılmaz, Mustafa Miyasoğlu, Erdem Bayazıt gibi yazar ve şairler vardı. Bunların bir kısmı yeni yeni eser veriyorlardı. Bugün ise ondan sonra yetişen kuşaklar var. Onlarca şair, yazar ve onların bir hayli yekun oluşturan eserleri bulunuyor.Edebiyat dergilerini kaç genç okuyor? İnternet ortamındaki yazılar ve yazışmalar onun için ne kadar belirleyici olabilir ki? Hangi şiirleri ezberliyor, hangi öyküleri ve kitapları döne döne okuyor?O dönemde sol düşünce baskındı. Onların romanları, şiirleri, öykü kitapları vitrinleri dolduruyordu. Devlet destekli Milli Eğitimin bastığı Batı klasikleri okul ve devlet kütüphanelerinin raflarını dolduruyordu. Çok az sayıda doğu klasikleri de bulunuyordu. Biz bunları okuyarak kendi lehimize dönüştürdük, yararlandık.Günümüz gençleri, bugün çok kısmi olarak belli bir yazara odaklanıyorlar. Onların dışındaki yazarları ve şairleri olumsuz propagandaların etkisiyle ne görüyor ne de okuyorlar. Okuma çabası giderek zayıflıyor.Üstat Necip Fazıl’ın konferanslarında gençliğe hitabesinde şöyle bir ifade yer alıyordu. “Zifiri karanlıkta ak sütün içinde bir ak kılı bulup çıkaracak bir gençlik…”Bizim de Müslüman gençlikten beklentimiz bu kadar olumsuzluk içinde istikametini doğru, istikametini sağlam, bakışı güvenli bir gençlik beklentisi içindeyiz. Bu gençlikten başka bir sığınağımız da yoktur.

 

 

 

Ali Haydar Haksal

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat