Müslüman Bir Şahsın Duruşu!..

Günümüz şartlarında yaşayan “Müslüman bir şahsın” duruşu hepimizi çok yakından ilgilendiriyor.Bir tarafta, “kapitalist bir dünya.”Bir tarafta, “teknolojik gelişmeler.”Bir tarafta, “değişim ve gelişim alanındaki değişiklikler.”Bir tarafta, “bilim ve sanatın ortaya koyduğu farklılıklar.”Bir tarafta, “sosyolojik ve psikolojik değişiklikler.”Bir tarafta da, bir Müslüman’ı yakından ilgilendiren “ahiret hayatı, yani “maneviyat…”Peki bu karmaşık dünyada bu nasıl olacak?..Günümüz dünyasında “Müslüman bir şahsın duruşu nasıl olmalı?..”Beynimi yoran bu soruyu birkaç “ehil insanla” müzakere ettikten sonra 4 ana ilkede belirledik.Bu 4 ana ilkeyi maddeler halinde sizlerle paylaşalım.

Birinci madde,”Kişinin kendine karşı olan sorumluluğu ve kendini kurtarması.”Bir Müslüman önce kendine ve Yaratan’ına karşı sorumludur.Yaratan’ına karşı kendi şahsi ve dini sorumluluğunu yerine getirmeden, “dava” için mücadeleye kalkanlar, faydadan daha çok zarar verirler.

İkinci madde,”Ailesini ve çoluk-çocuğunu kurtarması.”Kişinin başlıca sorumluluğu önce kendine karşı sorumlu olduğunu belirttik.Sırasıyla,Ailesi ve yakın efradıdır.Aile efradı içinde anne- baba birinci sırada yer alıyor.Ondan sonra eşi ve çocukları geliyor.

 

Bu sorumlulukları şu şekilde sıralayabiliriz.

1 – Kişinin Allah’a karşı sorumluluğu.

2 – Kendine karşı sorumluluğu.

3 – Ailesine karşı sorumluluğu.

4 – Komşusuna karşı sorumluluğu.

5 – Çevresine karşı sorumluluğu.

6 – Topluma karşı sorumluluğu.

Üçüncü madde,”İşinin ehli olması.”Bir Müslüman hangi mesleği seçmişse, o meslekle ilgili en ince detaya varıncaya kadar işinin uzmanı olması gerekiyor.Mesleğindeki başarısıyla kendini kabullendirmesi lâzım.Terzi ise ondan daha iyi elbise dikenin olmaması.Bilim adamı ise sahasında bir numara olması.Politikacı ise buluşları ve dürüstlüğü ile rakiplerine fark atması.

Hülasa,Müslüman, yaptığı işle insanlara ve topluma kendini kabullendirmesi gerekiyor.Mesleğinde parmakla gösterilecek beceriye sahip olmadıktan sonra mücadelesinde “cılız” kalır.

Dördüncüsü,” Ekonomik yönden güçlü olması.”Ekonomik gücü olmayanlar, ne maddi ne de manevi yönden başarılı olmaları, çok zor bir durumdur.Başarı için “güçlü olmak” büyük önem arz ediyor.İnsanlar, maddi ve manevi güçleri sayesinde ancak muvaffak olabilirler.”Cenab-ı Hak’da, gücüyle-kudretiyle kainatı idare ediyor…”Şimdi,Bir topluluk düşünün.Ekonomik gücü yok,Mesleğinde başarılı ehil insanları yok,Kendi şahsi sorumluluklarını yerine getirmeyen,Ailesine ve çoluk çocuğuna karşı görevlerini yerine getirmeyen insanlar, hangi etkinlikler içerisinde olurlarsa olsunlar, başarılı olmaları mümkün mü?Kesinkes mümkün olamaz.

Bir de,Meseleye olumlu yönden bakacak olursak,Ekonomik gücü olan,Sahasında ehil ve becerikli insanları olan,Kendine ve ailesine karşı her türlü sorumlulukları yerine getiren insanların başına ne çeşit musibetler gelirse gelsin, hezimete uğramaları mümkün olur mu?Kesinkes olmaz.

 

 

Mustafa Topaloğlu

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat