İstanbul Papağanları

 

Beş sene olmuştu, çok soğuk bir kış günüydü, lapa lapa kar yağıyordu. Pencereden balkonuma bakıyordum. Bendeniz her kar yağışında Cenab Şehabettin’in kar şiirini hatırlar, hatırımda kalan bazı mısralarını mırıldanırım.

 

“Bir beyaz lerze,

Bir dumanlı uçuş,

Eşini gaib eyleyen bir kuş gibi kar,

Geçen eyyam-ı nev-baharı arar…”

 

O kar tipisi içinde beni çok şaşırtan bir hadise olmuştu. Balkondaki demirlere yemyeşil, uzun kuyruklu, kıvrık gagalı bir papağan konmuştu. Sıcak iklimlerin bu kuşunun, bu şiddetli kışta İstanbul’da ne işi vardı?Sonra öğrendim ki, yirmi otuz yıldan beri şehrimizde ve yurdumuzun başka yerlerinde birkaç papağan türü yaşıyormuş, yuva kurup kuluçkaya yatıyor, yavru çıkartıyormuş.Ne güzel, ne harika bir yenilik. Şehri, eskiden içimizde olmayan yeni canlılarla paylaşmak.Oturduğum apartmanın bahçesinde kocaman bir fıstık çamı, yine büyük bir çitlembik, hayli gelişmiş bir kartopu ağacı ve kısa zamanda büyüyüp binanın boyunu aşan aylandoz ağaçları var.Çevremde kumrular yaşıyor. Bu sene banyoma giren iki kumru çifti yavru çıkarttılar. Kirletiyorlar ama onların evimde yuva kurmalarından çok mutlu ve memnunum.Kargalar var, sayıları onlar kadar olmasa da saksağanlar… Her taraf serçe dolu. Kışın pencere kenarına suda ıslatılmış bayat ekmekleri koyduğumda bazen martılar da geliyor.Bahçemizde sansar da yaşıyor.

 

İstanbul papağanlarının fotoğraflarına internetten baktım.İstanbul ve papağanlar… Ne güzel bir yenilik.Topkapı sarayının bahçesindeki ulu çınar ağaçlarının kovuklarına papağanlar yuva yapıyormuş. Barınamasınlar diye kovukları betonla doldurmuşlar. Çok üzüldüm. Onlar kargalar gibi/kadar zararlı değil ki.Halkımızın bir kısmı canlıları, bitkileri, yeşilliği seviyor ve koruyor. Bir kısım Vandallar da onlara düşman. Bu ikinci sınıfın şerrinden Allah bu ülkeyi korusun.Yamyam yapılaşma dolayısıyla şehirdeki parkların, yeşil alanların sayısı çok azaldı.Alman şehirleri, bizim tersimize korular, parklar, yeşil alanlar, sun’î göller ile şenlenir. Hannover’in içindeki bir koruluğa gitmiştim. Kuşlar neredeyse insanların elinden yiyecek alıyordu. Hayvancağızlar insanların hain olmadığını biliyordu. Bir ağaçtan bir sincap inmiş, yere atılan fıstıkları el gibi kullandığı ön ayaklarına almış yiyordu.İstanbul papağanlarını koruyalım. Birtakım alçakların onları avlayıp satmalarını önleyelim. Yuva yaptıkları ağaç kovuklarını tıkamayalım, kışın az da olsa onlara yiyecek verelim.Elimden gelse İstanbul ikliminde yaşayabilecek nice canlı ve bitki türünden örnekler getirir Gülhane parkı, Yıldız Sarayı bahçesi gibi yerlere bırakırım.İstanbul’un ahşap evlerinin bahçelerinde eskiden küçük çiçekli tırmanan güller yetişirdi. Köhne, biraz yana yatmış yaşlı bir ev o çiçeklerle ne kadar güzel görünürdü. Sanırım sur içinde bir tek böyle gül kalmadı. Çok şükür mor salkımların kökü henüz kurumadı.Yeşilliksiz, kuşsuz, ağaçsız, çiçeksiz hayat sürenlere çok acıyorum.Eskiden Boğaziçi’nde fok bile yaşarmış…

 

 

Mehmet Şevket EYGİ

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat