İslam Dünyasında Depremler ve Algıılama Biçimleri

“İslam Dünyasında Depremler ve Algılanma Biçimleri”, Doç. Dr. Nuh Arslantaş’ın kaleminden. 17 Ağustos 1999 depremi çok geçmeden 2003 yılında çıkan bu kitap alanında nadir bir eser diyebiliriz. Yazar, kitabı yaşadığı bir deprem tecrübesinin ardından yazmaya karar vermiş. Kitapta Türkiye de dahil deprem etkinlikleri bakımından zengin Müslüman coğrafyasının ilk 1000 yılında meydana gelen depremlerin tarihleri, yerleri, hasarları ve özellikleri sıralanıyor. Ayrıca deprem olgusunun bu kadar geniş bir coğrafya ve bu denli büyük bir zaman dilimi içerisinde ele alınmış olması da kitaba bir ilk olma özelliği kazandırıyor.Kitapta asırlar önce yaşamış olan Müslüman ilim adamlarının deprem hakkındaki görüşlerinin günümüz verileriyle örtüştüğüne de değiniliyor. Yani 20. yüzyılda şekillendiğine inandığımız fikirler, ortaçağda Müslüman ilim adamları tarafından biliniyormuş. Nuh Arslantaş bu durumu Müslüman coğrafyanın Ortaçağ’daki bilim seviyesinin önemli bir göstergesi olduğuna dikkatleri çekiyor.

 

Dünyayı boynuzunda taşıyan öküz

Bazı ilim adamları ise yer sarsıntılarını ‘dünyayı boynuzunda taşıyan öküzün boynuzunu sallaması’ veya ‘yeryüzünü taşıyan balinanın bazı yerlerini hareket ettirmesi’ gibi birtakım efsanevi tanımlamalarla açıklamış. Kitapta bu gibi efsanevi tanımlar yanında, ‘deprem esnasında kaçmanın caiz olup olmadığı’ hakkında kafa yoran ilim adamlarının varlığından da söz edilmiş.

 

Çinliler İranlılardan ilham almış

Büyük depremlerin, devletlerinin yıkılacağının bir alameti olduğuna inanan İranlılar deprem araştırmalarına en çok önem verenlerden… Tabi bunun için depremden bazı korunma yöntemleri geliştirmişler. Örneğin deprem hakkında araştırmalar içeren kitapların bulunduğu kütüphaneler, depreme dayanıklı malzemeler kullanarak, deprem riski az olan şehirler kurmaları… İranlıların geliştirdiği bu yöntemlerin Çinliler ve Hintliler başta olmak üzere birçok değişik medeniyete örnek olduğu biliniyor.

 

Siper-i Zelzele

II. Abdülhamid zamanında kaleme alınan bir deprem risalesi: “Resul Mesti Efendinin Siper-i Zelzele”si. Doç. Dr. Nuh Arslantaş tarafından günümüz diline çevrilen ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi’nde yayınlanan “Siper-i Zelzele” (Depremden Korunma) Musul’da dönemin milli eğitim müdürü Resul Mesti Efendi tarafından 1854 Büyük İstanbul depreminden sonra deprem ve depreme dayanıklı bina yapımına karşı kamuoyunda uyanan merakı gidermeye yönelik kaleme alınmış. Risale ilginç… Büyük bir felaketin ardından, depreme dayanıklı bina nasıl yapılır sorusuna cevap aranmış. Raylı temel ta o zamanlarda düşünülmüş. Deprem sırasında binanın raylar üzerinde hareket ederek içeridekilerin göçük altında kalmaması için çareler düşünülmüş. Proje birkaç resim ile de şekillendirilmeye çalışılmış.

 

Depremle ilgili bazı terimler

Arslantaş’ın kitabında İslam kaynaklarında depremin şiddeti için kullanılan bazı terimler de sıralanmış. Keşke bir sismolog çıksa da, depremlerin verdiği hasardan hareketle günümüz magnitüd-şiddet tanımlamasını yapsa. İşte bunlardan bazıları:

 

‘Zelzele latîfe’ veya ‘zelzele hafife’: Hafif şiddetli deprem

Zelzele cüz’iye: Küçük deprem

Zelzele mütevessıta: Orta ölçekli deprem

Zelzele sa’be: Kuvvetli deprem

Zelzele şedide: Şiddetli deprem

Zelzele şedide ve mühevvile: Şiddetli ve korkutucu deprem

Zelzele azime: Büyük deprem

Zelzele uzma: Büyük deprem

Racfe: Sarsıntı

Racfe azime: Büyük sarsıntı

Hidde: Çöküntü deprem

Hezze azime: Büyük deprem

Ez-velzeletü’l-kebiretü’l-azime: Çok büyük deprem

Zelzele kesire: Çok sayıda deprem

Zelzele kesire ve mütetabia: Uzun süreli deprem

Nevbetü’z-zelzele: Artçı deprem.

 

Nuh Arslantaş, Marmara İlahiyat’ta

Halen Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğretim üyesi olan Doç. Dr. Nuh Arslantaş’ın, kadrosu İslam tarihi anabilim dalında. Biz, deprem kitabını tanıttık, ancak hoca ülkemizde Yahudi tarihi ile ilgili yaptığı çalışmalarıyla daha fazla tanınmakta. Aynı zamanda üretken bir araştırmacı. Çalışmalarını hazırlarken İbranice kaynaklardan yararlanmak ve Yahudiliği daha iyi gözlemleyebilmek için iki ayrı dönemde birer yıl İsrail’de bulunmuş. Araştırmalarını Arapça, İbranice, Aramice ve İngilizce kaynaklardan yaparak ilim dünyasına kazandırıyor. Dostlarının ve öğrencilerinin tarifiyle o ‘bilimsel çalışmaları isminin önüne geçen genç bir akademisyen’, ‘atom karınca’, ‘google kaynak arama motoru’, ‘Türkiye’de Yahudi tarihi alanında önemli ve sayılı uzmanlardan’.

 

 

Süreyya Kanat

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat