Depremle Dine bağlanan ülke HAİTİ

Haiti gezisinde bize eşlik eden Ebu Bekir’e nasıl Müslüman olduğunu sorduğumda Müslüman bir BM çalışanı ile tanıştığını kendisine bir kitap verdiğini söylüyor. Kızkardeşini depremde kaybeden gencin şimdi ailesinden başkaları da İslam’a geçmişHaiti yolundayız… 18 saatlik bir uçuş var önümüzde. 2010 yılında 7 şiddetindeki depremle 300 bin insanın hayatını kaybettiği Haiti’ye ulaşım Küba üzerinden, Panama üzerinden veya komşusu Dominik Cumhuriyeti üzerinden sağlanıyor. Haiti bir ada ülkesi. Adanın diğer bölümünde Dominik Cumhuriyeti yer alıyor. Nüfusu 10 milyon civarında. Bir zamanlar Fransız sömürgesi olan ülkede yerli dil Creole’nin yanında Fransızca kullanılıyor. Ama yer yer Creole ve Fransızca birbirine karışıyor. Genelde yerel dilde sayılar Fransızca söyleniyor.Haiti’de en dikkat çekici şey sokak satıcıları ve sokakların olağanüstü kalabalığı. Tüm yol boyu kaldırımlarda sokak satıcıları sıralanıyor. Kimi domates kimi muz kimi çekirdek vs. satıyor. Sokaklar bakımsız ve kirli. Çöpler nadiren toplandığı için öbek öbek çöp yığınları ve hurda yığınları var.

 

Yine Haiti’de en çok dikkat çeken şey İsa ve haç ikonlarının bolluğu. Hıristiyanlığın yaygın olduğu ülkede depremden sonra dine bağlılık daha da artmış. Dini motifler ve mesajlar hayatın önemli bir parçası… Özellikle araba, ev ve yük kamyonetlerinde bu tür yazılı ve görsel mesajlara rastlamak mümkün. Ülke yoğun bir misyonerliğe sahne olmuş ve olmaya devam ediyor.Güzel koy ve sahillere sahip Haiti’nin iç kesimleri dağlık. Bir ada ülkesi olmasına rağmen dağ olması Haiti’ye ayrı bir güzellik katıyor. Dağ eteklerindeki dikkat çekici büyük malikaneleri sorduğumuzda ise orada zenginlerin yaşadığını söylüyorlar. Ülke ekonomisi Amerika, Kanada ve Fransa ile iyi ilişkiler içindeki birkaç ailenin kontrolü altında. Fakir Haitililer sahile yakın yerlerde yaşarken bu zengin aileler dağların eteklerinde lüks villalarda yaşıyor.

DEPREM SONRASI HAİTİ

2010 depreminin şokunu atlatan Haiti’de hayat normale dönmüş görünüyor. Ama depremiz izleri her yere sinmiş… Kaldırılmamış enkazlar bazı bazı göze çarpıyor. Mesela depremde yerle bir olan başkanlık sarayı enkazı hala enkaz olarak duruyor.Barınak sorunu çözülemediği için hala hasarlı binalarda yaşayan çok sayıda insan var. Bu binalar sebebiyle daha küçük şiddetli bir deprem olması halinde yine çok sayıda insanın ölmesi muhtemel. Hala çadırlarda yaşayan 600 bin civarında insan var.Bugünlerde Haiti gündeminde başkanlık seçimi var. Uluslararası kuruluşlar tarafından toplanan milyar dolarlık Haiti yardım parası başkanlık seçimleri yüzünden bekletiliyor. Mağdur halk ise biran önce sorunun çözülmesini istiyor. Sağlık, eğitim gibi temel hizmetler ağır aksak işliyor. Yıkılan hastane ve okulların yerine yenileri yapılamamış.

HAİTİ MÜSLÜMANLARI

Haiti’de İslam’ın kökleri kölelik dönemine kadar uzanmakta. Afrika’dan getirilen kölelerin bırakıldığı ada Afrika kıtası ile paralel özellikler taşıyan bir coğrafya. Kuzey yarım kürenin en fakir ülkesi olarak anılan ülkede 5.000 civarında Müslüman yaşamakta. Bu Müslümanlar ülkedeki beş-altı cami etrafında bir araya gelip ibadet etmekte. Bu camilerden bazılarını ziyaret etme şansım oldu. Şehrin merkezinde yer alan Tevhid mescidi Birleşmiş Milletlerde çalışan bir Pakistanlı tarafından yaptırılmış. En eski camilerden biri. Haiti İslam mescidi çadır mescit. İmamlarından Bilal Abdulgadir eskiden rahip olduğunu ama Güney Afrikalı Ahmed Deedat’ın dava kitaplarını okuduktan sonra Müslüman olduğunu söylüyor. Mescidin bulunduğu yerde depremden önce disko olduğunu kirasını ödemekte zorlandıkları bu yerde mescidi ayakta tutmaya çalıştıklarını söylüyor. Her Cuma günü cemaatlerine yeni Müslümanların katıldığını da memnuniyetle ifade ediyor.

 

Haiti gezisinde bize eşlik eden Ebu Bekir’e nasıl Müslüman olduğunu sorduğumda Müslüman bir BM çalışanı ile tanıştığını kendisine bir kitap verdiğini söylüyor. Kızkardeşini depremde kaybeden genç şimdi ailesinden başkalarının da İslam’a geçtiğini söylüyor. Haiti’de tanıştığımız Müslümanların çok büyük çoğunluğu gençlerden oluşuyor. Burada da bu coğrafyadaki diğer ülkelerde olduğu gibi kaynak kitap eksikliği var. Gençler ne bulurlarsa ona sarılıyor. Deprem öncesinde terörist olarak yaftalandıklarını ama deprem sonrasında yaptıkları yardım çalışmaları ile bu imajın değiştiğini söylüyorlar. İçlerinden bazılarına göre İslam Haiti’de altın çağını yaşıyor.

RESTAVEC SİSTEMİ

Kaldığım süre zarfında Haiti’deki entelektüel ortamı tanıma şansım olmadı ama bir kitapçıda rastladığım Jean-Robert Cadet imzalı “Restavec” kitabından bahsetmek gerekli. Kendisi de bir zamanlar restavec olan yazar Haiti’ye has bu sistemi anlatıyor kitabında. Kelime Fransızca’da “yanında kalmak” anlamına geliyor. Fakir aileler bakmakta zorlandıkları çocuklarını zengin ailelerin yanına veriyor. Zenginlerin yanına kabul edilen bu çocuklar ise evin günlük işlerini, temizliğini, araba yıkama gibi işlerini görüyor. Herhangi bir ücret almayan bu çocuklar her türlü suistimale açık yaşıyor. Sömürgecilik döneminde kurulan bu çocuk köleliği sistemi bugün hala işlemekte. Restavec olan çocuklar her türlü kötü muamele, aşağılanma, dayak ve cinsel istismara maruz kalıyor. Yazar Cadet bu durumu köpekten de aşağı bir durum olarak nitelendiriyor.

 

Deprem sonrası Haiti’de çok sayıda çocuk anne babasını kaybetmiş. Yetimhanelerde kalan bu çocuklar yardıma ihtiyaç duymakta. İçlerinde 7-8 aylık bebekler bile var. Kaldıkları yerler bakımsız. Bir yatakta onlarca çocuk yatıyor. Türkler buradaki Müslümanlara destek olduğu gibi bazı yetimhanelere de destek oluyor. Yetimhanelerin gıda ihtiyacını ve çocukların kıyafet, oyuncak ve kırtasiye ihtiyacını karşılıyor.Haiti’nin Allah vergisi bir güzelliği var. İnanılmaz derecede güzel sahilleri olmasına rağmen bu sahiller boş. Ne turist var ne de balıkçılık gibi aktiviteler. Ülke nüfusunun üçte ikisi resmi olarak işsiz. Ülkenin %80’i yoksulluk sınırı altında yaşıyor. Ülke nüfusunun büyük çoğunluğu tarım sektöründe çalışırken ülkede okuma yazma oranı %50-60 civarlarında. Ülkede ciddi bir beyin göçü var. Eğitimli Haitililerin %80’i yurtdışına çıkıyor.

 

1804 yılında yaşanan Köle Devrimi’nden sonra bağımsızlık kazanan Haiti Latin Amerika’da bağımsızlığını kazanan ve siyasi bir yönetimle yönetilen ilk ülke. Günümüzde ise Kuzey Yarımküre’nin en fakir ülkesi olarak tanınmakta. Zaman zaman tropikal fırtına ve kasırgalara sahne olan ülke 2010 yılında yaşanan büyük depremde ağır yara almış. Hala depremin izlerini görmek mümkün. Ülkede sağlık ve eğitim sistemi çökmüş halde. STK’ların kurduğu bazı hastanelerin önünde yüz metrelerce giriş kuyruğu var. Ülkeden ümidini kesenler dışarılara göç etmiş. 600 bin Haitilinin Amerika’da 100 bin Haitilinin Kanada’da 80 binin ise Fransa’da yaşadığı tahmin ediliyor.Güzel sahilleri, kalabalık sokakları, rengarenk taşıtları ve deprem enkazları ile belleğimizde yer eden Haiti’nin biran önce toparlanmasını temenni ederken Haitililerin duyarlı insanların yardımlarına ihtiyaç duyduğunu tekrar hatırlatmak isteriz.

 

 

 

 

Serhat Orakçı

 

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat