Birkaç Tesbit; Birkaç Duâ

Ey Vedûd olan Rabbimiz! Canımıza hayrı sevdir!

Kinden, nefretten uzak et, sevgi libasını giydir!

 

Allah’tan korkmayandan kork derler. Bana kalırsa sen, Allah’tan korkmayanı güzelce korkut. Çünkü onun, kaybetmekten korktuğu bir sürü putu vardır.Ey Hâdî olan Rabbimiz! Senden başka ilah yoktur! Bizi, başka her korkudan azâd et de, yalnızca Sen’in muhabbetini kaybetmenin korkusuyla doldur ve oldur, ne olur…

 

* * *

Attan inip eşeğe binmek zor, derler. Amenna. Lakin hayat bu, bazen ata, bazen eşeğe binersin. Önemli olan, bineğinin ve tuttuğun yolun helal olup olmadığıdır. Ve onlarla nereye, ne niyetle gittiğin….Ey Kerîm olan Rabbimiz! Bizi helal binekler, razı olduğun niyet ve hoşnut olduğun yol ile zenginleştir, ne olur…

 

* * *

 

Sokaklarda, kol kasları kuvvetli, kalp kasları zayıf nice varlık dolaşıyor. Bunun insan cinsinden olması ne kadar da üzücü.Ey Velî olan Rabbimiz! Bizi “belhüm edal” olmaktan muhafaza ve bize şerefli haller ihsan eyle, ne olur…

 

* * *

 

Olgunlaşmak; başına gelebilecek kötülüklere karşı tedbir almak gerektiğini öğrenmektir. Vaktiyle, “sana güveniyorum; ama çevreye güvenmiyorum” demiş olan büyükleri anlamak, hatta artık, kendi nefsinin mekrinden de emin olmamaktır. Ne yazık ki olgunlaşmak için çoğu zaman, kapının zorlanmış, başının derde girmiş ve bir çok zarar yükünün omzuna binmiş olması gerekiyor.Ey Hafîz olan Rabbimiz! Bizi, zarara uğramadan, öncekilerin hayatlarından ibret almak sûretiyle olgunlaşanlardan eyle, ne olur…

 

* * *

 

Affetmek, öncelikle affeden için nimettir. Zira affedemeyen bünye, bundan en çok kendisi zarar görür. Öfke ne kadar şiddetliyse, kişiye zararı da o kadar büyük olur. Tüm bilimsel araştırmalar da ispatlıyor ki affeden, muhatabından önce kendine rahmet etmiş olur.Ey Rahman olan ve affetmeyi seven Rabbimiz! Bizi kalbi taşlaşmış kindarlardan değil, rahmet sahibi dindarlardan eyle, ne olur…

 

* * *

 

Büyükler bazen sınarlar. Lakin onların sınaması, daha iyi tanımak ve ne kadar olgunlaştığımızı anlamak içindir. Herhangi birinin nefsi için yapacağı imtihana benzemez. Büyüklerin sınaması Hak içindir. O halde, “beni sınadı, demek ki bana güvenmiyor” diye düşünüp vesveselenme. “Çok şükür ki, bir istidat görmüş, kıymet vermiş de beni sınıyor. Çok şükür ki benim inkişâfımla meşgul oluyor” diyerek sevin. Seven sevdiğini, sevgiyle sınar. Sevmeyen muhatap alıp, kendini yormaz.Ey Hakîm olan Rabbimiz! Bizi kabuğa takılanlardan değil, hikmete kavuşanlardan eyle, ne olur…

 

* * *

 

Hak katında aziz olan nicesi, halk nezdinde değersiz ve hakirdiler. Halk onları hor gördü, beğenmedi, kabul etmedi. Bu kadarla da yetinmeyip onlara zulmetti. Nicesini de halk aziz tuttu; fakat onların Hak katında hiçbir kıymetleri yoktu.Ey Muiz olan Rabbimiz! Bizi önce kendi katında, sonra da halk nezdinde aziz eyle de art niyetle bakamasınlar, ne olur…

 

* * *

 

Güvene sahip çıkmaz, kuytuda kaybedersen, açıklarda aramak, çözüm olmaz çoğu kez. Güven on kere, yüz kere, bin kere kazanılır; lakin bir kere kaybedilince, ister mumla ara, ister fenerle… Kolay kolay bulamazsın. Hasbel kader çıkarsa da önüne, bakarsın ki kırık dökük, yaralı ve pejmürde…

 

Ey Vehhâb olan Rabbimiz! Bize eminlik vasfını sapasağlam giydiriver, ne olur…

 

* * *

 

Ateş olmayan yerden, duman çıkmaz diyorlar; ama gün o gün ki artık, dumanın da sahtesi var. Madem böyle, her gördüğün dumanı, ateşten sanma. Nasıl ki her gözyaşı kederden değil, bu da böyle işte, anla. Kaynağını araştırmadığın söze de, ne diye yaşardığını bilmediğin göze de inanma. Ey Alîm olan Rabbimiz! Bizi ince bir ferâset ve yakîn ile süsleyiver, ne olur…

 

* * *

 

Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez diyorlar. Eğer tavuğu, kaz gelecek hesabıyla veriyorsan, bence “yazıklar olsun!”. “Rabbim benden râzı olsun” diye veriyorsan, o zaman “helal, hoş olsun!”. Yûsuf aleyhisselâm yedi yıl zindanda kaldı. Üstelik hiçbir suçu da yoktu. Zindanda o kadar uzun kalmasının sebebi, sadece Allah’tan değil, bir kuldan medet umması oldu. Makamı o kadar âlîydi ki, bu tedbir bile onun için suçtu. Ne garip… Sen ne Yûsuf oldun, ne kuyu gördün, ne zindan. Yetmez gibi bir de kaz ile tavuk hesaplıyorsun durmadan. Yine de Mısır’da azizlik umuyorsun! Olacak iş mi be adam!?Ey Selâm olan Rabbimiz! Bizi mâsivâ zindanından kurtarıp, selîm ve selâmet eyle, ne olur…

 

* * *

 

Huyu kötü kokanı, ya pakla ya da uzak tut. Zira öyle durdukça, zamanla mekânı kokutur. Her suçun cezası kendi cinsinden olacak diye bir şey yok. Bazen, olmadık yerde başın derde girer, adın kötüye çıkar da, yahu ben ne ettim ki dersin. İyi düşün! İllâ ki vaktiyle bir yerlerde, birini mahzun etmiş, birinin canını yakmışsındır. İşte bu yüzden, ah alma da, ne alırsan al! Dikkat et de, “evin yıkılsın sebep!” türküsünü, kimse senin için söylemesin.Ey Raûf olan Rabbimiz! Biz pek zayıf ve kusurluyuz. Sen bize şefkatinle muamele buyur ve muhataplarımıza şefkatle muamele edecek güç nasip eyle, ne olur…

 

* * *

 

İnsaf et. Sen bile senden zuhur eden pisliğin kokusuna dayanamıyorsun. Başkaları ne yapsın! Gül gibi, nergis gibi kokmak dururken, gidip lâşeye bulaşıyor, sonra da herkes sana gülümsesin ve herkes seni özlesin diye umuyorsun. Bulunduğun yerin her bir hâli üstüne sirâyet eder, sanki bilmiyor musun!? De ki madem durum bu, ne diye gül bahçeleri dururken bataklık kenarında geziniyorsun?Ey Latîf olan Rabbimiz! Sadece cismimize değil, rûhumuza ve neslimize da en tatlı râyihâyı ikram eyle, ne olur…

 

* * *

 

Bazıları, tâvizin adını fedâkârlık koyarak, kendilerini kandırıyorlar. Sen kendine karşı dürüst ol. Tâviz; vicdanı sızlatır, ruhu zayıflatır. Fedâkârlık ise vicdanı ferahlatır, rûha kuvvet ve istikâmet kazandırır. Şimdi dur da, yaptığın işe fedâkârlık adını koymadan önce, bir kere daha düşün.Ey Hamîd olan Rabbimiz! Bizlere, şükre ve övgüye lâyık iş nasip eyle, ne olur…

 

* * *

 

Sırrın kılını kaptıran, kuyruğunu da kaptırır. Bu ikisinden korunmak için en iyisi sen, sır diye aldığını sil, kaybet, unut gitsin. Sadece bu değil ki… Bazen bir çok şey için bunu yapman gerekir. Setredilmesi lâzım gelen çirkin işlerin üstüne şal at. Lakin attığın şal tülden ya da seyrek dokuma bir kumaştan değil, kalınca keçeden olsun.Ey Settâr olan Rabbimiz! Bize acı da, kusur ve günahlarımızı iki cihanda setreyle, ne olur…

 

* * *

 

Düştüğün yerde yapışıp kalma! Eğer düşmen, yeni bir sıçramayla, daha yüksek bir seviyeye gelmene sebep olmuyorsa, yüreğinde problem var demektir. Say ki bir yayın üstüne düştün. Ve say ki o yay, nicedir büyük bir hasretle, senin daha âlî bir noktaya ulaşabilmen için, düşmeni bekliyordu.Ey Kayyum olan Rabbimiz! Bizi alın aklığıyla ve hakkı ayağa kaldırmak uğruna kıyam eden güçlülerden eyle, ne olur…

 

* * *

 

Dünya, “dolap içinde dolabın döndüğü” kocaman bir oyun sahası. Hep kazanayım istiyor ve bu uğurda bazen haktan ödün veriyorsan şunu unutma: Allah için sarı kart alman, nefsin için on gol atmandan iyidir. Sabret. Bazen, kazanç gibi görünenler, kaybın en acıklısıdır. Kayıp gibi görünenler, kazancın en kârlısı…Ey Samed olan Rabbimiz! Biz Sen’den gelecek her hayra muhtacız. Rızâna yol olacak kazançlar lûtfeyle ne olur…

 

* * *

 

Sebepler; gönül odasının, hikmete bakan penceresine çekilmiş perdeler gibidir. Eğer gönlünün Hakk’a vâsıl olmasını ve böylece her hâl-u kârda huzura gark olmayı istersen, o perdeleri arala. Çünkü onlar, kalınlıkları nispetinde, hakikat güneşinden nasiplenmene mâni olurlar. Fakat bunu yaparken, o güneşin pek yakıcı olabileceğini de unutma.Ey Fettah olan Rabbimiz! Canlar sana teşne durur! Susuzluğumuzu zikrinle gider. Sebep perdesinde Sen’i, hep Sen’i göster ne olur!

 

 

 

Neslihan Nur Türk

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat