Ebru Sanatı Damlanın Hikayesidir

Geleneksel sanatlarımızdan olan ebru’ya karşı son yıllarda yoğun bir ilginin olduğu gözlemlenmektedir. Ebru sanatı ile yeni tanışanlara dışarıdan kolay ve cezbedici gözükse de hiçte öyle dışarıdan gözüktüğü gibi kolay bir sanat değildir. Birçok inceliği bünyesinde barındıran bu uğraşa “sır sanatı” da diyebiliriz. Tekneye kâğıdı bandırdığımızda çıkacak sonucu öncesinden hiçbir zaman kestiremeyeceğimiz bu ata yadigârı sanatımızı erbabı ile konuştuk. Uzun bir zaman Eyüp sultan, Zal Mahmut Paşa Külliyesi bünyesinde çalışmalarını yürüten, Eyüp Belediyesinin işgüzarlığı ile şu günlerde çalışmalarını evinde yürüten Ebruzen Ali Çalışır bakalım neler söyleyecek.

Efendim, en son serginizi geçtiğimiz günlerde Eyüp sultan’da açtınız Basından faaliyetlerinizi takip ediyoruz. Okuyucularımızın sizi daha yakından tanıyabilmeleri için bizlere kısaca kendinizden bahsedebilirimsiniz? Ali Çalışır Kimdir?

Selamunaleyküm … Efendim önce selam sonra kelam; Aslen Kahramanmaraş’lıyım, O.D.T.Ü. M.Y. O. İşletme ve A.Ü. İşletme Fakültesi’ni bitirdim. Serbest meslekle iştigal ediyorum. 1999 yılının sonlarında ebru sanatı ile tanıştım ve halen devam etmekteyim.

 

Ebru sanatını ve sanat’a bakış açınızı kısaca bize anlatabilir misiniz?

Ebru sanatı; bir damladan başlayıp binlerce damlanın birleşmesinden hâsılı bir sanat. Tekne dediğimiz bir kap içinde sıvı üzerinde yapıldığı için diğer sanatlardan ayrılan ve ilginçleşen bir sanat… Fakat Hâlık-Mahlûk ilişkisi içinde… Sonuçta eserler birbirlerine benzese de özde sanatçının kişiliğini yansıtan ve özde birbirlerinden ayrılan bir sanat. Ebru sanatında sanat ta özgürlükten yanayım tabii ahlaki olmak kaydıyla. Allah (a.c) insan aklını sınırsız bilgilerle donatmışken ve sınırsız bir hayal gücü ile donatmışken, insan aklının ürünü olan bir sanatı sınırlamamanın taraftarıyım. Ama bazı sanatçı hocalarımız bu sanata sınırlama getirmeye çalışmaktadırlar. Maalesef bunu da geleneksel adı altında yapmaktadırlar. Her zaman dediğim gibi geleneğin tarifini bilmeden gelenekselci olunmaz. Ve gelenek sanata sınırlama nasıl getirir onu da anlamış değilim.

 

Çeşitli Ebru ekollerinin varlığından bahsediliyor. Bu konuyu biraz açar mısınız. Siz bu tanımlamanın içinde misiniz?

Efendim siz ekol dersiniz ben tarz derim. Bu sanata gönül vermiş sanatçı bir müddet sonra kendi tarzını oluşturmaktadır. Zaten kendi hayal gücünü kullanarak bu sanatta yeni bir tarz oluşturmayan sanatçı var olamaz ve yok olup gitmeye de mahkûmdur. Bu sanatta ikinci boyuttan üçüncü boyuta geçen ilk sanatçı naçizane şahsımdır desem yanlış olmaz inşallah. Sanatı sınırlamak sanata balta vurmaktır. Eğer herhangi sanat ta olsun bilgide olsun sınırlama getirirseniz hep aynı tekrar da kalırsınız. Bu da sanatı bir müddet sonra sıkıcı ve itici bir hale getirir.

 

Ebru üzerine Hüsn-ü Hat yazısı, tezhip ve minyatür gibi diğer geleneksel sanatlarımızda işlenerek ortaya farklı eserler çıkarılıyor. Bu çalışmalar hakkında söylemek istedikleriniz var mı?

Efendim İslam’ın emri dahilinde olmak kaydı ile bezeme sanatlarını ve hat sanatını birbirleri ile kombinasyon oluşturmak tabii ki çok güzeldir.

 

Birçok kişisel ve karma serginiz oldu. Bu sergilere sanatseverlerin özellikle ebru severlerin ilgisi nasıldı?

Elhamdülillah beklediğimden daha iyi oldu, bir sanatçı için kabul görmek ve ilgi görmek sanatçının aldığı nefesi kadar önemlidir.

 

Son yıllarda Ebru sanatına olan ilgi bir estetik ve zarafet sorununu da beraberinde getirdi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Efendim 1970’li yıllarda Allah rahmet eylesin M. Düzgünman ebru sanatı üzerine çiçek denemeleri yaptığında ebru sanatı sadece kenar süsleme gibi yardımcı bir sanat veya bir alt sanat olarak kullanılıyordu. Bu denemeler başarılı olunca daha sonraki ebru sanatçıları bu çiçekleri taklit etmeye başladı ve yıllarca bu tarz ebru yapılmaya başlandı ama gelişen dünyada her şey gibi ebru yerinde saymaya başlasaydı bu sanat hiç tutulmayacak ve kabul görmeyecekti. Günümüzde ebru sanatında çok güzel gelişmeler olmaktadır. Bu estetik ve zarafet iledir ki ebru sanat eserleri başköşeye asılmaya başlanmış durumdadır.

 

Hocam, Ebru da bir de sizin geliştirdiğiniz bir tarz var bu konu hakkında bizi aydınlatabilir misiniz?

Efendim ben ebru sanatı ile ilgilenmeye başladığım ilk yıllarda ebru hayranları devamlı gelip “ neden ebruda hep aynı figürler yapılıyor “diye soruyorlardı, bende ebru da resim tekniğini kullanarak ebru sanatını ikinci boyuttan üçüncü boyuta taşımaya çalıştım ve muvaffak oldum. Eserlerin hepsi birbirinden farklı ve özel olmaya başladı. Ayrıca özellikle ebru sanatında çiçeklerin en hası olan gül ebru su üzerinde 8 yıl çalıştım ve ebru sanatında gül figürünü resim tarzında kazandırdım. Bu “gül ebru” figürlerinden dolayı “GÜL ALİ” adıyla anılmaya başladım.Turizm bakanlığının düzenlediği 14. Süsleme sanatlarında 2 gül eserimin biri 1.lik ödülü biride sergileme aldı, bu beni çok mutlu etti. Çünkü tamamen şahsımın geliştirdiği bir ebru motifi idi…

 

Klasik kişisel sergilerin dışında, birçok sanat türünün şehrin muhtelif yerlerinde kurulacak stantlarda, sanatseverlerin gözü önünde icra edilmesine ne dersiniz?

Sanatın tanıtılması ve sevdirilmesi açısından tabiî ki çok güzel olur kanatindeyim. Ama bu yapılırken bu sanatta emeği geçmiş ve işin ehli olanlara görev verilmesi daha da iyi olur.

 

Zal Mahmut Külliyesinden sonra atölyenizi eve taşıma zorunda kaldınız. Her fırsatta sanatın ve sanatçının yanında olduğunu söyleyen Eyüp Belediyesi, kültür-sanat icra edilecek vitrin yerleri “Kafelere” kiralıyor. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Efendim, Sayın İsmail Kavuncu başkan seçilince Zal Mahmud Paşa Külliyesini mehter müzesi yapacağız diye bana odamı boşaltmamı söylediler. Ayrıca kültür vadisi yapıp orada sana ve senin durumunda olan sanatçılara da yer vereceğiz dediler. Aradan geçen yaklaşık 3 yıla yakın bir süredir ne kültür vadisi yapıldı ne de bize bir yer gösterildi. Fakat Sayın İsmail Kavuncu kendi yakınlarına Eyüpsultan’ın en güzel yerlerini hala tahsis etmeye devam ediyor. Cafer paşa medresesine kendi yakınlarından birini getirip oturttu o da istediği gibi davranmaya devam ediyor. Ben Eyüpsultan’da oturuyorum ve Cafer Paşa da yetiştim, yıllarımı sanata vakfettim. Fakat Sayın. İsmail Kavuncu Cafer paşa medresesinde, ebru kursuna Eyüpsultan’da yetişmiş bir Eyübsultan’lı sanatçıyı layık görmüyor. “Görelim Mevla neyler? Neylerse güzel eyler.”

 

Üzerinde yoğunlaştığınız projeniz var mı? Varsa içeriği hakkında bir ön bilgi edinebilir miyiz?

İnşallah kısmet olursa 2012 Nisan ayında kutlu doğum haftasında TAKSİM SANAT GALERİSİNDE “KUTLU DOĞUM ÖZEL EBRU SERGİSİ” düzenleyeceğim inşallah, onun üzerinde çalışmaktayım. Tüm ebru severler davetlimdir.

 

Son olarak ebru severlere bir mesajınız var mı?

Hedefiniz hep daha iyi ve güzeli başarmak olsun. Bu sanata yeni bir figür kazandırmaya çalışın.Sözün özü, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in dediği gibi:

 

“Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış;

Marifet bu, gerisi yalnız çelik –çomakmış…

 

 

Nidayi Sevim

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat