İnsana Lazım Olan

Niyâzî Mısrî Hazretleri, insanların görünen hâline bakar ve üzüntüye kapılır. İbadet edenlerin ve zâhidlerin sayıca azlığı, ariflere yakınlığın önemsenmeyişi yüzünden halkın çoğunun kâfir ve isyankâr olduğuna hükmeder ve dertlenir. Bir gece, “Allah’ın merhametlilerin en merhametlisi olduğunu kesin şekilde bilmekle beraber bu çoğunluğun durumu nasıl olacak” diye tefekküre dalar. Bunun hikmetini açık etmesi için Allah’a dua eder.

Duanın karşılığını, Hazretin Mevaidü’l-irfan (irfan sofrası) isimli eserinden dinleyelim: “derken bir de ne göreyim, iki kanatlı bir kapı açıldı. Birinde, [bu dünyanın sırrıdır], diğerinde [ahretin sırrıdır] yazılıydı. Kapının girişinde güzel yüzlü, orta boylu ve yüzünün nûrundan güneşin utandığı bir genç gördüm. Bana dedi ki, [şimdi sana dünya ve ahretin sırrı açıldı, üzerindeki beşerî elbiseyi ve izafî varlığı çıkar ve kapıdan gir, çok şaşıracağın muhteşem bir şey göreceksin. Sende ledünnî ilimler inkişaf edecek. Allah Teâlâ’ya yakın ve uzak nedir, bileceksin ve dertlerden kurtulacaksın]. Soyundum ve içeri girdim. Bana nûrânî bir hilat(kaftan) giydirildi. O anda ilmim başka bir ilme, anlayışım başka bir anlayışa, kulağım başka bir kulağa, gözüm başka bir göze ve bütün zâhir ve bâtın kuvvetlerim başka bir kuvvete dönüştü. Sanki bu günüm, [o gün yer başka bir yere, gökler de başka göklere dönüştürülür ve insanlar tek ve kahhar olan Allah’ın huzuruna çıkarlar(İbrahim, 14/48)] günü oldu ve [O’nun zatından başka her şey yok olacaktır (Kasas, 28/88)] ‘ın mânâsı ortaya çıktı. Rabbimin bana giydirdiği elbisenin Hakkânî vücûd olduğunu bildim ve yüzümü halka çevirdim. Gördüm ki zannımca âbid, zâhid ve Allah dostu olanların çoğu, Allah’tan ve rahmetinden uzaktır”.

Niyâzî Mısrî Hazretleri bunun sebebini, terbiye edilmemiş huyların Allah’la aramızda perde oluşturmasına bağlar. Kendimizi samimiyetle eleştirebilsek: Hazretin zikrettiği, riya, kibir, şöhret tutkusu, enaniyet, kusur kabul etmeme, görüntüde kendinden daha aşağıda olanı hor görme, ön yargılı olma ve su-i zanla hüküm verme gibi kemâl yolunu tıkayan pek çok olumsuzluğun nefsimizde az ya da çok karşılığını buluruz. O yüzden marifet, başkasında kusur aramak yerine kendimizde olanı görebilmekte ve Peygamber Efendimizin asıl cihat olarak buyurduğu nefsi terbiye etmenin gayretini göstermektir.

Her insanda Allah’ın esmasından bir veya bir çoğu yansıdığı için, arifler, kişilerde kusur aramayı, (haşa) Yaratan’da noksanlık arama gafletiyle bir tutarlar. İbrahim Hakkı Hazretleri, Tefvizname’sinde: “Hiç kimseye hor bakma/İncitme gönül yıkma/sen nefsine yan çıkma” diyor. Çünkü insanın gerçeği ancak Hakk katında bilinir ve kulu hakkındaki hüküm de yalnız O’na aittir.

Yukarıdaki alıntının devamında Niyâzî Mısrî Hazretleri, o muhteşem yolculukta günahkâr diye nitelendirdiği insanların çoğunun: “Allah’a yakın, O’nun dostu, O’nu seven ve O’nun sevdiği” kullar olduklarını gördüğünü söyler. Amelleriyle kibirlenenlere de şu mısralarla gereken hatırlatmayı yapar:

Savm u sâlât ve hac ile sanma biter zahid işin

İnsan-ı Kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş.

Baktığımız her simada kendi nefsimizi görmek yerine Hakk’ın tecellisini arayan bir bakışa erişmek hepimize nasip olur inşallah

 

 

Belkıs İbrahimhakkıoğlu

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat