Adil Hükümdar

 

“Öğüt zekânın aynasıdır. Bu yüzden, eğer birinin yeteneklerinin sınırlarını öğrenmek isterseniz, ondan öğüt isteyin.” İbn Zafer

İslâm düşünce tarihi bilinmeyen, tanınmayan bilgilerle doludur. Belli başlı filozoflar, büyük âlimler, düşünürler tarihin derinliklerinde saklı duruyorlar. İslâm düşüncesine yönelmiş aydınların, bilim adamlarının bu önemli konuya yeterince eğildiklerini söyleyemeyiz. Kimi tesadüfler bize sürpriz sonuçlar vermekte. Adımıza gelen kitaplara epey bir zamandır bakamıyordum. Şu son zamanlarda yöneldiğim ve yoğunlaştığım okumalarımda, önüme gelen bir sürprizle karşılaştım: İbn Zafer. Kendisini yeterince tanımıyordum. Hakkında çok az bilgi bulunuyor. İslâm ansiklopedisinde kısa bir madde mevcut.

 

Eseri üzerine çalışanlar hakkında kısmen de olsa ayrıntılı bilgi veriyorlar. İbn Zafer Sicilya doğumlu, Arap asıllı. Kendisini çok iyi yetiştirmiş, bilgelik ve filozofluk katına erişmiş bir İslâm düşünürü. 1104 yılında Sicilya’da doğuyor. Göçebe hayatı yaşıyor. İslâm dünyasının birçok başkentinde bulunuyor ilmini geliştiriyor. Dönemin yöneticileri tarafından fazla bir ilgi görmüyor. El-Medresetü’l Asrûniyye’de hocalık görevi yapıyor. 1150 yıllında Halep’te bulunuyor. Mahmud Nureddin Zengi’nin sarayında üst düzey görev alıyor. Yaşanan kargaşalardan sonra Ebû’l Kasım el-Kureyşi’nin himayesinde güvenli bir yaşam sürdürmesine karşın Suriye’den ayrılmak zorunda kalıyor, Sicilya’ya gidiyor. Kısa bir süre için Mısır’a geçiyor. 1170 ya 1171 yılında Suriye’de yoksulluk içinde ölüyor. Kendisinden sonra gelen tarihçiler ve ilim adamları tarafından dikkate alınıyor ve yararlanılıyor. Yakinen tanıştığı İmadeddin el- İsfahanî onu “muazzam bir dahi”, büyük coğrafya bilgini Yakut el-Hamavî “hassas bir dilbilimci”, tarihçi Şemseddin Muhammed el-Dhahabi: “parlak bir düşünür, tarihçi ibn Halikan “mükemmel bir akademisyen” olarak tanımlıyorlar. Kendisine yakıştırılan sıfatlar ise şunlardır: Hüccetüd’din, Şemseddin, Cemaleddin, Cemal el-İslâm.1

 

Endülüs İslâm uygarlığı iç çekişmelerden ötürü dağılınca, İspanya Hıristiyanlarınca yapılan soykırım, sürgün, kalanlara ise baskı, en sonunda da giyotin denilen zulüm aracının doğması sonucu, Kuzey Afrika’ya canlarını kurtarıp gidebilenler gitmişler. Bir kısmı ise kara yoluyla Avrupa güneyinde Sicilya’ya gidip yerleşmişlerdir. İki yüz yıl gibi bir zaman orada hüküm sürüyorlar. Katolik İtalya üzerinde önemli etkileri bulunuyor. Bu, istenilen sonucu getirmiş midir, buna tam anlamıyla “evet” diyemiyoruz. Yalnız İtalyan Rönensansını oluşturduğu bir gerçek.İbn Zafer elimizde bulunan tek ve önemli eseri Sülvanü’l Muta eserini bugün bize Batılı bilim adamları tanıtıyor ve kazandırıyorlar maalesef. Jeseph A. Kechichian – R. Hrair Dekmejian bu önemli eseri kültür dünyasına sunuyorlar. Eserin önüne de yüz sayfalık çok önemli ve ayrıntılı bir inceleme var. Eseri Türkçeye çevirerek kazandıran Barış Doğru. Kitap Âdil Hükümdar adıyla yayımlanmış. İnceleme bölümünün üzerinde dikkatle durulmalı ve tekraren okunmalı. Çünkü bu çalışmada, İslâm Düşüncesi ile Hıristiyan Batı düşüncesinin bir karşılaştırması yapılıyor. Araştırmacılar, her ne kadar Batı’nın Orta Çağ karanlığını açıkça dile getirmiyorlarsa da, eserde, İslâm dünyasının aydınlık dönemi ile Batı dünyasının karanlık döneminin bir kaşlaştırması yapılıyor.

 

İtalyan Rönesansının öncüsü olarak kabul edilen Machiavelli, İbn Zafer’den 350 yol sonra ortaya çıkıyor. O da yöneticilere dönük bir eser ortaya koyuyor. Machiavelli ile İbn Zafer arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Katolik Hıristiyan düşüncesine karşı, laik bir tutum sergiliyor. Hıristiyanlığı ikinci derecede tutuyor. İbn Zafer gibi kutsal kitaptan yararlanmıyor. İbn Zafer tamamen Kur’an ve sünnete bağlı, buluştuğu kültürlerin olumlu taraflarını alıyor, bir sentezde bulunuyor.

 

Biz ancak 800 yıl sonra bu esere tam anlamıyla ulaşabiliyoruz. Gerçi İbn Zafer’in etkisi Osmanlı ile Fars devletlerindeki yöneticiler üzerinde etkili oluyor, ondan yararlanıyorlar. Ne yazık ki bugün bu eser yeterince bilinmiyor. Sülvanü’l Muta evrensel bir özelliği sahip. Bütün ayrıntılarıyla bugün için geçerliğini koruyor. Özellikle, Müslüman aydın, yönetici, parti, devlet, diğer kurum yöneticilerinin hemen hepsine hitap ediyor.Araştırmacılar şu sonuca varıyorlar eser hakkında: “İbn Zafer’in Sülvanü’l Muta’sı gibi, siyasi literatürün bilinmeyen birçok incisinin var olduğunu iddia etmek hatalı olmaz. Sülvanü’l Muta’nın Arapça basılmış birkaç çağdaş baskısı olması olmasına karşın Sicilyalı, Arap Entelektüel çevrelerinde bile çok az tanınır. Eserinin hak ettiği önemi gördüğü de kesinlikle söylenemez.”2 Bu önemli eseri yöneticilere özellikle öneriyorum sevgili okurlarıma.

 

 

1 Sülvanü’l Muta, Adil Hükümdar, İstanbul, 2009, s. 24.

2 Age., 21.

 

 

Ali Haydar Haksal

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat