İsimler ve Belalar

 

Karababa Tekkesi’nin Şeyhi Ahmet Efendi anlatmıştı: “İbnül Emin Mahmut beyle beraber Beyazıt’ta yürürken, yedi sekiz yaşlarında bir çocuk annesine taş atıyordu. Annesi ise çocuğuna “Yapma yavrum Atanım” diye yalvarıyordu.Çocuğun adının Atan olduğunu duyunca İbnül Emin, “At yavrum at, annen kendisi istemiş atmanı” dedi ve yoluna devam etti”Yalnız Basra’yı değil, bütün bir Körfez’in harap olmasına sebep olan Saddam’dır.Saddam ismi çarpan, çatan manasına gelir.Farsça olarak “Sad” kelimesi rakamlardan yüz manasına gelir. “Dam” kelimesi de hile, tuzak.

Sevgili peygamberimiz bir gün bir koyun sağmak için “Kim bu koyunu sağacak?” diye sormuş.

Sahabeden biri “ben” demiş.

Senin adı ne?

Adım Mürra demiş. (Acı manasınadır.)

Sen otur. Başka kim sağacak?

Bir adam ayağa kalktı ve Ben dedi…

– Senin adın ne?

– Harp

– Sen de otur.

– Kim sağacak

Bir adam ayağa kalktı Ben dedi…

– Senin adın ne?

– Yeiyş (Yaşar manasına)

– Sen sağ (koyunu) demiş. (Malik, Muvatta, K. Cami, bab, Ma yükrahü binel esma, hadis 1540)

Hazreti Ömer, bir adam adın ne diye sorar.

Adam, adım Cemre der. (Ateşin közü manasına)

Ömer – Kimin oğlusun?

Adam – İbni Şihab’ın (Alev oğlu demek)

Ömer – Kimlerdensin?

Adam – Huraka’dan (Yangın çıkaranlardan manasına)

Ömer – Nerede oturuyorsun?

Adam – Harratünnar’da (Ateş sıcağı manasına)

Ömer – Evin nerede?

Adam – Zati leza’da (Alevli mahallesi demek)

Ömer- Çabuk ailene yetiş evin yanıyor” der. Ve gerçekten de evin yandığını görür. (Malik, Muvatta, K. Cami, bab, Ma yükrahü minel esma, hadis 1541)

 

Kahramanmaraş’ta Mitoloji meraklısı olduğu söylenen baba Necdet Şenocak, çocuklarının adlarını mitolojiden almış ve Raden (31), Rulin (30), Sajen (27) ve Beraris (26) diye isimlendirmiş.Çocuklar, çok sevdikleri anne Neyran’ın 15 Nisan günü ölmelerine dayanamamışlar ve Maraş’ta bir bağ evinde dördü birden intihar etmişler.Sevgili peygamberimiz, insanların isimlerinin güzel olmasını istediği gibi dağların, derelerin ve bütün eşyanın isimlerinin güzel olmasını da istemiştir.

Bir gün yolculuk esnasında iki dağın arasına uğradı.

– Bu iki dağın adı nedir? Diye sordu.

– Biri Fadıh öbürü Muhzi dediler.

Sevgili peygamberimiz hemen oradan başka yere gitti ve oraya bir daha uğramadı.

Hazreti Hüseyin de Kerbela’da konakladığında “Buranın adı nedir? Demiş.

Yanındakiler “Kerbela” deyince Hazreti Hüseyin “Kerb ve Bela” yani keder, üzüntü ve bela” demiş ve ondan sonrası bin üçyüz yıldır yüreklerimizi yakar.Hâlâ insanlarımız kış günlerinde arabalarıyla dağdan aşarlarken “Kervan kıran” belinden geçmemeye dikkat ederler.

Her şeyinizin iyi ve güzel olmasına dikkat ediniz. Çocuklarınızın isimlerine daha fazla dikkat ediniz.

 

 

Mahmut Toptaş

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat