Gerçek Hayatta Oynayan, Kamera Karşısında Oynayamaz!

 

Off! Özledim…Ne yalan söyleyeyim gerçekten çok özledim oyunculuğu.İnanın ki burnumda buram buram tütüyor, setin kokusu,Işıkların göz kamaştırıcı yoğunluğu,Kameraların gizemli duruşu,Rejinin koşuşturmasıHatta kendini ‘star’ zanneden oyuncuların ego patlaması,İstedikleri yerine getirilmeyince, sağa sola saldırmaları!Evet! Aynen öyle…Her ne kadar zor olursa olsun,Sabahlara kadar uzarsa uzasın,Gecem ve gündüzüm birbirine karışırsa karışsın,Dengelerim alt üst olursa olsun,İtiraf ediyorum özledim işte oyunculuğu, Daha doğrusu kendimden uzaklaşma duygusunu.Evet, sanırım gerçek sebep bu!Zaten bu işin ne şöhretinde ne de ticari boyutundayım. Oyunculuğun en sevdiğim yanı, kendimi unutmak,Kurgu karakterlere bürünmek,Senaryodaki hayatlarla avunmak,Kâh ağlayıp kâh meçhule savrularakBaşka şahsiyetlerin içine saklanmak,Deşarj olmak,Vee böylelikle dertlerimden arınmak.Ayrıca inanılmaz haz veriyor,Konuk olmak, farklı bedenlere;Yolcu olmak, bilinmeyen mekânlara,Bugünden uzaklaşmak,Yarını düşünmemek,Düne asla üzülmemek,Senaristin kaleminin seyrine dalıp günümü gün etmek!

 

Yalnız…Sakın anlattıklarımdan yola çıkarak, oyunculuğu hafife aldığımı düşünmeyin. Emin olun ki setlerde her şey güllük gülistanlık değil.Zannedildiğinin tersine, oyunculuk ciddi bir iştir,Son derece disiplin gerektirirÇünkü enerji, direkt olarak izleyiciye iletilir.Senaryonun ana anlamı her an sapabilir.İşte bu nedenle…Oyuncu olmak, yılın 365 günü, ertesi gün çekim olacakmış gibi hazır bulunmak demektir.Gelin görün ki istikrar barındırmaz.Bazen arkada gölgeyi taklit edip susmayı,Bazen en önde bağırmayı gerektirir,‘Yeni’ için keşfe çıkmayı,Ama eskiye sımsıkı sarılıp, geçmişi elden bırakmamayı…‘O’ karaktere bürünmektir oyunculuk,Yeri gelir ‘Ben’in üstünden silindir gibi geçilir.‘O’ olurken, ‘ben’ öznesi, gizli kalır.Ve sahne bitene kadar yerinde çakılıdır.Nedense…Toplumda hep bir şüphe vardır oyunculara dair.Adımız oyuncu ya!Bir kere çıkmışız dokuza, inmeyiz sekize.Oyuncunun her daim mesleğini icra ettiği,Normal hayatta da oynamayı sürdürdüğü sanılır.Durduk yerde ‘Acaba şimdi samimi mi? Ya oynuyorsa’ sorusu zihinlere takılır!Çoğu insanın zihni, oyunculara dair paranoya barındırır.Efendim müsterih olun…Biz oyuncular günlük yaşantımızda böyle bir derdin peşinde değiliz,Sadece olduğumuz, göründüğümüz gibiyiz.Aksi takdirde, kameraların karşısında varlık gösteremeyiz.Emin olun ki altın kural hiç şaşmaz,Gerçek hayatta oynayan, kamera karşısında oynayamaz!

 

Ayrıca… Hazır yeri gelmişken, bir şey itiraf edeyim mi?Ben ne oyuncular gördüm sokakta, halkın arasında,Benim diyen oyuncuya taş çıkartırlar.Onların Oscar’lık performansları, bizimkisini havada katlar.Lütfen düşünün… Uzak ve yakın tarihteki bazı siyasi liderleri, kamuoyunun önde gelenlerini,Sahte âşıkları, hayalî ihracatçıları,Söylemlerini, eylemlerini hatırlayın, onların.Ve elinizi vicdanınıza koyup söyleyinKim daha iyi oynuyor; oyuncular mı yoksa oyuncu olmayanlar mı?

 

 

Melda Bekcan

Aksiyon 851. sayı

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat