Dürüstlükten Terazi Tutmak

 

Hayvancılıkla uğraşan Habil ve tarımla ilgilenen Kabil’den bu yana, Ademoğulları ekonomik sorunlarla iç içe yaşamaktadırlar. Hayat ekonomik ve kültürel boyutlarıyla, çevresini dönüştüren bir nehir gibi, geçmişten geleceğe akmaktadır. Hayatın olduğu yerde insan, insanın yaşadığı yerde de, hem üretim, hem de tüketim vardır. Tüketimle üretim arasındaki etkileşimi, düzenleyen ekonominin tarihi insanla başlar.Ekonomi tarihi kitaplarında sürekli vurgulandığı gibi, ekonomi sanatların en eskisi bilimlerin en yenisidir. Bu yüzden, sanayi devrimiyle büyük bir hız ve yoğunluk kazanan üretimi artırma tartışmaları, sağ ve sol ekonomi paradigmalarını geçersiz kılan, bilgi devrimiyle de sona ermeyecektir. Hayatın değişik boyutları arasında uyum ve dengenin sağlanmasında, kültürün değerleri ekonominin kurallarından çok daha önemlidir.Kültürün değerleri gibi, ekonominin kuralları da, yüzyılların içinde herkesin anlayacağı kavramlarla, tartışıla tartışıla oluşturulmuştur. Kültürün değerleriyle birlikte ekonominin kurallarının merkezinde, dürüstlüğü arayan ve dürüstlüğün kaynağı olan, dürüst insan vardır. Dürüstlük kültürün olduğu kadar ekonominin de, en büyük, en etkili sermayesidir. Hem kültürde, hem de ekonomide dürüstlüğe yapılan her yatırım, dünya barışına yapılan bir yatırımdır.Hayatın bütün boyutlarındaki haksızlıkların üstesinden gelmek için, dünyanın bütün pazarlarında dürüstlük alınmalı, dürüstlük satılmalıdır. Dürüstlüğü dürüstlükle tartan dürüstlükten terazi tutar pazarlarda kimse haksızlığa uğramaz, hiç kimseye de haksızlık yapılmaz. Dünyanın bütün ülkelerinde, ekonomik, siyasal ve kültürel hayat, dürüstlüğün öncüsü olan insanların elinde, yeni boyutlar kazanır.

 

Dünya pazarlarında dürüstlükte yarışanlar, hayatın kültürel boyutuna derinlik, ekonomik boyutuna da zenginlik kazandırırlar. Onlar kendileri için istediklerini, başkaları için istediklerinden, ürün, hizmet ve bilgi üretiminde, ortaklık yapmanın en güzel ve en başarılı örneklerini verirler. Hayatın merkezini dürüstlüğün oluşturduğu bir ülkede, insanlar toplumdan aldıklarından daha fazlasını topluma verirler.İnsanlığın kültürel ve ekonomik tarihine yüz yılların içinden bakıldığında, kültür ile ekonomi arasındaki iletişim ve etkileşim, en güzel biçimde, buzdağı metaforuyla açıklanabilir. Buzdağının su üstünde kalan görünen yanı ekonomiyi, su altında kalan görünmeyen yanı da, kültürü simgelerler.Her ülkede görünen eekonominin temellerini görünmeyen kültürün değerleri oluşturur. Güçlü ekonomik yapılar, sağlam kültürel temeller üzerine inşa edilirler. Kültürü derin olan toplumları, ekonomileri zengin olur.Dürüstlüğü dürüstlükle tartmayan toplumlar, haksızlığı haksızlıkla tartarlar.Dürüstlük bütün zenginliklerin anasıdır.Dürüstlüğün terazisinde zehir tartılmaz.

 

 

Nazif Gürdoğan

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat