Bâyezid-i Bestami (k.s) Hz.lerinin Rahiplerle Münazarası..

 

Bâyezid-i Bestami (k.s.) Hazretleri, bir hac dönüşünde hazırlık yaparak Anadoluya doğru yola çıktı. Günlerce gittikten sonra bir Rahip ile karşılaştı. Rahip, Bâyezid-i Bestami Hazretlerinin elini tutup evine misafir götürdü. Evinde ona bir oda verdi. Bâyezid-i Bestami Hz. kendisine ayrılan bu odada ibadete başladı ve kalbini ALLAH’ ü Teala’ya çevirdi. Rahip hergün onun yiyeceğini sabah akşam getirip önüne koyardı. Bu hal bir ay devam etti. Bâyezid-i Bestami Hz. daha sonra nefsine dönerek ;

“Ey nefs! Seni kırmak istiyorum, fakat sen o kadar kötüsünki kırılmıyorsun” dediği sırada rahip içeri girdi ve;

-”İsmin nedir?” diye sordu. O da;

-”Bâyezid” cevabını verdi. Rahip;

-Ne güzel adamsın, keşke Mesih’in kulu olmuş olsaydın!” deyince, bu sözler Bâyezid-i Bestami Hz.lerine çok ağır geldi. Bunun üzerine evi terketmek isterken rahip;

“-Bizim burada kırk günü tamamla, öyle git. Çünkü bizim büyük bir bayramımız var, onu görmeni çok arzu ediyorum. Aynı zamanda çok değerli bir vaizimiz, sadece bu günlerde bir defa konuşur. Onu dinlemeni istiyorum” deyince, bu teklifi kabul ederek, kırk gün kalmaya razi oldu. Kırkıncı gün geldiğinde rahip odaya girerek;

-”Buyurun dışarı çıkalım, bayram günümüz geldi”. Bâyezid-i Bestami dışarı çıkmak için hazırlandı. Fakat rahip O na;

-”Siz bu kıyafetle nasıl bin kadar rahibin arasına gireceksiniz? Bu yüzden üzerinizdeki elbiseyi çıkarıp, şu din adamı elbiselerini giy ve boynuna da İncil’i as” dedi. Bu teklif Ona çok ağır gelmesine rağmen, bunda bir hikmet vardır diyerek rahibin getirdiği elbiseleri giydi ve Rahiplerin arasına katıldı. Hiç kimsenin dikkatini çekmedi. Biraz ilerledikten sonra Rahiplerin en büyüğü geldi. Fakat konuşmuyordu. Niçin konuşmadığı sorulduğunda;

 

-”Nasıl konuşabilirim, aranızda bir Muhammedi var!” diye cevap verdi. Halk ve rahipler galeyana gelerek;

-”Onu göster parçalayalım” diye bağrıştılar. Başrahip;

-”Hayır, yemin ederimki söylemem, ancak ona dokunmayacağınıza söz verirseniz, onu size tanıtabilirim” dedi. Bunun üzerine rahipler ve halk, dokunmayacaklarına dair yemin ettiler.

Başrahip;

-ALLAH” için ey Muhammedi! Ayağa kalk ve kendini göster” diye seslenince, Bâyezid-i Bestami Hz. ayağa kalktı. Başrahip;

-”Adın ne?” diye sordu.

-”Bâyezid” cevabını verdi.

-”Tahsil gördünmü?” diye sorunca;

“Rabbim öğrettiği kadar birşeyler biliyorum” dedi. Bunun üzerine rahip;

-”0 halde bana şu hususları cevaplandır: İkincisi olmayan biri, üçüncüsü olmayan ikiyi, dördüncüsü olmayan üçü,

 

………………………………………

 

onüçüncüsü olmayan onikiyi söyle bunlar nelerdir?”

Bâyezid-i Bestami Hazretleri, baş rahibe;

-”Beni iyi dinle!

İkincisi olmayan bir; eşi-ortağı, dengi ve benzeri olmayan ALLAH-ü Tealadır.

Üçüncüsü olmayan iki; gece ve gündüzdür.

Dördüncüsü olmayan üç; üç talaktır (boşamadır).

Beşincisi olmayan dört; Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran-ı Kerim dir.

Altıncısı olmayan beş; beş vakit namazdır.

Yedincisi olmayan altı; göklerin ve yerin yaratıldığı altı gündür.

Sekizincisi olmayan yedi; yedi kat göktür.

Dokuzuncusu olmayan sekiz; kıyamet günü Arşı taşıyacak sekiz Melektir.

Onuncusu olmayan dokuz; kadının dokuz ay hamilelik müddetidir.

Onbirincisi olmayan on; Musa A.S. ın Şuayb peygambere on yıl çobanlık etmesidir.

Onikincisi olmayan onbir; Yusuf peygamberin onbir kardeşidir.

Onüçüncüsü olmayan oniki; oniki aydır.” dedi.

Rahip tebessüm ederek;

-”Doğru söyledin. Şimdide bana, havadan ne yaratıldı, havada ne muhafaza olundu ve kim hava ile helak edildi? bunlardan haber ver” dedi. Bâyezid-i B. Hz;

-”İsa Peygamber havadan yaratıldı, havada muhafaza edildi. Âd kavmi hava ile helak edildi” diye cevap verdi. Rahip;

-”Doğru söyledin. Ağaçtan ne yaratıldı, ağaçta kim korundu ve ağaç ile kim helak oldu?” diye sorunca;

-”Musa A.S. ın asası ağaçtan yaratıldı, Nuh A.S. ağaç içinde (gemide) korundu, Zekeriyya A.S. ise ağaç içinde testere ile biçilip helak edildi” cevabını verdi. Rahip tekrar;

-”Doğru söyledin. Kim ateşten yaratıldı, kim ateşten korundu ve kim ateş ile helak oldu?” diye sordu. O da;

-”İblis ateşten yaratıldı. İbrahim A.S. ateşten korundu. Ebu cehil ateş ile helak oldu” dedi. Rahip tekrar;

-”Taştan kim yaratıldı, taş içinde kim korundu ve taş ile kim helak oldu?” dedi. Bâyezid-i B. Hz;

-”Salih peygamberin devesi taştan yaratıldı, Eshab-ı Kehf taş içinde korundu ve Ebrehe ve ordusu taş ile helak edildi” cevabını verdi. Rahip;

-”Doğru söyledin. Alimler, Cennette dört nehir vardır, biri baldan, biri sütten, biri sudan, biride şaraptandır. Ayrı ayrı olan bu dört nehir aynı kaynaktan akıyormuş, diyorlar. Bunun dünyada bir örneği varmıdır?” diye sordu.

 

-”Evet vardır. İnsanın başından dört nehir akar. Kulak yağı acıdır, göz yağı tuzludur, burun suyu ayrı bir tat taşır, ağızdan gelen su tatlıdır” cevabını verdi. Rahip yine;

-”Doğru söyledin. Cennet ehli yer içer fakat abdest bozmaz. Bunun dünyada bir benzeri varmıdır?” diye sorunca;

-”Evet vardır. Ana rahmindeki cenin yer içer fakat dışkısı yoktur” cevabını verdi. Rahip;

-”Doğru söyledin. Cennette Tuba ağacı vardır, Cennette hiç bir saray, hiç bir köşk yokturki, bu ağacın dalına dokunmasın. Bunun dünyada bir örneği varmıdır?” diye sordu.

-”Evet vardır. Güneş sabahleyin doğunca böyle değilmidir?” cevabını verdi Rahip;

-”Doğru söyledin. Şimdi şunları cevaplandır: Bir ağaç vardır. Oniki dalı bulunmakta, her dalında otuz yaprak ve her yaprakta beş çiçek yer almakta, bunlardan ikisi güneşe, üçü karanlığa bakmaktadır. Bu ağaç nedir?” deyince:

-”Ağaç bir yılı temsil eder. Oniki dalı, oniki ay, her daldaki otuz yaprak, günleri, her yapraktaki beş çiçek de, beş vakit namazı temsil eder” cevabını verdi. Son olarak rahip şöyle sordu;

-”Bana şu kimseden haber ver. Hacca gitmiş, tavaf yapmış ve makamlarda bulunmuştur. Fakat onun ne ruhu vardır nede hac kendisine vaciptir?” Bâyezid-i Bestami Hz. leri,

-”Nuh Peygamberin gemisidir.” dedikten sonra rahibe;

-”Ey rahip! Birçok sorular sordun. Biz onları cevaplandırmaya çalıştık. Müsade ederseniz benimde sorularım var. Fakat ben bir sorudan başka sormayacağım. O da şudur: Cennetin anahtarı nerededir? Cennet kapılarının üzerinde ne yazılıdır?”

Rahip sustu ve cevap vermekten kaçındı. Diğer rahipler bu duruma bozuldular ve;

-”Ey büyüğümüz, mağlupmu oluyorsunuz?” dediler. O da;

“Hayır mağlup olmak istemiyorum” deyince;

-”Peki öyleyse niçin cevap vermiyorsun” dediklerinde;

-”Şayet cevap verirsem benim cevabıma katılırmısınız?” dedi.

Bunun üzerine hepsi birden “katılırız” diye söz verdiler. Rahip;

 

-”Dinleyin, şimdi cevap veriyorum. Cennet’in anahtarı ve kapılarının üzerinde yazılı olan ibare; “La İlahe İllAllah Muhammed ün Rasulullah dır” deyip müslüman oldu. Diğer rahipler de hep bir ağızdan Kelime-i Şehadeti getirip müslüman oldular. Bâyezid-i Bestami Hazretleride onların yanında bir müddet kalıp islamiyeti öğretti. Böylece onun buraya gitmesinin hikmeti anlaşıldı.

 

 

Altın Silsile’den Alıntıdır

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Devamını oku:
Bu gece (kadir gecesi) nasıl dua etmeliyiz?

İşte tüm müslümanların bu gece okuyacakları dua... "Kadir Gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur'ân okuyup sonra dua etmek...

Kapat