Rüyadan Sultanlığa

Rüya; bir olayın habercisi, bir gerçeğe yaklaşmanın müjdesi, bir çilenin başlangıcı, bir entrikanın kıvılcımı olabilir. Rüyalar rahmani ve şeytani olabilirler.Rahmani rüyalar vahyin 46’da bir cüz’üdür. Bu sebeple rüya deyip geçemeyiz. Rüya, gören için önemli bir ipucu olabilir. Hele rüyayla ilgili bir de Rabbimiz Kuran’da haber verirse, bunun anlamı elbette daha büyüktür.İşte Rabbimizin Kur’an da haber verdiği olaylar, hikâyeler; bize bir işaret, bir yol, bir çıkış ve kurtuluştur. Çünkü Rabbimiz bizi yaratmış, nelere ihtiyacımızın olacağını da bildiğinden Kur’an’da onları haber vermiştir.

 

“Biz sana en güzel kıssaları anlatacağız…”Allah (c.c), Efendimize (s.a.v) hitaben “biz sana en güzel kıssaları anlatacağız…”1 Buyurmaktadır. Hz. Ebu Bekir (ra) Efendimiz (s.a.v) in yaptığı gibi İslam’ı tebliğ için birçok ülkeye heyetler göndermiştir. Bu heyetlerden bir tanesi de Kayser adındaki Krala gönderilen heyettir. Heyet kral ile uzun bir görüşme yapar. Bu görüşmeden sonra kral, ‘Sizin bahsettiğiniz peygamberin resmini size göstersem, bana o kişi olup olmadığını söyler misiniz?’ der. Bir sandık getirilir. Kral sandıktan ipeklere sarılmış levhalar çıkararak, levhalardaki resmin kime ait olduğunu sorar. Onlar da Efendimiz (s.a.v)’e gelinceye kadar gösterilen bütün resimlerin kime ait olduğunu bilemezler. Ama kral o levhalardaki resimlerin hangi peygamberlere ait olduğunu haber verir. Ve Efendimiz (sav)’in resmini görünce, ‘işte bu O’ derler. Diğer peygamberlerin resimlerinin de o peygamberlere ait olduğunu anlamış olurlar. O resimlerin arasında bir resim var ki; yüzü ay gibi, güneş gibi parlamaktadır…2

 

Yusuf (as).

İşte o güneş gibi parlayan Yusuf (as) henüz çocukken bir rüya görür. Ve o rüyayı babasına anlatır: “Ey Babacığım! Ben rüyamda 11 yıldızın, ayın ve güneşin bana secde ettiğini gördüm”3 deyince, babası Yakup (as) “Ey oğulcağızım! Bu rüyanı sakın kimseye anlatma…”4 Der. Oğlu Yusuf’tan rüyasını kimseye anlatmamasını ister istemesine ama gün geçtikçe Yakup (as)’ın Yusuf’a olan sevgisi artar. Bunun sebebini anlayamayan diğer kardeşlerin kalbinde ciddi bir kıskançlık, çekememezlik başlar. Bu gidişata son vermek amacıyla çok kötü ve sinsi bir plan hazırlarlar. Babalarına gelerek, “Yusuf küçük, evde sıkılıyordur, biz yarın dışarıya, kırlara gideceğiz onu da bizimle gönder de, oralarda oynasın”5 dediler. Babaları da onların bu talebini kabul eder ve uyarmayı da ihmal etmez: “Sakın onu yalnız bırakmayın, sonra onu bir kurt kapar…”6 der.

 

Meşhur bir atasözü vardır ‘zehir teneke kutuda değil, altın kâsede sunulur’ diye. Çok masumane görülen bu teklifin arkasında aslında çok ciddi bir entrika yatmakta ve Yusuf (as) adım adım ona doğru gitmektedir. Hilelere, tuzaklara, entrikaya, büyük bir projenin içine sinsice çekilmektedir. Küçük Yusuf ise oynamaya gittiğini sanmaktadır. Ama plan yürüyor, tuzaklar hazır ve derken küçük Yusuf kendisini korkunç bir kuyunun dibinde buluyor.Orada plan kuranların, tuzak hazırlayanların, entrika peşinde koşanların hesaplamadıkları bir şey oluyor; bütün evreni yaratan, tanzim eden Rabbimizin planı tecelli ediyor… Bir kervan, bu da nereden çıktı böyle…Kervanın su sorumlusu su kuyusu ararken, “…kovayı aşağıya sarkıtır ve kovada gelen su değil, dünya güzeli bir çocuk…”7 Kervanın şaşkınlığı devam ederken, Yusuf’un kardeşleri kervana yaklaşıp, biz de onu arıyorduk ama madem siz buldunuz onu size satalım diyorlar. O koca koca ağabeyler biricik kardeşlerini çok küçük bir bedel karşılığında köle olarak satıyorlar. Sebep çok açık, kıskançlık ve çekememezlik… Babalarına da onu bir kurt yedi diyor ve bir koyunun kanını gömleğine sürüyorlar. Ama gömleğinde hiçbir yırtılma izi yok. Bunu fark eden Yakup (as) “bu kurt ne merhametliymiş Yusuf’u yemiş ama gömleğini parçalamamış…”8 Diyor. Aslında bu, anlayana bir mesajdı. Kurt kapar dedi anlamadılar, kurt merhametli dedi yine anlayamadılar.Ve küçük Yusuf için kölelik dönemi başlar. Kervan Mısır’a varınca Yusuf’u satın alan Mısır Maliye Bakanı onu “…hanımına hediye olarak verir…”9 Anne baba sevgisinden uzak ama Allah’ın rahmetinin hiçbir zaman üzerinden eksik olmadığı o küçücük yavru, sarayda büyüdükçe daha bir güzelleşiyor, güzelleşiyordu. İşte bu güzellik karşısında Kral’ın eşi “Züleyha (Zeliha) ona birlikte olmayı teklif ve zinaya davet eder. Ancak Yusuf (as) ona “Ben Allah’tan korkarım der ve kapıya doğru ilerler. Ancak kadın arkasından gömleğine sıkıca yapışır ve onu zinaya zorlar. Derken gömlek arkadan yırtılır…”10

 

Her peygamberin bir çilesi vardır

Olayın muhatapları mahkemeleşir ve Yusuf’un haklı olduğu ortaya çıkar. Fakat neticede o bir köledir ve köle olduğu içinde, güçlü olan, kuvveti olan idare Yusuf’u haksız yere mahkûm eder. Her peygamberin bir çilesi vardır. Zindan hayatı da onun çilesi olur.Bu olayın dedikodusu yayıldıkça yayılır ve diğer kadınlar kralın hanımı bunu nasıl yapar diye onu küçümserler. Bunun üzerine “Kralın hanımı, bütün bu dedikoduları yapan kadınları, saraya davet eder ve onlara meyveler hazırlatarak, ellerine de bıçaklar verir. Kadınlar meyvelerini soyarken, Yusuf (as)’ı onların karşısına çıkarır. Kadınlar Yusuf’u görünce Yusuf’un o ay gibi, güneş gibi parlayan güzelliği, yakışıklılığı karşısında ‘bu bir insan olamaz, Olsa olsa bir melektir… Diyerek meyve yerine ellerini kesmeye başlarlar…11 Züleyha’nın kadınlara olan bu kısa dersinden sonra Yusuf (a.s) için zindan hayatı yeniden başlar. Çünkü kadının talebi reddedilmiştir.Efendimiz (s.a.v) bir hadislerinde “Arşın gölgesi altında gölgelenecek yedi sınıftan bir sınıfında ‘güzel bir hanım bir erkeği, zinaya davet ettiği zaman, o erkek ‘ben Allah’tan korkarım’ diyerek kadına yaklaşmayan kişilerin zümresidir…”12 Buyurmaktadır.İffet abidesi ay yüzlü Yusuf (as) Zindanda yedi yıl kalır. Zindan hayatı boyunca arkadaşlarına karşı gösterdiği nezaket, incelik, zarafet ve güzel davranışları sebebiyle onların gönüllerini fetheder. Böylesine baş tacı olan Yusuf (as)’a “zindan arkadaşlarından iki kişi, gördükleri rüyaların tabirini Yusuf (as)’tan isterler.13 Yusuf (as) da onların gördükleri rüyayı tabir eder ve tabir ettiği gibi de çıkar. Yusuf (as) rüyasını tabir ettiği kişilerden “birine sen yaşayacak diğeriniz ise öldürülecek, ama sen beni unutma, hatırla, birilerine hatırlat…”14 Der. Bu olaydan sonra zindan hayatı devam eder hikmeti bilinmez. Ancak bizim burada almamız gereken ders; “biz yardımın sadece ve sadece ondan geldiğine inandığımız Rabbe tevekkül ederiz.”15 Olmalıdır. İnsan için en sağlam dayanak, kovulmayacağı kapıya sığınmak olmalıdır. O da Allah’ın yardım ve ihsanıdır.

 

Yedi yılın bitimine çok az bir zaman kalmışken, Kral çok ilginç bir rüya görür ve bu rüyayı tabir ettirmek için bütün tabircileri çağırır. Ancak hiç birinin yaptığı tabir onu tatmin etmez. Kralın rüyasını tabir ettirmek için uzman aradığından herkes haberdar olur. Derken zindan da rüyası tabir edilen ve sağ kalan kişi Kral’a gelerek ‘rüyanızı bir de zindanda bulunan Yusuf’a tabir ettireyim’16 diye bir öneride bulunur. Öneri kabul edilir ve Yusuf (as)’un yaptığı tabir yerinde bulunur. Bunun üzerine kral, Yusuf’un zindandan getirilmesini emreder ve rüyasını Yusuf’a anlatır. Kral, rüyasında bir defa yedi semiz ineği yedi cılız ineğin yediğini, birde yedi yeşil başak ve yedi kuru başak görmüştür. Yusuf (as) bu rüyayı “yedi yıl bolluk olacağını arkasından gelen yedi yılda ise kuraklık olacağını” söyleyerek rüyayı tabir eder. Kral yapılan bu tabiri çok yerinde ve tatmin edici bulur. Bundan sonra da Yusuf’u zindana haksız yere attığını bilen kral, Züleyhan’ın da suçunu kabul etmesi ve Yusuf’un suçsuz olduğunu itiraf etmesi üzerine onu zindandan çıkarma kararı alır ve böylece zindan hayatı sona erer.”17

 

İlk soru ve cevap…

Kral, Yusuf (as)’a benden ne istersin diye sorar. Yusuf (as) ‘beni yeryüzünün hazinelerinin başına geçir, beni onların bakanı yap’18 der. Kral bu teklifi kabul eder. Ve der ki “sen güvenilir ve emin bir insansın”19 dolayısıyla bütün sorumluluk bundan sonra senindir. Maliye Bakanı olan Yusuf (as) bütün hazinelerin, depoların ve mali konularla ilgili her konuda yetkili olarak, yedi yıl boyunca erzak depolar. İhtiyaç kadar verir ve geri kalanını biriktirir. Çünkü yedi yıllık bolluktan sonra yedi yıl kuraklık geleceğini bilmektedir. Sorumlu ve yetkili olarak her türlü tedbiri alır.Burada önemli olan konu şudur, görevi Kral vermiyor, Yusuf (as) kendisi göreve talip oluyor. Şöyle bir iddia ile çıkıyor kralın ve halkın önüne: “Bu görevi benden daha iyi yapacak kimse yoktur” diyor.Depo, ambar ve silolar yedi yıl boyunca tıka basa doldurulur. Ve yıllar gelip geçer, kıtlık yılları başlar. Bu kıtlıktan diğer insanlar gibi Yakup (as) ve oğulları da nasiplerini alırlar. Yiyecek bulabilmek veya satın alabilmek için Kenan ilinden Mısır’a yolculuklar başlar. Nihayet kardeşler ekmeğin, gıdanın, ihtiyaçların karşılanacağını bildikleri Mısır’a gelirler. “Yusuf (as) onları görür görmez tanır ama kardeşleri onu tanımazlar. Onlar Yusuf (as)’u tanımadıklarından Yusuf (as) onlarla birçok şeyi konuşur, duymak istediği bütün bilgileri aldıktan sonra, bu defa o bir plan yapar. Amacı küçük kardeşi Bünyamin’i zarar görmeden yanına almaktır. Plan yürür ve daha sonraki gelişlerinde onu da getirirler. Yusuf (as) kardeşine kendisini tanıtır ve diğer kardeşlere ikinci bir hile hazırlarlar ve onları Bünyamin’siz babalarına gönderirler…”20

 

Yusuf’un kokusunu alıyorum…”

Yusuf’tan sonra tek tesellisi olan ikinci oğlunu da kaybeden baba bu duruma çok üzülür ve hüznü daha da artar. Sonra “çocuklarına sitem ederek siz bana bir söz vermiştiniz! Bünyamin’e sahip çıkacaktınız! Onu gözünüz gibi koruyacaktınız! Ama onu da kaybettiniz. Ben sizden bir söz almıştım…”21 O sözünüze sadık kalmadınız. Ancak;Bu olay bize bir işaret olabilir. Bundan dolayı “ey çocuklarım Yusuf’u ve kardeşini arayın”22 der. Bunun üzerine kardeşler tekrar Mısır’a gelir Yusuf ve Bünyamin’i aramaya başlarlar. “Ve Yusuf (as) kendisini onlara tanıtır. Onlarda hayretler içinde evet sen Yusuf’sun derler.”23 20-30 dirheme köle olarak sattıkları harika kardeş yeryüzünün hazinelerini yönetiyor. Bu büyük müjdeyi babalarına haber vermek üzere Yusuf (as)’tan izin alarak Kenan’a doğru yola çıkarlar. Ellerinde gözleri gibi korudukları Yusuf (as)’ın gömleği vardır. Ağabeyler Mısır’dan Kenan’a doğru yola çıktıktan sonra Yakup (as) şöyle der, “eğer ayıplamazsanız bir şey söyleyeceğim; Yusuf’un kokusunu alıyorum…”24 Kokuyu aldıran güç onu yine haklı çıkaracak ve birileri istemese de hak tekrar yerini bulacaktır. Yanındakiler “işte yine söylenmeye başladı diye alaya almaya başladılar.”25 Ama o hakkı söylemeye devam etti. Çünkü o inandığı gerçeği haykırmaktaydı.

 

Nitekim söylediği gibi de oldu, koku her dakika daha da çoğalıyordu. Derken ağabeyler babalarının yanına geldiler. Yusuf’un kanlı gömleğini veren kardeş bu müjdeyi müsaade ederseniz ben vereyim, çünkü babamı Yusuf’un kanlı gömleğini vererek ben üzmüştüm şimdide sevindireyim der. Yusuf (as)’un gömleğini yüzüne sürünce onun hasretinden dolayı ağlamaktan gözyaşları kuruyup kör olan “…gözler tekrar görmeye başlar…”26 Bu nasıl bir güç ki kör olan gözler görmeye başlıyor. Demek ki Allah için zorluk yoktur. O (c.c) ol deyince o şey neyse oluyor. O’nun her şeye gücü yeter. O her şeye kadirdir.Ve Yakup (as) insanlara dönerek “ben size demedim mi, bana niçin inanmadınız?”27 Bak gördünüz mü söylediklerimin hepsi çıkmadı mı? Hak karşısında başlar öne eğilir. Öyle de oldu.

 

Efendimizden sonra peygamber gelmeyeceğine göre insanlar gerçekleri nasıl görecekler? Onları hangi güç uyaracak? Efendimiz diyor ki size iki şey bıraktım; Kur’an ve Sünnet, onlara uyduğunuz sürece yoldan sapmazsınız. Her ikisi insanlığın saadeti için gülümsüyorlar aslında: ‘ey insanlar her ne derdiniz varsa bizde bulabilirsiniz’ diyorlar. Çünkü Kur’an kıyamete kadar insanların ihtiyacı olan her şeyi içinde barındırmaktadır.Yakup (as) diğer kardeşler aileleriyle birlikte tekrar Mısır’a geldiler. Yusuf (as) babasını çok güzel karşıladı. Ona hürmet etti, ikramda bulundu ve işte “Ey babacığım, bu benim gördüğüm rüyanın tabiridir” dedi. Çünkü bütün aile oradaydı. Anne baba ve onbir kardeş… 28

Dipnotlar & kaynak

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat