Necip Fazıl Gerçeği

Özellikle ölümünden sonra Necip Fazıl Kısakürek’le ilgili onu tanıyan¸ tanımayan¸ gören¸ dinleyen tarafından çok sayıda kitap¸ makale¸ yorum¸ eleştiri yazıldı. Kısakürek¸ Türk Edebiyatında hakkında en çok yazılanların başlarında yer alıyor. Kanaatimizce bir sanatkârı en iyi anlatacaklardan biri yine bir sanatkâr olmalıdır. Hele de bu sanatkâr yıllarca o dehanın yanında¸ yöresinde bulunmuş¸ Büyük Doğu dergisinin yayınlandığı zamanlarda derginin yazı işlerinde görev almış biri ise yazdıklarına dikkat etmek gerekiyor. Bekir Oğuzbaşaran’dan söz ediyorum. Yıllarca Necip Fazıl Kısakürek’in yanında bulunmuş¸ onun rahle-i tedrisinden geçmiş bir yazardan¸ Necip Fazıl ile ruh akrabalığı olan bir yazardanBekir Oğuzbaşaran¸ bir gönül adamlığının yanında ciddi¸ vakur¸ dikkatli¸ sürat-i intikal sahibi bir insan. Üstad¸ ondaki kabiliyeti görmeseydi yakınında bulundurmazdı herhalde. Bâb-ıÂlî’de Kayseri’den ve Oğuzbaşaran’dan övgü ile söz ediyordu Kısakürek:” her şeye rağmen ümit dağarcığımızın ana unsurlarıdır; içlerinden ilk yemişlerini yeni yeni vermeye başlamış Mustafa Miyasoğlu ve Bekir Oğuzbaşaran gibi filizler de fışkırma yolundadır. Ne çıkacaksa bunlardan¸ yüzleri ve adları bize ulaşamamış olanlardan ve aynı tohumun mahsûlü olarak şu anda ana rahminde bekleyenlerden çıkacaktır. Anadolu ruh topografyasının¸ Büyük Doğu dâvasını tutmakta Himalaya dağı¸ Kayseri…”O zamanın filizinin bugün filizler verme yolunda olduğunu görmek Necip Fazıl’ı ne kadar haklı çıkarıyor. Bekir Oğuzbaşaran’ın ilk kitabı üstadla ilgili idi:Necip Fazıl’ın Şiiri (1983). Bugün bu kitabın baskısı yok ve yeniden basılmaya ihtiyaç var.”Necip Fazıl Gerçeği”¸ Bekir Oğuzbaşaran’ın Necip Fazıl Kısakürek’in çeşitli cephelerini anlatan yeni bir kitabı. Kitap çıktı. (Ocak 2011)

Sonra söyleyeceğimiz sözü başta söylemiş olalım. Bekir Oğuzbaşaran’dan Necip Fazıl Kısakürek’le ilgili daha özel bir kitabı da en yakın zamanda bekliyoruz. Daha özel bir kitap nedir sorusunun cevabını da edebiyatseverler kitap çıktıktan sonra görürler inşallah. Oğuzbaşaran’ın müsvedde halinde beklettiği ve birçok kimsenin ilk defa duyacakları ilginç notları da derleyip toplayıp kitap haline getirmesi¸ okuyucusuyla paylaşmasını temenni ediyoruz.”Necip Fazıl Gerçeği” ilgi ile okunabilecek bir Necip Fazıl Kısakürek kaynağı niteliğini taşıyor. Kitapta üstadın değişik cepheleri tanıtılıyor¸ üstadla ilgili konuşmalara yer veriliyor. Ben yazarımızın da hoşgörüsüne sığınarak kitaptan kısa bir bölümü okuyucularımıza aktarmak istiyorum:

Üstad Necip Fazıl’ı Nasıl Tanıdım?
… 1965’te Kayseri Akşam Lisesi’nden mezun olunca İstanbul Hukuk Fakültesi’ne kaydolmak için gittiğim İstanbul’da Üstad’la tanışmak saadetine erdim. Bunu temin eden bizden önce İstanbul’da Üniversitede okuyan bazı ağabeylerimiz olmuştur. Bunlardan Rafet Cingil ve Ali Gengeç’i hayırla anıyorum. O sıralar Üstad konferanslar vermek üzere Kütahya ve ilçelerine gitmek üzereymiş. Zaten o sıralar Üstadın etrafında Kayserili gençler vardı. Onların tavassutu ile bu önemli geziye ben de dâhil edildim Daha sonra Erenköy’deki evine pek çok defa arkadaşlarla birlikte ziyaretine gittim. Kendilerinden bilgi¸ fikir¸ sanat ve edebiyat açısından fevkalade istifade ettiğimi düşünüyorum. Hukuk Fakültesi’ndeki ortamı sevmediğim için bir yıl sonra İstanbul Türkoloji’ye geçtim. O zamanlar tam bir kültür ocağı durumundaki Millî Türk Talebe Birliği (M.T.T.B.)’nde Basın-Yayın Müdürlüğü bünyesinde ´Millî Gençlik` dergisini çıkaran ekip içinde görev aldım. Bu ekipte Ahmet Semiz¸ Mustafa Miyasoğlu¸ Durali Yılmaz¸ Fevzi Pehlivanlı¸ Sefer Malak ve başka arkadaşlar vardı. Necip Fazıl’ın temel fikri eseri olan ´İdeolocya Örgüsü` Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü Öğrencileri tarafından¸ 1959’daki eksik ve yetersiz baskıyı saymazsak¸ ilk defa hacimli bir kitap olarak yayınlanmıştı. Bu kitabı geniş bir yazıyla “Millî Gençlik” dergisinde tanıttım. Rahmetli Üstad ´Bu genci bana getiri’ demiş. Bir grup halinde gittiğimizde yazımdan cümleler naklediyor¸ iltifat ve ikramlarda bulunuyor¸ beni yazma konusunda yüreklendiriyordu. Bu güzel sohbetler yıllarca sürdü. Kendilerine genellikle Mustafa Miyasoğlu ile birlikte giderdik. Daha çok sanat¸ edebiyat ve kültür konuları üzerinde konuşurduk. Daha doğrusu büyük ölçüde coşkun bir ırmak gibi akan o güzelim sohbetlerini dinlerdik. Önceden de belirttiğim gibi ta ortaokul-lise sıralarından başlayarak yazdığı her şeyi okumaya¸ anlamaya ve hazmetmeye çalıştığımı ve mümkün olduğunca konferanslarını kaçırmamaya özen gösterdiğimi ifade edebilirim. 1971’de kısa bir süre de olsa hemşehrim Hüseyin Arı ile birlikte Üstad’ın yanında ´Büyük Doğu’ dergisinin yayınında görev aldığımı da söylemeliyim.

Üstad¸ Miyasoğlu ile birlikte yaptığımız ziyaretlerden çok mütehassis olur ve “Çocuklar¸ siz gelince sanat¸ edebiyat¸ şiir konuşuyoruz. Bunca gaile ve dağdağa içinde dinlenmiş oluyorum diyerek memnuniyetlerini ifade ederdi. Övünmek için değil ama bir tahdis-i nimet olarak söylemek isterim: Üstad’a ahir ömründe sanat¸ edebiyat hatıralarını yazması için sık sık ricalarda bulunurduk. Nitekim sonunda altmış yıllık yazarlık ve şairlik serüvenini çevresi ile birlikte anlattığı ve bence edebiyatımızın en güzel edebî hatıratlarından birisi olan o “Bab-ı Âli” kitabını kaleme aldı. Eser daha gazetede tefrika halinde parça parça yayınlanırken büyük yankılar uyandırdı. Bu eserin yazılmasında bizim de vesile olarak küçük bir payımız olabileceğini düşünmek¸ bugün bile bana mutluluk vermektedir. Nitekim Aziz Üstad bu esrinde Mustafa Miyasoğlu ve bendenizden “fışkırmak üzere olan filizler” biçiminde bahsetmiştir. Gerçi Üstad’ın iltifat ve beklentisine layık olamadık¸ ama yine de söz ona rahmet okuyarak ve onu yine onun sözleriyle¸ hasret ve iştiyakla¸ sevgi ve muhabbetle¸ bağlılıkla anmayı aziz bir borç telakki ediyorum:

“Tohum saç¸ bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı¸
Onu sürdürmeyen çırak utansın!”

Bu utanç payının sadece beni değil¸ daha nice kimseleri kapsadığını düşünmekten kendimi alamıyorum…Kitaptan birkaç bölüm başlığı da verelim: Prof.Dr. M. Orhan Okay’la Necip Fazıl’ın Şiiri Üzerine Bir Konuşma¸ Necip Fazıl’da Hz. Peygamber Sevgisi¸ Necip Fazıl’ı Yazmak Neden Zor?¸ Niçin Necip Fazıl’ın Şiiri?¸ Necip Fazıl’ın Şiiri Konusunda Yapılması GerekenlerBekir Oğuzbaşaran¸ Necip Fazıl Gerçeği’ni okuyucusuyla paylaşmakla hayırlı¸ faydalı bir hizmete imza attı. Bu güzel kitap¸ Necip Fazıl severler başta olmak üzere bütün edebiyatçılar için bir başvuru kaynağı olma özelliği taşıyor. Yazara en kısa zamanda “arkasıgeleğenolsun” duasıyla bitirelim sözü.

Necip Fazıl Gerçeği¸ Bekir Oğuzbaşaran¸ Basım Tarihi: Ocak 2011¸ Sayfa Sayısı: 248.


Vedat Ali Tok
Somuncu Baba 125. Sayı

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat