İlk Dönem Ordu Teşekkülü ve Eğitimi

 

Hicaz bölgesi Arapları kabileler halinde yaşadıklarından herhangi bir düzenli orduları yoktu. Onlardan eli silah tutan herkes asker sayılıyordu. İslam ile birlikte askeri yapıda değişen bir şey olmadı. Yine eli silah tutan herkes asker sayılmıştı. Bu ordunun komutanı da peygamberimizdi.Müslümanlar arasında ilk düzenli birlikler Hz. Ömer döneminde oluşturuldu. Hz. Ömer, müslümanların cihat hizmetinden geri kalmamaları için şehirlere yerleşmelerini ve tarımla uğraşmalarını yasakladı. Böylece rahat hayat, onları cihat gayesinden uzaklaştırmamış olacaktı. Ayrıca, askerlere düzenli bir şekilde maaş bağlanmaya başlandı. Fakat bu düzenli ordu tamamen gönüllü esasına dayanmaktaydı. Emeviler devrinin ortalarına doğru artık gönüllü esası yerine hizmet ve görev esası oturacak. Çünkü artık cihat ve İslam’ı yayma fikri gittikçe azalmaya başlamış olacaktı.Hz. Ömer döneminde fethedilen yerlerde “cünd” adı verilen ordugâh şehirleri kuruldu. Amaç, Arapların fethedilen yerlerde kendilerine uygun iklim koşulları olan yerlere yerleşmesi, bölgeyi ellerinde tutmak ve stratejik noktalara yerleşmekti. Bu şehirlerin yapılışını sağlayan olay da şudur. Sad b. Ebi Vakkas, İran’ın fethini gerçekleştirdikten sonra olayı Hz. Ömer’e rapor eder. Hz. Ömer, raporu getiren elçilerin yüzünde hastalık belirtileri görür. Bunun sebebini sorduğunda iklim değişikliğinden ileri geldiğini öğrenir. Bunu üzerine Sad’dan müslümanların yaşamalarına elverişli bir yer bulup yerleşmelerini ister. Böylece askeri şehirler kurulur. Bu amaçla kurulan şehirler Kûfe, Basra, Fustat, Kayrevan… vb. dir. Hz. Ömer, fethedilen yerlerdeki ordugâhlar ile kendisi arasında bir su engelinin bulunmasını istemediğinden, ordugâhlar ve yeni kurulan şehirler çöle yakın yerlerde kurulmuş oldu. Hz. Ömer’in bu şekilde davranmasının temel nedeni olası bir yardım durumunda su engeli ile karşılaşmadan ulaşabilmekti.

Müslüman askerler, önceleri düzenli maaş almazlardı. Onlar, savaşın bütün masraflarını kendileri karşılar, sadece ganimetten pay alırlardı. İran’ın fethedilmesi üzerine geniş araziler ve servetler müslümanların eline geçti. Askerler, bu arazilerin de ganimet olduğunu savunarak dağıtılmasını istediler. İşte burada Hz. Ömer’in dehası ortaya çıktı. O, bu arazilerin dağıtılmamasını, devlete bırakılmasını istedi. Gerekçe olarak da arazilerin dağıtılması durumunda gelecek kuşaklara bir şey kalmayacağıydı. Araziler devlete verilince, üzerinde oturan halktan haraç alınmaya başlandı. Ardından askerlere bunun karşılığında maaş bağlandı. Böylece profesyonel orduya geçme süreci başladı. Daha sonra bütün askerlerin kayıtlı olduğu ve maaşların düzenli ödendiği bir divan yaptı. Buna “Divan-ı Cund” denilmiştir. Bu dönemde müslümanlar, İslam’a giriş sırasına göre bu defterlere kaydedilir ve İslam’daki önceliklerine göre kendilerine, eşlerine ve çocuklarına maaş bağlanırdı. Bu da bir devrimdi. Çünkü kabile ve ırk üstünlüğü yerini artık din almış oluyordu. Asker olmak isteyen birisi divana başvurur burada soy, kabile, boy, cins ve diğer ayırt edici özelikleri yazılırdı. Hz. Ömer, askerleri kütüğe kaydederken önceliği Peygamberimizin kabilesine ve daha sonra soyca ona yakın olan kabilelere veriyordu. Ayrıca merkezde haberleşme, savaş ve maaşların durumu ile ilgili birimler de bulunuyordu.

Arapların klasik savaş taktiği vur kaç sistemi veya düşmanı çöle çekerek yok etme şeklindeydi. Fakat Kur’an’da müslümanların Allah için saf saf vuruşması övülünce “Allah kendi yolunda kenetlenmiş bir duvar gibi saf bağlayarak savaşanları sever.”1 Ayetiyle savaşlarda saf sistemi oluşmaya başladı. Müslümanların sayısı artınca Raşit Halifeler döneminden itibaren ordu taburlara ayrılmıştır. Halit b. Velid, Araplardan ilk kez tabur şeklinde ordusunu bölerek savaşan komutandır. O, Yermuk Savaşı’nda kalabalık düşman kuvvetlerini görünce onlara karşı tabur yönteminden başka bir yöntemin başarılı olamayacağını görerek bu tekniği kullandı. Halid b. Velid, alayları merkez, sağ kanat, sol kanat, öncü ve geri kuvvetleri şeklinde tanzim etti. Ebu Übeyde’yi merkeze aldı. Amr b. As ve Şurahbil’i sağ kanada, Yezid b. Ebi Süfyan ve Ka’ka’yı sol kanada, Kabas b. Eşyem’i öncü kuvvet komutanlığına tayin etti. Abdullah b. Mesud da ihtiyat kuvvetlerinin komutanı oldu.

Tabur yöntemi ancak Emevi halifesi Mervan b. Muhammed döneminde tam olarak yerleşmişti.Askerlik teşkilatı sisteminde Peygamberimiz döneminde “nakib” (yüzbaşı) ve arif (onbaşı) tabirlerinin kullanılması örgütlenmenin olduğunu göstermektedir. Nitekim Hz. Ömer, Kadisiye savaşında komutan Sad b. Ebi Vakkas’tan ordusunu onar onar bölmesini ve başlarına da birer arif tayin etmesini istemiştir. Hz. Ömer, askerlik sistemini daha da geliştirerek 50 kişilik fırka komutanlığına “kaide” 100 kişilik bölük komutanlığına “halife”, 1000 kişilik bölük komutanlığına “emirul kurdus” (binbaşı) 10.000 veya yukarı kişilik birliğini komutanlığına “emirul ceyş” (tugay kumutanı) tayin etmiştir. 2 Emeviler döneminde ordu ile ilgili yeni değişiklikler yapıldı. ll. Mervan orduyu “kurdus” adlı küçük bölüklere ayırmıştır.

Savaş

Peygamberimiz “Harp hiledir” diyerek, savaşta taktiklerin önemini vurgulamıştır. Ayrıca peygamberimiz savaş halinde olduğu kabile veya grupların liderlerine de suikastler düzenlemiştir. Bunlardan Yahudi Kaab el-Eşref ve yine Yahudilerden Ebu Rafi’nin öldürülmesini istedi. Bunun üzerine bu kişiler müslüman gönüllüler tarafından öldürüldüler. Ayrıca, Hz. Peygamber (sav) savaş halinde olduğu kabilelere ekonomik ambargo da uygulamıştır. Buna örnek Medine’ye hicretten sonra Mekke kervanlarına el konulmasıdır. Bu tam anlamıyla soğuk savaş stratejisidir. Bunun dışında, savaş halinde olduğu devlete karşı müttefik arayışına girişmiş, civar kabilelerle anlaşmalar imzalayarak, düşmanı yalnızlığa itmiştir. Hz. Peygamber (sav), onların yanlış anlamalarına yol açacak davranışlar sergilemiştir. Örneğin Mekke kuşatması öncesinde hazırladığı orduyu başka bir hedefe yöneltmek amacında olduğu izlenimini vermiştir. Böylece Mekke, kuşatıldığında müşrikler hazırlıksız yakalanmışlardır. Ayrıca, düşman orduları arasına ihtilaf sokarak onların birliğini de bozmuştur. Hendek Savaşı’nda Yahudilerle Mekkelileri bu şekilde birbirlerinden ayırmışlardı.Peygamber döneminde “el-Hamis” sistemi uygulanmaktadır. Bu sistemde merkezde komutan, sağ ve sol kanatlarda, ön ve arkada birlikler yer alır.Yermuk savaşında Halid b. Velid ilk kez bölük sistemini uyguladı. Hz. Ömer döneminde Kufe, Basra ve Fustat’ta kurulan garnizon şehirlerde ilk profesyonel ordu oluşmuş oldu. Bunlara maaş bağlandı. Ayrıca Bizans ve İran’dan yeni silahlar edindiler. Emeviler döneminde ordu “mürtezika” denilen maaşlı askerlerle “mutetavvia” adı verilen gönüllülerden meydana gelmektedir. Savaşlarda ordu dört gruba ayrılır. Öncü (mukaddime), Sağ kanat (meymene), sol kanat (meysere) ve artçı (saka) dan oluşmaktadır. Ortada da ordu komutanı bulunmakta, buraya da kalb denilmektedir.Müslümanlar, bir yere saldırdıkları zaman önce bir elçi göndererek barış önerisinde bulunurlar. Bu elçi, karşı tarafa üç öneri sunar. Bu öneriden birisini kabul etmeleri istenir. Kuşatılan kale, şehir veya ordulara müslümanlar saldırmadan önce mutlaka bir teklifte bulunurlardı. müslümanların sunduğu bu üç öneri; Müslüman olmaları, cizye vermeleri ya da savaşmaları seçeneğiydi.

Askerler, savaşa başlamadan önce komutanları tarafından teşvik edici bir konuşma dinlerlerdi. Bu konuşma, çoğunlukla askerin maneviyatını da yükseltirdi. Hz. Ali’nin H.37/657 Sıffin Savaşı’nda askere hitaben yaptığı konuşması, Hulefa-i Raşidin zamanında geçerli olan yöntemi ve savaş tekniğini de göstermektedir:”Saflarınızı düzgün tutun. Birbirine kenetlenmiş duvar gibi olun. Zırhlı adamları öne, zırhsızları ve miğfersiz olanları arkaya koyunuz. Çarpışmalarda dişlerinizi gıcırdatınız. Böylece kılıç darbeleri boşa gider. Sağa sola yayılın, böylece kendinizi mızraklardan daha iyi korursunuz. Savaşırken önünüze bakın. Çünkü o kalplerin sükûn bulması sebat için daha etkilidir. Kargılara eğiliniz. Böylece kargılardan en iyi şekilde korunmuş olur. Her şeyi hoş görünüz ve rahat olunuz. Bu kalbe kuvvet ve gayret verir. Sakın bağırıp çağırmayasınız. Seslerinizi kesiniz. Çünkü bu yenilgiye daha çabuk götürür. Böyle yapmak heybet ve vakara daha uygundur. Sancaklarınızı doğru ve dik tutunuz. Bunları kahramanlarınızdan başkasına teslim etmeyiniz. Doğruluk, sabır ve sebatla savaşınız. Ne derece sabır ve sebat gösterirseniz o oranda zafere ulaşırısınız.”3 Peygamberimiz ve diğer Raşit Halifeler de sefere gönderdikleri ordu komutanına konuşma yapar, nasihatlerde bulunur ve bir anlamda savaşta uyacakları kurallar hatırlatılırdı. Hz. Ebubekir’in Usame b. Zeyd’e yapmış olduğu konuşma bunlardan birisidir: “Davanıza ihanet etmeyiniz. Öldürülmüş olanların ağız, burun, kulak gibi organlarını kesmeyiniz. Çocukları, yaşlıları ve kadınları öldürmeyiniz. Hurma ağaçlarını ve meyve veren hiçbir ağacı kesip yakmayınız. Yemek için müstesna ne bir koyun, ne bir sığır, ne de bir deve kesmeyiniz. Manastırlara çekilmiş ve kendilerine dünyadan el etek çektirilmiş bir takım kimselere rastlayacaksınız. Onları ve kendilerini adadıkları şeylerle baş başa bırakınız. Yine kafalarının ortasını traş ettirmiş ve etrafını bırakıp sarık gibi bağlamış kimselerde göreceksiniz. Onların kafalarını kılıçla uçurunuz.”4 Bu konuşmada vurgulanan konular bir anlamda İslam ordularının temel felsefesi olacaktır. Yani kadın, çocuk, yaşlı ve din adamlarının öldürülmemesi, ağaçlara zarar verilmemesi ve ölülülerin uzuvlarının kesilmemesidir.

Silahlar

Kur’an’da şöyle buyurulur; “Onlara karşı, mümkün olduğu kadar güç hazırlayın. “Müslümanlar, bu ayetin etkisiyle düşmanlarına karşı hazırlıklı olmaya ve onların teknolojilerine sahip olmaya çalışmışlardır. Basit silahlardan zamanla civar uygarlıkların silahlarını alma, kullanma, öğrenme ve daha sonra da onları geçme şeklinde bir ilerleme sağlamışlardır. Arapların savaşlarda kullandıkları belli başlı silahlar da ok, kılıç, kargı, mızrak, kalkan, zırh ve mancınıktır. Mancınık kullanmayı Araplar bilmiyorlardı. Fakat Taif Kuşatması’nda peygamberimiz mancınık kullanmıştır. Mancınık kullanmayı Araplara Selman-ı Farisi öğretmiştir. İslam tarihindeki ilk debbabeyi Resulullah Taif kuşatması sırasında kullanmıştır.

Müslümanların o dönemlerde kullandıkları silahlarla ilgili Hz. Ömer ile Amr b. Madiyekerb arasında şöyle bir diyalog geçmiştir.

Hz. Ömer: “Bana Silahları anlat.”

Amr: “Dilediğini sor.”

Hz. Ömer: “Mızrak nasıl bir silahtır?”

Amr: “Kardeşindir. Bazen de seni aldatır.”

Hz. Ömer: “Ok nasıl bir silahtır?”

Amr: “Öldürücüdür. Hedefini vurabildiği gibi vuramaya bilir de.”

Hz. Ömer: “Kalkan nasıldır?”

Amr: “O siperdir. Bütün zorluk onun üzerindedir.”

Hz. Ömer: “Zırh hakkında ne dersin?

Amr: “Yaya için yük, atlı için yorgunluktur. Ama güvenilir bir koruyucudur.”

Hz. Ömer: “Kılıç hakkında ne dersin?”

Amr: “Silah dediğin ona denir.”5

1. Mancınık:

Günümüzün topuna benzer. Kuşatmalarda kullanılmaktadır. Taif kuşatması sırasında Selman-ı Farisi’nin yaptığı söylenmektedir. Daha sonra, Müslümanlar İran ve Suriyeyi fethettiklerinde bol miktarda mancınık elde etmişlerdir. Emeviler, mancınık yapımına büyük önem vermişlerdir.Müslüman askerler, mancınığı kullandıkları zaman tekbir getirir. Kur’an’dan ayetler okurlardı. Mancınıkla düşmana taş attıkları zaman “Üzerlerine istif edilip pişirilmiş çamurdan taşlar yağdırdık. Bu taşlar Rabbinin katında damgalanmışlardır. Bunlar, zalimlerden uzak şeyler değildir.”6 Ayetini, mancınık ateş attığı zaman ise “Onlara alevli ateş azabını hazırladık.(Mülk, 67\5) Böylece günahlarını itiraf ederler. Artık (Allah’ın rahmetinden) uzak olsun o alevli cehennemin mahkûmları.” (Mülk, 67\11) ayetini okurlardı.7

2. Debbabe:

3. Koçbaşı:

4. Dikenli Tel:Kuşatma esnasında her taraftan sivri uçları olan ağaç ve demir parçalarından oluşan dikenli tellerde kullanılmaktadır. İlk kez Taif kuşatması sırasında Hz. Peygamber (sav) tarafından kullanılmıştır. 8Surlara ve kale kapılarına koç başı şeklindeki kütüklerle saldırılarak delik açmaya çalışırlardı.Kuşatmalarda kullanılan bir çeşit ilkel tanktır. Üzerine yanmaması için sirkede bekletilmiş deri ile kaplı sert ağaçtan yapılmış tekerlekli bir kuledir. İçinde 10 asker olacak şekilde yapılmıştır.

Askeri Birlikler

Piyadeler\Müşat:

Süvariler:\Fürsan:

Okçular\Rümat:

Teknik Sınıf:

Mancınık Birliği

Ayyarun Birliği:

Neffatun:

Sağlık ekipleri ve sahra hastahanesi 9

Petrol , yanan bezler atmaktadırlar. Sapanları kullanma, ateşli taş, demir, yağ atmaktan sorumludurlar.: Mancınıkların kullanılması ve sevkiyatını sağlamaktadırlar. Orduyla birlikte çeşitli aletleri kullanabilen teknik sınıflar da bulunmaktadır. Örneğin debbabeler, dikenli tellerin kullanılması. Savaş, okçuların atışıyla başlar. Ayrıca ordunun korunmasını da sağlamaktadırlar. Pusularda da okçuların atışı önemlidir. Atlı birliklere çok önem verilirdi. Her süvari kendi atıyla savaşa katılırdı. Ganimetten süvari birliklerin payı daha fazlaydı.

Denizcilik

Aslında İslam tarihinde denizcilik faaliyetlerinin tarihi her ne kadar Hz. Osman döneminde Muaviye’nin Suriye’de başlattığı söylense de bunun tarihi Hz. Peygamber (sav) zamanına kadar uzanır. Mekke şehir limanına denizden zencilerin saldırısı oldu. Resulullah (sav) bunlara karşı Alkametun Mucezziz el- Mudlicî komutasında 300 kişiden oluşan bir kuvvet gönderdi. Bunlar, sahile yakın bir adaya çıkarma yaptılar. Bunun üzerine zenciler çekilince geri döndüler. Kaynaklar, bu dönemde Müslümanların deniz araçlarına sahip olduğunu söylemektedir. Bu olaydan iki yıl sonra Mûte Savaşında Resulullah (sav) küçük bir askeri birliği deniz yoluyla gemilerle gönderdi.10 Hz. Ömer döneminde Habeşlilerin Müslümanlara saldırmaları üzerine Alkame Mücezziz el- Müdlecî komutasında bir donanma gönderildi. Fakat bu donanma yenilip askerleri imha edildiğinden Hz. Ömer deniz savaşına ve donanma kurulmasına soğuk bakmaya başladı. Müslümanları deniz seferi yapmaktan men etti.Hz. Osman’ın halifeliği döneminde Şam valisi Muaviye’nin ısrarı üzerine deniz seferlerine izin verilmiştir. H. 28 yılında Muaviye Kıbrıs seferine çıkarak vergiye bağladı. İlk deniz savaşı Bizansla yapılan Zatüssevari savaşıdır. Müslümanlar bu savaşı kazanarak Akdeniz’de bir güç olduklarını ispatlamış oldular. Müslümanlardan ilk donanma komutanı Abdullah b. Kavs el-Casi’dir. O, Hz. Muaviye döneminde Kıbrıs’ın fethini sağlayan donanma komutanıdır. Bu olay, müslümanların Akdeniz’deki ilk denizcilik faaliyetleriydi. İslam tarihindeki ilk tersane Emevi halifesi Abdülmelik b. Mervan tarafından Tunus’ta kuruldu. Ardından birçok şehirde tersaneler kuruldu. Bunların başlıcaları Mısır’ın Revda adasında, Beyrut ve Sur kentlerinde kurulanlardır. Bu halife, Afrika valisi olan Hasan b. Numan’a da tersane kurulması gerektiğini bildirdi. Bu şekilde oluşturulan donanma Sicilya fethine çıktı. Ancak başarılı olamadı.

Askeri Eğitim

İlk dönemlerde askeri eğitim için özel bir okul bulunmamaktadır. Askeri eğitim, daha çok pratik bir şekilde verilmektedir. Hz. Peygamber(sav) döneminde askeri eğitim, ata binmek, kılıç kullanmak, ok atmak ve mancınık kullanmaktır. Her kabile, kendi gençlerine bu silahları kullanmayı öğretiyordu. Ordular, bir anlamda kabilelerin gençlerinden oluşuyordu. Devlet, sadece bu kişilere hedef gösteriyordu. Fakat Emevilerle birlikte denizcilik eğitimi ve özel muhafızlara eğitim verilmiş, yine de profesyonel anlamda bir askeri eğitim verilmemekteydi. Sadece askerler, barış zamanlarında talim yaparlardı.

 

 

Dipnot:

Saf Suresi. 4

Baltacı, Cahit, İslam medeniyeti tarihi, İstanbul 2005

İbni Esir, a.g.e

İbni Esir, a.g.e c.2 sh:308

Ebu Halil, Şevki, İslam ve Dünya Medeniyetleri Tarihi, Çev. Atik Aydın, Abdulhadi Timurtaş, sh: 309, İst. 2005

Hud, 11\82-83

Ebu Halil, Şevki, İslam ve Dünya Medeniyetleri Tarihi, sh: 310

Ebu Halil, Şevki, İslam ve Dünya Medeniyetleri Tarihi, sh: 310

Ebu Halil, Şevki, İslam ve Dünya Medeniyetleri Tarihi, Çev. Atik Aydın, Abdulhadi Timurtaş, sh: 313, İst. 2005

İbni Asakir, Tarih Dimeşk, C.1, s: 394

Başlıca silahları kılıç, mızrak, zırh, miğfer ok ve yaydır.

İbrahim Halil Er

Milli Şuur Dergisi

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat