Manevi Seferberlik Başlatılmalı

 

Kırklareli Üniversitesi Öğretim Üyesi Psikiyatrist Prof. Dr. Sefa Saygılı ile toplumsal sorunları konuştuk

 

Toplumu içten içe kemiren hastalıklar, alkol, uyuşturucu, gayri meşru ilişkiler, eğlence zihniyeti, kısa zamanda köşe dönme zihniyeti, helale harama dikkat etmeden yaşama zihniyeti gibi hastalıklar giderek toplumda yayılma halinde. Bu yüzden hep beraber manevi seferberlik başlatmamız gerekir.

 

Hocam, Türkiye’de sosyal hayatta müthiş bir dönüşüm yaşanıyor. İnsanlar aile içi iletişiminden uzak birbirine yabancılaşıyorlar, aynı apartmanda yaşayan ama birbirinden habersiz komşuluk ilişkileri ortaya çıkıyor. Toplumdaki bu dayanışmasızlığı, bu yozlaşmayı, bu birbirine yabancılaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Söyledikleriniz sonuna kadar doğru. İnsanlar giderek bireyselleşiyorlar, toplumsal hayattan kopuyorlar. Bunun sebepleri ve etkileri var tabii ki. İnternet, cep telefonları, televizyonlar, özellikle televizyon dizileri insanları kendilerine yeter hale getiriyor, sanal olarak. Böyle olunca insanlar kendi başına, kendi dünyalarında kendi bireyselliklerini yaşamaya başlıyorlar. Başka insanların sıcaklığı, sohbeti onları ilgilendirmiyor, ihtiyaç olmuyor gibi bir durum meydana geliyor. Bu da insanlarda bir takım psikolojik sıkıntıları getiriyor. Stresi, gerginliği artırıyor. Bunun bir başka sebebi de insanların yaratılış gayesinden kopuşu. Söylediğimiz bu tür meşgaleler insanı, Allah inancından ve ibadetten uzaklaştırıyor. Bu da insanı yabancılaştıran ve yalnızlaştıran bir başka faktör. Giderek kendine dönmesini sağlayan, içe kapanıklaştıran farklı unsurlarla karşı karşıyayız.

 

Maneviyattan kopuyoruz, maneviyatsızlaşıyoruz yani

Elbette. Maneviyatımız zayıflıyor. Bizim manevi damarlarımızı besleyen unsurlar giderek ortadan kalkıyor.

 

Toplumu ayakta tutan dinamikler vardır, maneviyat, ahlak, kardeşlik, muhabbet gibi. Bunlar toplumun çimentolarıdır. Bu tür hasletleri yok olan bir toplum haline geliyoruz. Bu gidiş sosyal yapımız için kötü değil mi hocam?

Giderek maddecileşen, giderek manevi değerlerden kopan, köşe dönmeci, fırsatçı, vur patlasın çal oynasın bir eğlence anlayışına sahip bir toplum haline doğru hızla yolalıyoruz. Bu durumu endişelenerek görüyorum.

 

Ahlak ve maneviyat seferberliği

Yeni bir diyalog ve kaynaşma sürecini nasıl başlatabiliriz?

Toplu bir hareketle başlar bu. Alttan gelen bir hareket gerekir. İnsanlarımızı bu konuda, özellikle gazetemiz gibi bilinçlendirmek, “Önce ahlak ve maneviyata” önem vermek. İnsanın yaratılış gayesini ortaya koymak ve ehemmiyet vermek. Maddi yönden fedakarlığa, dayanışmaya, birbirlerine dayanışmalarına, zor durumda olana, yoksula yetime ilgi göstermeye yönelik kampanyalar başlatmak gerekiyor. Bu köklü bir şeydir, harekettir. Topyekün bir harekettir. Halkın bir şekilde içinde olmasını sağlamamız gereken bir sivil hareketin başlaması gerekir.

 

Bunları yapacağımız kaynaklarımız da sınırlı. Gazete okumuyoruz, kitap okumuyoruz. Sadece izleyen ve izlediğini yorumlayan bir toplum haline geldik. Televizyonları izleyen, kahramanların hayatına göre hayatını biçimlendiren insanlarımızla bu dönüşüm sağlanabilir mi? Bu anlamda kitle iletişim araçlarına düşen görevlerden bahseder misiniz?

Kesinlikle kitle iletişim araçları reytingden ziyade toplumu aydınlatma, bilgilendirme, daha mutlu hale getirme, dayanışmayı, kaynaşmayı artırma yolunda faaliyetlere öncelik vermeli, bunu gaye edinmeliler diye düşünüyorum. Bu belki az izlenmelerine sebep olabilir ama, topluma çok önemli katkıda bulunmuş olabilirler. Bunu düşünmeleri gerekiyor. Televizyonlara hakim olan eğlence anlayışının artık bilgilendirme, doğruya güzele yönlendirmeye doğru yol almasını diliyorum. Eğitim, öğretim, kitleleri doğru bilgiye yönlendirme olması gerektiğine inanıyorum.

 

Alkol, uyuşturucu ve sigara toplumsal afettir

Siz aynı zamanda zararlı alışkanlıklarla mücadele ile ilgili çalışmalar da yapıyorsunuz. Son dönemde yapılan araştırmalarda sigara, içki ve uyuşturucu kullanma yaşının giderek azaldığı, hatta ilkokul seviyesine indiği anlaşılıyor. Bir yanda böyle bir tablo ortadayken, son zamanlarda içkiyle ilgili ilginç bir tartışma da yaşıyoruz. Bu tartışmalar için neler söyleyeceksiniz?

Gerçekten alkolün, uyuşturucunun sayılamayacak kadar zararları var toplum için. Sigara sadece içene zarar vermiyor, çevresindeki insanlara da “Dumanaltı olmak” suretiyle müthiş zararlar veriyor. Hamile bir anne içerse, karnındaki çocuğa zarar veriyor. Ailesinde sigara içilen çocukların birçok hastalığa yakalandığı tesbit edilmiş durumda. Alkol içene zarar vermiyor sadece. Ailede boşanmalar, yaralanmalar, cinayetler, intiharlar, iş kazaları, trafik kazaları gibi birçok şeyin müsebbibi alkol. Alkol, uyuşturucu ve sigara toplum için bir afet durumunda. Bu sebeple bunlardan uzaklaştıracak ne olursa olsun bizim desteklememiz gerekir. Ama bazı kişiler, maalesef, toplumu düşünmeyen bencil kişiler, “Özgürlüklerin kısıtlanması” gibi bir gerekçeye sığınarak bu illetlere kılıf bulmaya çalışıyorlar. Bu tez doğru değildir. İsteyen istediği yerde içebilir. Ama toplumun diğer fertlerine saygı göstermek, onların sağlıklarına ve hürriyetlerine de saygı göstermesi gerekir. Ben bu tartışmaları, ortalığı gürültüye boğmak için yapılan bir takım siyasi tartışmalar olarak görüyorum. Kesinlikle alkol, sigara ve uyuşturucu toplum düşmanıdırlar. Toplum için afettirler.

 

Dinimizin değerlerine önem verelim

Modern toplumun hastalıkları da değişiyor. Özellikle stres toplumu kendisine esir ediyor. Diğer manevi hastalıklarımız da var. Manevi hastalıklarımızın tedavisi için insanlarımıza neler önerirsiniz?

İnsanların öncelikle nerde hata yaptığı konusunda kendileriyle barışık bir biçimde tefekkür etmesini öneriyorum. İkincisi, ibadete ve duaya, Allah’ü Tealanın adını anmaya zaman ayırmasını öneriyorum. Batı toplumuna baktığınızda bir meditasyon denilen bir şey var. İnsanlar yarım saatlerini, bir saatlerini ayırıyor, kendilerini konsantre ediyor. Bizim dinimizde ise namaz var, farklı ibadetlerimiz var. Bunlara önem vermesini diliyorum. İslamın yasakladığı haram şeylerden el çekmesini öneriyorum. Böyle olursa, daha arınmış, daha farklı bir toplum haline geliriz diye düşünüyorum.

 

Sizler toplumun nabzını tutan insanlarsınız. Hastalarınız vasıtasıyla toplumun manevi hastalıklarının nabzını da tutuyorsunuz. Vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

Toplumu içten içe kemiren hastalıklar, alkol, uyuşturucu, gayri meşru ilişkiler, eğlence zihniyeti, kısa zamanda köşe dönme zihniyeti, helale harama dikkat etmeden yaşama zihniyeti gibi hastalıklar giderek toplumda yayılma zihniyetinde. Bu yüzden hep beraber manevi seferberlik başlatmamız gerekir.

 

Hocam, son olarak tarihimize, kendi kültürümüze yabancılaştığımız bir popüler diziden bahsetmek istiyorum. Ne diyorsunuz bu dizi konusunda? Bir toplum kendi tarihine yabancılaşırsa kendine de yabancılaşmaz mı?

Maalesef, bizim iftihar ettiğimiz, geçmişte övünç duyduğumuz bütün unsurlara saldırarak ayaklar altına almaya çalışan bir medya zihniyeti söz konusu. Bizi havada, ayaklarımız boşlukta bırakmak için her şey yapılıyor. Üzüntüyle karşılıyorum.

 

Çok teşekkür ediyoruz

Ben de teşekkür ediyorum.

 

 

Röportaj: Nedim Odabaş

FavoriteLoading Bu yazıyı Favorilerime ekle

BENZER YAZILAR

Yorum Yapın

*

Önceki yazıyı okuyun:
Teravih Tefsirleri 1433-15

Araf Suresi 59-72. Ayetler. Peygamberlerin sayıları Kuran-ı Kerim'de isimleri sayılan peygamberlerin özellikleri. Hz. Nuh'un öne çıkan özelliği nedir? Ömrü? Peygamberlik...

Kapat